BDP Milletvekillerinden, Selahattin Demirtaş, Hasip Kaplan ve diğerleriyle, eski milletvekillerinden Leyla Zana'nın son zamanlarındaki açıklamaları anlaşılır gibi değil. Ertuğrul Kürkçü'nün TBMM de araştırma komisyonunda derdini...
BDP Milletvekillerinden, Selahattin Demirtaş, Hasip Kaplan ve diğerleriyle, eski milletvekillerinden Leyla Zana’nın son zamanlarındaki açıklamaları anlaşılır gibi değil.
Ertuğrul Kürkçü’nün TBMM de araştırma komisyonunda derdini anlatamaya çalışan, şehit askerin eşinin ağlayarak anlattıklarına dönük ortaya koyduğu tepki şahsen beni hayretler içinde bıraktı.
Son dönemde, güvenlik güçlerinin PKK terör örgütüne dönük operasyonları, örgütün acımasızca ortaya koymaya çalıştığı eylemleri boşa çıkaracak önlemler alma konusundaki başarısı karşısında telaşa düşen örgüt yandaşlarıyla uzantıları, dağda ve kırda zayıflayan hatta beli kırılmaya başlayan silahlı gücün yerine, kentlerde belli zorlamalar ve baskılarla mitingler düzenleyip, buralarda sert açıklamalar yaparak, Türk- Kürt kutuplaşmasını körüklemeye, güvenlik güçlerini ve de mevcut iktidarı tahrik etmeye çalışmaktalar.
Kürt halkının önemli bir bölümünce de tasvip ve destek görmeyen PKK terör örgütü ve onu siyaset sahnesinde temsil eden BDP’nin son çıkışları karşısında, sempatizanlarının bile önemli bir bölümünün desteğini kaybetmeye başladı.
BDP Milletvekilleri, bu agresif çıkışları ve de yasa dışı eylemleri ve de açıklamalarıyla, suç işleyerek dokunulmazlıklarının kaldırılarak yargılanmaları hatta partinin kapatılması için ellerinden geleni yapmaktalar.
Bu suretle de, mağdurları oynayıp, her iki toplum arasındaki yapay kutuplaşmayı düşmanlık çizgisine taşıyabilme adına ellerinden geleni yapıyorlar ve yapmaya da devam edecekler gibi gözüküyor.
Kimi savcı ve yargıçların ne zaman ne yapacağı pek belli olmuyor!
Eski Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ’un belli iddialara dayalı olarak yargılanmasına diyecek bir şeyimiz olamaz ama, tutuklanmasının pek doğru olmadığı, tutuksuz yargılanmasının çok daha doğru olacağı konusunda Başbakan bile görüş beyan etti.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na fezleke hazırlanması, Türk siyasetinin ve yargısının bürokratik oligarşinin vesayetinden kurtulup demokratikleşmeye geçiş sürecinden ve de sivilleşmeden söz edilirken, bu sefer de, iktidarın diktasına dayalı bir vesayetten söz edilmesine neden olmakta.
Hele hele, Diyanet İşleri'nin çocuk yaştaki ilköğretim öğrencilerini Hacca götürmeye kalkması, Laik Cumhuriyet konusunda belli kaygıları sürekli dile getiren kesimleri haklı çıkartmaya dönük bazı bürokratların bu tür çıkışlarının mevcut iktidara zarar verdiği bir gerçek.
Eğer bu tür yanlış adımlar, iktidarın kontrolünde ve bilgisi dahilinde gündeme geliyorsa, geleceğimiz konusunda kaygı duymamız kadar doğal bir şey olamaz.
Yok tüm bunlar bazı yargıçların ya da bürokratların keyfiliğine ya da iktidara yaranmaya, hatta iktidarı yıpratmaya dönükse, bundan dolayı da ciddi endişe duymamızda yarar var.