İŞİMİZ gereği sosyal medyayı

İŞİMİZ

gereği sosyal medyayı "mecburen" aktif kullanıyoruz.

Bazen haftada bir iki kez, çıktığımız doğa gezilerinden üç beş kare fotoğrafı, bazen hoşumuza giden veciz bir sözü paylaşıp, çoğu zaman da, "pek çoğunuzun yaptığı gibi", çaktırmadan, sütre gerisinden, "kim ne paylaşmış", "kim nerede gezip tozmuş", "kim ne yiyip içmiş", "kim kiminle arkadaşmış", bunları seyredip kendimizce çıkarımlar yapmaya çalışıyoruz.

Ayıptır söylemesi, sanıyorum en çok da aktif bir gazeteci olduğumdan, Facebook'taki arkadaş sayım 5 bini geçti, yenileri eklemek için de, aflarına sığınarak eskilerle vedalaşmaya başladım.

Yani "analiz malzemesi" konusunda hayli zenginim, bilin istedim.

Bu arada, sosyal medyada yaptığım en önemli analizlerden biri de, her insanın dünyayı ve hayatı algılayışı ve yorumlayışındaki farka her gün yeniden şaşırmam oluyor.

Normal yaşamda farklı yüzleriyle karşılaştığımız insanların sosyal medyada nasıl birer "örnek insan"a dönüştüğünü, aslında normal yaşamdan farklı şekilde "olmayan" başkaca yüzlerini nasıl gösterdiklerini izlemek bazen keyif, bazen de üzüntü veriyor.

Müsaade ederseniz, bir iki gün Alanya'nın sosyal medya ile imtihanı konusunda biraz ukalalık edip kendi analizlerimi paylaşacağım.

Vaktiniz ve sabrınız olursa, yarın ve bir kaç gün boyunca "Alanya'nın sosyal medya ile imtihanı" başlıklı yazımın devamıyla yine burada olacağım.

Beklerim efendim...