ALANYA'DA MHP deyince akla gelen üç beş isimden biri olan eski milletvekilimiz Hüseyin Yıldız'ı severim, sayarım. Örneğin, 1995 Genel Seçimleri sürecinde muhabir kimliğimle MHP'lilerin yanında dağ taş, dere tepe dolaşırken,...
ALANYA’DA MHP deyince akla gelen üç beş isimden biri olan eski milletvekilimiz Hüseyin Yıldız’ı severim, sayarım.
Örneğin, 1995 Genel Seçimleri sürecinde muhabir kimliğimle MHP’lilerin yanında dağ taş, dere tepe dolaşırken, “Hüseyin abi, gel şurada bir fotoğraf çektirelim. Çünkü sen ileride milletvekilli olacaksın, ben de bu fotoğrafı eşe dosta gösteririm” diyen ilk, belki de son muhabir benim.
Sağ olsun, kendisi de her zaman söyler.
“Benim milletvekili olacağımı ilk kez Alper, hem de ta 1995’te söylemişti” der.
Yazının girişinde de dediğim gibi, yılların deneyimli siyasetçisi, ülkücüsü, özü sözü bir adamı Hüseyin Yıldız’ın kişiliğine yönelik en ufak bir eleştiri yapma fikri, aklımın ucundan bile geçmez.
Ama dünkü, “Attan inip eşeğe binmem” açıklamasının beni bir hayli şaşırttığını ve üzdüğünü söylemek isterim.
Ne diyor, Hüseyin Yıldız, anımsayalım.
“Alanya ve Antalya'da partinin başına geçme niyetim yok. Ben Ankara'yı düşünüyorum. Başkaları gibi attan inip eşeğe binmem.”
Ve şöyle devam ediyor:
“Kamuoyunda isimleri MHP İlçe Başkanlığı'na aday olarak geçen bazı kişiler var. Bu isimlerden bazılarının MHP İlçe Başkanlığı yapacak kapasiteleri bile yok. MHP İlçe Başkanlığı yapacak kişi, partinin geçmişini bilecek, büyüklerini sevecek ve saygı gösterecek. Parti başkanı oldum diye toplumu gerecek açıklamalardan kaçınacak biri olmalı.”
Bitti mi?
Elbette bitmedi.
Hüseyin Başkanım altın vuruşu şöyle yapıyor:
“Ben yerel siyaseti bıraktım. Artık milletvekilliği yapmış birisi olarak hedefimde MHP Genel Merkezi var. Amacım ilk MHP Büyük Kurultayı'nda partinin üst yönetiminde görev almak. O mevkiden de MHP Genel Başkan Yardımcılığı gibi önemli bir görev alırsam, Türkiye'de siyaset yapmak istiyorum. Alanya ve Antalya gibi yerel siyasette artık yokum. Genel Başkanımız Devlet Bahçeli, ‘Sen Alanya'ya aday olacaksın’ derse o zaman iş değişir. O demediği müddetçe küçük yerlerde gözüm yok.”
Dün Hüseyin Başkanımın bu açıklaması beni epey düşündürdü.
Nedeni şu.
BİRİNCİSİ: “Attan inip eşeğe binmem” klişesinde, eşek olarak adres gösterdiği yer, bir zamanlar kendisinin de başkanlık koltuğuna oturduğu MHP İlçe Teşkilatı olsa gerek. Ben bu açıklamadan onu anladım.
İKİNCİSİ: “Kamuoyunda MHP’ye başkan adayı olarak isimleri geçen kişilerin buna kapasiteleri yetmez” diyor. Benim bildiğim bugüne kadar üç kişinin ismi başkan adaylığında geçti. Bunlardan biri ALTSO Meclis Başkanı Mustafa Tuna, diğeri Belediye Meclisi Üyesi İbrahim Görüş ve son olarak Cikcilli Belde Başkanı Şefik Bahçe’ydi.
Bana göre her üç isim de şu an bulundukları kurumlarda MHP’yi en iyi şekilde temsil etme gayretindeler.
ÜÇÜNCÜSÜ: Hüseyin Yıldız, açıklamasının bir bölümünde, “Artık küçük yerlerde gözüm yok” diyor. “Hedefim MHP Genel Başkan Yardımcılığı” diye de ekliyor. “Küçük” dediği yer Alanya. Yani şu anda kendisinin ve bizlerin, kendisine oy veren ülkücülerin/vatandaşların yaşadığı yer. Üstelik milletvekili seçilemediği için attan indiğini kabul ediyor ama kendisini attan indiren, yani iyi bir sıralamaya koymayan MHP Genel Merkezi’nde önemli bir görev almayı hala umut ediyor.
Oysa…
Siyaset konusunda onun gibi bir ummanın yanında damlacık olan ben, “İsminiz ilçe başkanlığı için geçiyor, ne diyorsunuz?” sorusuna, Hüseyin Başkanımdan kendisine has esprili üslubu ile şöyle bir açıklama yapmasını beklerdim.
“Alanya benim ilk göz ağrım. Birileri bana ‘Attan inip eşeğe mi binilir’ diyor ama ben MHP İlçe Başkanlığı’na yıllarımı verdim. Hatta milletvekili olabilmemin en büyük yardımcısı bu koltuk olmuştur. Bu koltuğa ‘Eşek’ diyenin ağzına biber sürerim. Ama takdir edersiniz ki Ankara’da dört yılımı geçirdim, orada önemli kademelerde pek çok dost ve arkadaş edindim. Alanya halkı ve parti tabanım eğer bana müsaade ederse, Alanya’nın ali menfaatleri için birikimlerimi Ankara’da değerlendirmek istiyorum. İlçe başkanlığı için isimleri geçen arkadaşlarımın hepsi birbirinden değerli, hepsine şimdiden başarılar diliyorum. Onların birer ağabeyi ve parti büyükleri olarak her zaman yanlarında olduğumu da bilmelerini istiyorum.”
Kendi partililerini küstürmek ve onların içten içe düşmanlığını kazanmak yerine, partilileri ve seçmeni kucaklayacak böyle bir açıklama yapsa, fena olmaz mıydı?
Mc Donalds’ın sahibi
tost yerken yakalandı
ADALET ve Kalkınma Partisi (AK Parti) İlçe Teşkilatı ARGE Başkanı, aynı zamanda dünyaca ünlü fast food mağazalar zinciri Mc Donalds’ın Alanya’daki iki şubesinin sahibi olan Zekai Avcı, objektiflere “salçalı tost” yerken yakalandı. Çarşı merkezindeki küçük bir çay ocağının kuytu köşesinde salçalı tostunu yerken karşısında bir anda gazetecileri gören ve panikleyen Avcı, “Üniversite yıllarımda nakit sıkıntısı yüzünden hemen hemen her gün salçalı tost yerdim. Şimdi Allah’a şükür Alanya’da iki Mc Donald’s mağazam var ama her gün hamburger yenilmiyor. Bazen eski günleri yad etmek için buraya gelip salçalı tost yiyorum” dedi.
Zavlak’tan şiirli davetiye
24 EYLÜL Cumartesi günü Oba beldesindeki Sadullahoğlu Ailesi’ne ait Green Garden Apart Otel’de dünya evine girecek olan MHP İlçe Teşkilatı Basın Sözcüsü Hacı Mevlüt Zavlak ile Alanya Belediye Meclisi’nin CHP’li üyesi Nilüfer Sadullahoğlu’nun düğün davetiyeleri hazırlandı. Kız tarafının davetiyeleri dağıtmaya başladığı, erkek tarafının ise yakınlarına bugünden itibaren davetiye göndereceği öğrenildi. Alanya siyasi tarihinde ilk kez CHP ile MHP’yi dünür yapacak olan ve siyaset dünyasının ilgiyle beklediği düğün töreni öncesi hazırlanan davetiyenin içerisine, damat adayı Hacı Mevlüt Zavlak tarafından oldukça anlamlı bir şiir yazıldı. Davetiyeyi alanların defalarca okuduğu şiirin Zavlak’ın bizzat kendisi tarafından kaleme alındığı öğrenildi. İşte, CHP ile MHP’yi dünür yapacak olan ve bir hayli görkemli olması beklenen düğün öncesi çok konuşulan Zavlak’ın o şiiri: “Geçtim nice mamur illerden, bir küçük köye geldim. Ne mermer yolları vardı, ne görkemli konakları. Bir kadim çınar gölgesine değişip nice şadırvanları, bu köye konasım geldi. Yıllarca nadasa bırakıp, “Bir Babil Bahçesi” eylemek istediğim gönlüme, bu çorak köyde buğday ekesim geldi. Her güneşin doğuşunu bir başka ilden izlemek isterken, kendi güneşim batasıya bu çınarın gölgesine yatasım geldi. İlden ile dolaştım, kaçtım hep güzden, yaşattım gönlüme baharı, bu köyde kışlayasım geldi. Ne şaşaalı bir kürküm var kış için, ne mamure bir konağım, aç açık dizine yatasım geldi. Hiçbir şeyin ve hiç kimsenin değilken, seninle bir bütün olasım geldi.”