Almanya’da 6 Eylül 2026’da yapılan Saksonya-Anhalt eyalet seçimlerinde AfD’nin yüzde 43,8 oyla açık ara birinci olması, yalnızca eyalet siyasetinde değil ülke genelinde de yeni bir siyasi tartışmanın kapısını araladı. Partinin şimdiye kadarki eyalet seçimleri içindeki en yüksek sonuçlarından birine ulaşmasının ardından AfD Eş Başkanı Alice Weidel, Avrupa Birliği’ne yapılan ödemelerden göç politikasına, Suriyelilerin durumundan Ukrayna’ya verilen desteğe kadar birçok başlıkta partisinin yaklaşımını yeniden gündeme taşıdı.

SEÇİM ZAFERİ DOĞRUDAN İKTİDAR ANLAMINA GELMİYOR

Almanya’nın federal sisteminde eyalet seçimlerinde bir partinin birinci olması, tek başına hükümeti kurması anlamına gelmiyor. Eyalet hükümetinin ortaya çıkabilmesi için parlamentoda gerekli siyasi desteğin sağlanması ve başbakanın eyalet meclisi tarafından seçilmesi gerekiyor. Bu nedenle Saksonya-Anhalt’taki sonuç AfD’ye önemli bir siyasi güç kazandırsa da hükümetin nasıl kurulacağı partiler arasındaki görüşmeler ve parlamentodaki çoğunluk dengesiyle belirlenecek. Ayrıca Weidel’in AB, vatandaşlık, sığınma ve Ukrayna konusunda dile getirdiği taleplerin önemli bölümü eyalet yönetiminin değil, federal hükümetin ve bazı durumlarda Avrupa Birliği kurumlarının yetki alanına giriyor.

WEIDEL’DEN AB BÜTÇESİNE SERT ELEŞTİRİ

Seçim sonrasındaki açıklamalarında Almanya’nın Avrupa Birliği bütçesine yaptığı katkıları hedef alan Weidel, ülkesinin Brüksel’e aktardığı kaynakların önemli ölçüde azaltılmasını istedi. AfD lideri, Almanya’nın diğer ülkelerin harcamalarını finanse ettiğini savunurken iktidara gelmeleri halinde AB’ye yönelik ödemelerde ciddi kesintiler yapılacağını söyledi. Ancak üye ülkelerin AB bütçesine yaptığı katkılar, hükümetlerin istedikleri anda durdurabilecekleri sıradan bir bütçe kalemi niteliğinde değil. Birliğin gelir sistemi; üye ülkelerin ekonomik büyüklükleri, vergi temelli kaynaklar ve ortak bütçe kuralları çerçevesinde işliyor. Dolayısıyla Almanya’nın katkılarında köklü bir değişiklik yapılması, AB düzeyindeki bütçe ve hukuk mekanizmalarıyla birlikte yürütülmesi gereken kapsamlı bir siyasi süreç gerektiriyor.

SURİYELİLER İÇİN “GERİ DÖNÜŞ” MESAJI

Weidel’in en önemli çıkışlarından biri de Almanya’da yaşayan Suriyelilere yönelik oldu. AfD lideri, sığınma hakkının kalıcı bir göç hakkı olmadığını savunarak kişilerin korunmasına neden olan koşullar ortadan kalktığında ülkelerine dönmeleri gerektiğini söyledi. Alman sığınma hukukunda da koruma statüsünün dayandığı şartların kalıcı biçimde ortadan kalkıp kalkmadığının incelenmesi mümkün. Ancak böyle bir durumda yalnızca siyasi bir açıklamayla toplu ve otomatik geri gönderme yapılması söz konusu değil; koruma statüsünün devam edip etmediği idari süreçler, kişinin bireysel durumu ve geri gönderildiğinde karşılaşabileceği riskler dikkate alınarak değerlendiriliyor. Kararlara karşı yargı yolları da bulunuyor.

VATANDAŞLIK KONUSUNDA HUKUKİ SINIRLAR VAR

Weidel, Suriyeliler arasında Alman vatandaşlığına geçmiş kişilerin dosyalarının da yeniden incelenmesini savunarak vatandaşlık şartlarının gerçekten yerine getirilip getirilmediğinin araştırılmasını istedi. Alman hukukunda kazanılmış vatandaşlığın siyasi bir kararla genel olarak yeniden değerlendirilmesi mümkün değil. Vatandaşlığın geri alınabilmesi için hukuka aykırı biçimde edinildiğinin ve başvuru sürecinde aldatma, kasıtlı yanlış bilgi verme veya benzeri ciddi bir hukuki nedenin bulunduğunun ortaya konulması gerekiyor. Bu nedenle AfD’nin savunduğu kapsamlı inceleme politikası hayata geçirilmek istenirse mevcut vatandaşlık mevzuatı, idari işlemler ve yargısal denetim belirleyici olacak.

UKRAYNALILAR KONUSUNDA DA GERİ DÖNÜŞ ÇAĞRISI

AfD lideri Almanya’da yaşayan Ukraynalılar konusunda da sosyal yardım harcamalarını ön plana çıkardı. Ülkede bir milyondan fazla Ukraynalının sosyal destek aldığı yönündeki değerlendirmesini yineleyen Weidel, özellikle askerlik çağındaki genç Ukraynalı erkeklerin ülkelerine dönmesi gerektiğini savundu. Ukrayna’dan Avrupa’ya gelenlerin hukuki statüsü ise klasik sığınma prosedürlerinden farklı bir çerçevede ele alınıyor. Avrupa Birliği tarafından oluşturulan geçici koruma sistemi, savaş nedeniyle yerinden edilen kişilere oturma, çalışma ve belirli sosyal haklardan yararlanma imkânı sağlıyor. Bu nedenle kişilerin toplu biçimde geri gönderilmesi veya haklarının sona erdirilmesi, yalnızca Almanya’daki siyasi iradeye değil Avrupa hukukuna ve bireysel hukuki güvencelere de bağlı.

697 bin liralık işini bıraktı, ilk ay 290 lira kazandı
697 bin liralık işini bıraktı, ilk ay 290 lira kazandı
İçeriği Görüntüle

UKRAYNA YARDIMLARINI KESMEK İSTİYOR

Weidel, AfD’nin federal düzeyde iktidara gelmesi halinde Ukrayna’ya yönelik mali ödemeleri durduracağını ve savaşla bağlantılı desteğin kesileceğini de açıkladı. Bunun yanında Almanya’nın bugüne kadar yaptığı yardımlar nedeniyle Ukrayna’dan geri ödeme talep edilmesini savundu. Almanya’nın Ukrayna politikasında askeri, mali ve insani destek farklı bütçe ve karar mekanizmaları üzerinden yürütülüyor. Bu politikanın tümüyle değiştirilmesi için federal hükümet kararlarının yanı sıra bütçe yetkisi nedeniyle parlamentodaki siyasi dengeler de önem taşıyor. Geçmiş yardımların geri istenmesi ise tek taraflı bir siyasi talebin ötesinde hukuki dayanak ve devletler arası müzakere gerektirecek ayrı bir başlık oluşturuyor.

SAKSONYA-ANHALT SONUCU FEDERAL SİYASETE MESAJ OLDU

Saksonya-Anhalt’taki sonuç, AfD’nin özellikle göç, enerji, AB ile ilişkiler ve Ukrayna politikası üzerinden yürüttüğü muhalefetin seçmen karşılığının büyüdüğünü göstermesi bakımından Almanya siyasetinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Bununla birlikte eyalette elde edilen seçim başarısı, Weidel’in sıraladığı politikaların doğrudan uygulanabileceği anlamına gelmiyor. AB bütçesinden vatandaşlık hukukuna, Ukraynalıların geçici koruma statüsünden federal dış politikaya kadar birçok alanda Almanya’nın anayasal kurumları, federal parlamento, mahkemeler ve Avrupa Birliği hukuk düzeni devreye giriyor. AfD’nin Saksonya-Anhalt’taki tarihi sonucu böylece bir yandan eyaletteki hükümet arayışlarını, diğer yandan partinin federal düzeyde nasıl bir Almanya ve Avrupa politikası izleyeceğine ilişkin tartışmaları yeniden gündemin merkezine taşıdı.

Kaynak: Haber Merkezi