Alanyalı iş insanlarından Moskova kaçamağı: Sezon öncesi moral depoladılar
Alanyalı iş insanlarından Moskova kaçamağı: Sezon öncesi moral depoladılar
İçeriği Görüntüle

ALANYA'DA turizm sezonu öncesinde “her şey dahil” konseptli otellerin indirim hazırlıkları gündeme gelirken, sektör temsilcileri bu adımın tek başına yeterli olmayacağına dikkat çekti. Uzmanlar, talep daralmasının temelinde fiyatlardan çok jeopolitik gelişmeler ve güven algısının yer aldığını vurgularken, indirimlerin ise kısa vadeli ve kontrollü bir araç olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
'İNDİRİMLER KONTROLLÜ VE SINIRLI UYGULANIYOR'
Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) önceki dönem yönetim kurulu üyesi Şükrü Cimrin, tesislerin 2026 yaz sezonuna ilişkin rezervasyon akışlarını yakından takip ettiğini belirterek, doluluk hedeflerine ulaşmak için gerektiğinde kontrollü indirimlerin devreye alınabileceğini ifade etti. Cimrin, "Tesislerimiz 2026 yaz sezonuna ilişkin rezervasyon akışlarını ve dönemsel doluluk oranlarını dikkatle takip etmekte, bütçe hedeflerine ulaşabilmek adına gerektiğinde doğru ve zamanında aksiyonlar almaktadır. Turizm sektöründe her tesis, satışlarının yavaşladığı veya belirli dönemlerde yüksek boşluk öngördüğü zaman dilimlerinde, kontrollü indirim uygulamalarıyla talebi canlandırmayı hedefleyebilir. Bu tür kampanyalar çoğunlukla tek bir pazara özel değil, çalışılan tüm kaynak pazarlara yönelik planlanmaktadır. Bu nedenle, indirimlerin özellikle yalnızca Rus pazarına yönelik yapıldığı yönündeki değerlendirmeler eksik bir çerçeve sunmaktadır. Öte yandan, tesisler indirim kararlarını alırken kârlılıklarını koruma zorunluluğu nedeniyle sınırlı ve kontrollü hareket etmek durumundadır. Ayrıca her fiyat indiriminin doğrudan rezervasyon artışı sağlayacağı yönünde bir garanti de bulunmamaktadır. İçinde bulunduğumuz dönemde talep daralmasının temel nedeni fiyat seviyelerinden ziyade, bölgesel gelişmeler ve özellikle savaş kaynaklı belirsizliklerin yarattığı güven algısıdır. Bu nedenle, indirimler kısa vadede destekleyici bir araç olsa da, talebin kalıcı ve güçlü şekilde toparlanmasının ana unsuru bölgedeki güven ortamının yeniden tesis edilmesi olacaktır" ifadelerini kullandı.
'RUS TURİSTTE BELİRLEYİCİ UNSUR EKONOMİ'
Alanya Turizm Tanıtma Vakfı (ALTAV) Yönetim Kurulu Üyesi ve Basın Sözcüsü Alper Gencelli ise 2026 sezonuna ilişkin değerlendirmesinde sektörün kırılgan bir süreçten geçtiğini söyledi. Talep daralması, pazar kayması ve artan maliyet baskısının turizmin ana gündemini oluşturduğunu belirten Gencelli, özellikle Avrupa pazarındaki zayıflamanın dikkat çektiğini ifade etti. Rus pazarının farklı dinamiklerle hareket ettiğini belirten Gencelli, bu pazarda güvenlik algısından çok ekonomik koşulların belirleyici olduğunu söyledi. Gencelli, Türkiye’de “her şey dahil” konseptinde özellikle Rus turistlere yönelik indirimler başlatıldığına dair çıkan haberlere ilişkin yaptığı değerlendirmede şu açıklamalara yer verdi: “Türkiye turizmi 2026 sezonuna oldukça kırılgan bir denklem içerisinde giriyor. Talep daralması, pazar kayması ve artan fiyat baskısı sektörün ana gündemini oluşturuyor. Özellikle Avrupa pazarındaki zayıflama ve jeopolitik algı yönetimi, bu sezonun dinamiklerini doğrudan şekillendiriyor. Bugün gelinen noktada, Rus pazarı üzerinden yürütülen fiyat indirimleri aslında yüzeyde bir çözüm gibi görünse de meselenin özü bundan çok daha derin. Öncelikle şunu net koymak gerekir: Rus turistin Türkiye’ye gelip gelmemesi yalnızca fiyatla açıklanabilecek bir konu değildir. Avrupa pazarındaki daralmanın temel nedeni ekonomik değil, büyük ölçüde algısal ve politik risk yönetimidir. Avrupa ülkelerinin Türkiye’yi, çevresindeki çatışma bölgeleriyle birlikte değerlendirmesi ve bazı seyahat sigortalarının bu bölgeyi kapsam dışı bırakması, Avrupalı turistin daha temkinli hareket etmesine yol açmaktadır. Bu durum, Türkiye’nin gerçek güvenlik koşullarından bağımsız olarak talebi doğrudan etkilemektedir. Rus pazarı ise farklı dinamiklerle hareket eder. Rus turist için belirleyici unsur güvenlik algısından ziyade ekonomik koşullardır. Ruble’nin durumu, gelir seviyesi ve paket fiyatlarının erişilebilirliği bu pazarda temel belirleyicidir. Nitekim 2026 sezonuna girerken rubledeki görece toparlanma ve erken rezervasyon döneminde fiyatların geçen yıla kıyasla daha uygun olması, Rus pazarı açısından olumlu sinyaller vermekteydi. Ancak sezon paketlerinin 180 bin ile 500 bin ruble bandında şekillenmesi, bu pazarın hala fiyat hassasiyetinin yüksek olduğunu net şekilde ortaya koyuyor" dedi.
'MALİYET BASKISI SEKTÖRÜ ZORLUYOR'
Turizm sektörünün bir yandan indirim yapmaya çalışırken diğer yandan artan maliyetlerle mücadele ettiğini belirten Gencelli, özellikle enerji fiyatlarındaki yükselişin zincirleme etki yarattığını söyledi. Gencelli, "Öte yandan göz ardı edilmemesi gereken çok kritik bir maliyet baskısı var: enerji. Petrol fiyatlarındaki artış, turizm sektörünü zincirleme şekilde etkiliyor. Uçak yakıt maliyetlerinden başlayarak lojistik giderlere, tedarik zincirinden otel operasyonlarına kadar tüm süreçlerde maliyetleri yukarı çekiyor. Bu da kaçınılmaz olarak fiyatlara yansıyor. Yani sektör bir taraftan fiyat düşürmeye çalışırken, diğer taraftan maliyet artışıyla mücadele ediyor. Bu açıkçası sürdürülebilir bir denklem değil. Bu noktada indirim politikalarına dikkatli yaklaşmak gerekiyor" diye konuştu.
'SÜREKLİ İNDİRİM MARKA DEĞERİNİ ZEDELER'
İndirim politikalarının dikkatli uygulanması gerektiğini belirten Gencelli, kısa vadede doluluk sağlamak adına fiyat esnekliğinin mümkün olduğunu ancak sürekli indirim stratejisinin risk taşıdığını ifade etti. Gencelli, "Evet, kısa vadede doluluk sağlamak adına belirli pazarlarda fiyat esnekliği uygulanabilir. Ancak sürekli indirim stratejisi, özellikle her şey dahil sistemde ciddi bir risk barındırır. Çünkü fiyat kırdığınız anda sadece gelirden feragat etmezsiniz; aynı zamanda marka değerini aşındırır, destinasyonun fiyat algısını kalıcı olarak aşağı çekersiniz. Bu da uzun vadede geri dönüşü zor bir konumlandırma problemine yol açar. Her şey dahil segmentte fiyat savaşına giren uzun vadede kaybeder. Bu işin matematiği nettir. Kısa vadeli doluluk uğruna uzun vadeli marka değerinden vazgeçmek, sektörün en sık yaptığı ama en maliyetli hatalardan biridir. Sektör şu anda çok hassas bir denge üzerinde ilerliyor. Doluluk ile karlılık, kısa vadeli çözüm ile uzun vadeli sürdürülebilirlik arasında ince bir çizgi var. Her şey fiyat düşürmekle çözülmez. Asıl mesele, doğru pazarı doğru ürünle ve doğru fiyat stratejisiyle buluşturabilmektir. Bu süreci doğru okumak ve yönetmek, 2026 sezonunun kaderini belirleyecek en kritik unsur olacaktır diye düşünüyorum” dedi. (Şerife ÇOBAN)

Kaynak: Haber Merkezi