Silivri açıklarında 14 Eylül günü saat 13.15 sıralarında denizde bir ceset bulunduğu ihbarı üzerine Sahil Güvenlik ekipleri bölgeye sevk edildi. Denizden alınarak Silivri Limanı'na getirilen cansız beden üzerinde yapılan ilk incelemede, uzun süre suda kalmaya bağlı tahriş ve bozulma nedeniyle kimliğin olay yerinde belirlenemediği bildirildi.

Kurtlar Vadisi senaristleri Kozinoğlu soruşturmasında ifade verdi
Kurtlar Vadisi senaristleri Kozinoğlu soruşturmasında ifade verdi
İçeriği Görüntüle

Cansız beden, kimlik tespiti ile kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu'na gönderildi. Yürütülen incelemeler sonucunda cesedin, Silivri açıklarında batan "Tuğberk İmamoğlu" isimli geminin kaptanı Yaşar Kayhan'a ait olduğu tespit edildi. Böylece gemi kazasının ardından sürdürülen arama çalışmalarında kayıp mürettebata ilişkin önemli bir gelişme yaşandı.

KAZA 2 EYLÜL'DE MEYDANA GELMİŞTİ

Silivri açıklarındaki deniz kazası 2 Eylül 2026'da meydana gelmiş, Türk bayraklı "Alsu" ile "Tuğberk İmamoğlu" isimli ticari gemiler Marmara Denizi'nde çarpışmıştı. Çarpışmanın ardından Tuğberk İmamoğlu gemisi batarken gemide bulunan 10 kişilik mürettebata ulaşılamamış, geniş çaplı arama kurtarma faaliyeti başlatılmıştı. Sahil Güvenlik, Kıyı Emniyeti ve Deniz Kuvvetleri unsurlarının katıldığı çalışmalarda daha sonra batan geminin yeri de tespit edilmişti.

ADLİ SORUŞTURMA SÜRÜYOR

Kazayla ilgili Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında gemilerin seyir ve teknik kayıtları, köprü üstü uygulamaları ve çarpışma öncesindeki süreç incelemeye alındı. Hazırlanan ön bilirkişi değerlendirmeleri de soruşturma dosyasına girdi. Bu tür deniz kazalarında ön raporlar nihai kusur tespiti anlamına gelmezken, kesin hukuki sorumluluk teknik incelemelerin ve adli sürecin tamamlanmasının ardından belirleniyor.

DENİZDEN ÇIKARILAN CENAZELERDE KİMLİK TESPİTİ NASIL YAPILIYOR?

Uzun süre denizde kalan kişilerin dış görünüşe dayalı olarak teşhis edilmesi her zaman mümkün olmayabiliyor. Bu durumda Adli Tıp uzmanları, mevcut bulguların durumuna göre parmak izi, diş kayıtları, DNA incelemesi ve diğer adli kimliklendirme yöntemlerinden yararlanabiliyor. Gerektiğinde yakınlarından alınan örneklerle karşılaştırma yapılarak kimlik doğrulanıyor. Otopsi sürecinde ayrıca ölüm nedeni ve ölümle kazanın bağlantısının belirlenmesine yönelik incelemeler gerçekleştiriliyor.

ARAMA ÇALIŞMALARINDA DENİZ ŞARTLARI BELİRLEYİCİ

Denizde meydana gelen kazaların ardından yürütülen arama faaliyetlerinde akıntı, rüzgar, su sıcaklığı, görüş mesafesi ve deniz tabanının yapısı operasyonların seyrini doğrudan etkileyebiliyor. Kayıp kişilerin veya gemiye ait parçaların kaza noktasından farklı bir bölgede bulunabilmesi nedeniyle arama alanları elde edilen yeni veriler doğrultusunda genişletilebiliyor. Deniz yüzeyi taramalarının yanında sonar ve su altı görüntüleme sistemleri de batıkların konumlandırılmasında kullanılabiliyor.

MARMARA DENİZİ YOĞUN TİCARİ TRAFİĞE SAHİP

Silivri açıklarının da içinde bulunduğu Marmara Denizi, Karadeniz ile Ege ve Akdeniz arasındaki deniz ulaşımının önemli geçiş alanlarından biri konumunda. İstanbul ve Çanakkale boğazlarına bağlanan bölgede yük gemileri, tankerler ve diğer ticari deniz araçlarının yoğun hareketliliği bulunuyor. Bu nedenle seyir güvenliği, vardiya düzeni, radar ve elektronik seyir sistemlerinin etkin kullanımı ile uluslararası çatışmayı önleme kurallarına uyulması deniz kazalarının önlenmesinde kritik önem taşıyor.

KESİN SONUÇ ADLİ VE TEKNİK İNCELEMELERLE ORTAYA ÇIKACAK

Kaptan Yaşar Kayhan'ın kimliğinin belirlenmesinin ardından kazayla ilgili hem arama faaliyetleri hem de adli soruşturma devam ediyor. Geminin neden battığı, çarpışmaya hangi koşulların yol açtığı ve tarafların olası kusur oranları; seyir kayıtları, teknik veriler, bilirkişi raporları ve diğer deliller birlikte değerlendirilerek netleştirilecek. Soruşturmanın tamamlanmasına kadar ön raporlardaki değerlendirmelerin kesinleşmiş yargı kararı veya nihai kusur tespiti olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.

Kaynak: Haber Merkezi