Nelere mi? Hemen sıralayayım. Akşam yemeği saatinde, kentin muhtelif bölgelerindeki turistik restoranlarda, apaçi model saçlı garsonların müşterilerini eğlendirmek için ortaya koydukları 'muhteşem” dans figürlerine… Üzerine binen...
Nelere mi? Hemen sıralayayım.
Akşam yemeği saatinde, kentin muhtelif bölgelerindeki turistik restoranlarda, apaçi model saçlı garsonların müşterilerini eğlendirmek için ortaya koydukları “muhteşem” dans figürlerine…
Üzerine binen turistlerin yaralanmalarına sebep oldukları için Bodrum ve Marmaris’te yasaklanıp kapağı Alanya’ya attıkları ileri sürülen iki tekerlekli elektrikli aletlerin (my pet) ön kısmında nedense Alanya Belediyesi logosu olmasına…
Oba Stadyumu’ndan bir ton demir çalarken utanıp sıkılmayan şahsın, polise yakalandıktan sonra, gazetecilere elleri kelepçeli bir şekilde mahcup bir ifadeyle poz vermesine…
Yerel siyasetin, sanki daha geçen hafta Kuşyuvası’nda üç vatandaşımız hayatını kaybetmemiş gibi, “Alanya Huzurevi ve Mahmutlar’daki okula hizmeti sen getirmedin ben getirdim” kısır döngüsü içine girmesine…
Kaderin bir cilvesi gibi, bir önceki Alanya Belediye Başkanı Cengiz Aydoğan ile şimdiki başkan Hasan Sipahioğlu’nun, başka partilere transfer olduklarının ikinci senesinde fıtık olmalarına…
800 milyon Avrupalının temsil edildiği Avrupa Konseyi’nin parlamenterler meclisine başkan seçilme başarısı gösteren Alanyalı milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu’ndan söz ederken, “Canım, başkanlığını yaptığı yer bizim belediyenin kent konseyi gibi işlevsiz bir yermiş” diyen kifayetsiz muhterislere…
Söze başlarken, “Efendim, Alanya’mız turizmin başkenti” diye bol keseden sallayıp böbürlenen yerel yöneticiler ve turizm derneklerinin, “İyi hoş da, sanki bir İç Anadolu kasabasıymışız gibi, devasa arazilere sahip Karayolları Bölge Şefliği ve Sanayi Sitesi neden hala şehrin tam göbeğinde?” sorularına hiçbir yanıt verememelerine…
Geçen akşam Otogar’ın dibindeki kapalı yüzme havuzundan çıkarken, sigaramı yakmak için ateş istediğim itfaiye müdürlüğü bahçesinde oturan itfaiye erlerinin, “Bilader, tam da yerine geldin. Ateşin kralı bizde!” şeklinde ince espri yapma yeteneklerine…
Herşey dahil sistemle çalışan ufak otellerin, Türk gecesi adı altında yaptıkları “iğrenç” ve “seviyesiz” aktivitelere…
Sırf, sezonun kötü geçmesi yüzünden zor günler yaşayan esnaf duyup da tepki göstermesin diye, ailecek gittikleri Bodrum-Çeşme tatillerini özenle gizleyen bir kısım siyasetçinin, “Bilader, kaç gündür ortalarda yoktun, nerelerdeydin?” diye soran eşe dosta, “Vallahi hastaydım, bir haftadır yayladaki evden hiç çıkmadım kardeş” demek zorunda kalmalarına…
Ben işte asıl bunların hastasıyım…
Başka bir şeyin değil…
(Başka hasta olduğum şeyler de var, onları da sizinle ilerleyen günlerde paylaşacağım)
Sokak hayvanına
‘Otomatik Suluk’
ALANYA Belediyesi’nin birkaç hafta önce başlattığı bir kampanya var, belki afişlerine refüjlerde rast gelmişsinizdir.
Bu kampanya ile kedi, köpek ve kuş cinsi sokak hayvanlarının içmesi için evlerin ve işyerlerinin önüne su kabı konulması isteniyor ve vatandaşlara, “Biraz daha duyarlı olalım” çağrısında bulunuluyor.
Geçtiğimiz yıllarda Alanya’nın muhtelif bölgelerine yaptırılan kaldırımlar için “pamuk eller cebe” diyen Alanya Belediyesi’nden de başka bir kampanya beklenemezdi zaten.
Sokak hayvanlarının içmesi için gereken suyu bile vatandaştan isteyen Alanya Belediyesi’ne, dün Manisa’dan ilginç bir yanıt geldi.
Manisalı girişimci Arif Koçak, kurduğu atölyede, sokak hayvanlarının su içebilmesi için haznede sürekli su bulunmasını sağlayan Otomatik Suluk üretmiş.
Yandaki fotoğrafta hem Koçak hem de ürettiği suluk görülüyor.
Geçmişte, bir fabrikadaki köpeğin bayram tatilinde susuzluktan ölmesinin kendisini çok etkilediğini, özellikle yaz aylarında sokak hayvanlarının susuzluktan ölmemeleri amacıyla bir düzenek geliştirmeye karar verdiğini anlatan Koçak, icadı hakkında şunları söylemiş: “Otomatik sulukta sistem suyu şehir şebekesinden veya hidrofordan alıyor. Gelen su, alttaki bölmeden suluğa giriyor ve belli bir seviyede sistem otomatik olarak su girişini kapatıyor. Kap içerisindeki su, hayvanlar tarafından içildikçe ya da güneşin etkisiyle buharlaştıkça, otomatik mekanizma sayesinde eksilen su tamamlanıyor ve hazne hep suyla dolu kalıyor.”
Koçak, ürünün bir direğe, ağaca veya duvara kolayca monte edilebildiğini, istenildiğinde kolayca sökülebildiğini, sulukların, park, bahçe ve sokaklarda kullanılabileceğini belirtmiş.
Şimdiye kadar 350 suluk ürettiğini açıklayan Koçak, İzmir'in Narlıdere, Güzelbahçe ilçe belediyeleri ile Manisa'nın Gördes Belediyesi’nin, tanesi, KDV hariç 100 TL olan suluklardan aldığını ifade etmiş.
İşte proje, işte otomatik suluk!
Üreticinin adresi de belli, telefonu da!
Açıyorsun bir telefon, Manisa Ticaret ve Sanayi Odası’na…
Arif Koçak’ın numarasını veya iletişim adresini istiyorsun…
Tanesi 100 TL olan otomatik suluklardan satın alıp, yazın 40 derece sıcağın altında fellik fellik su arayan sokak hayvanlarının derdine derman oluyorsun…
Bunu kime mi söylüyorum?
“Anlayan anladı” desem, yeterli gelir mi?