FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaçları doğrultusunda gerçekleştirildiği belirtilen sahte delil oluşturma, usulsüz arama, gözaltı, tutuklama ve dinleme gibi hukuka aykırı işlemlerle ilgili yürütülen süreçte yeni bir aşamaya geçildi. Aralarında eski İstanbul Savcısı Zekeriya Öz'ün de bulunduğu 21 ihraç hâkim ve savcı hakkında “son soruşturmanın açılması” talep edilirken, Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesinin zamanaşımı gerekçesiyle verdiği karara Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz etti.

BAŞSAVCILIK ZAMANAŞIMI KARARININ KALDIRILMASINI İSTEDİ

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyaya konu edilen eylemlerin yalnızca münferit veya hatalı yargısal işlemler olarak değerlendirilemeyeceği görüşünü ortaya koydu. İtirazda, iddia konusu işlemlerin Anayasayı ihlal suçunun icrai hareketleri kapsamında ele alınması gerektiği, ayrıca bazı eylemlerin işkence suçu yönünden değerlendirilmesinin zorunlu olduğu belirtildi. Türk Ceza Kanunu'nda işkence suçu bakımından zamanaşımının işlemeyeceğine ilişkin açık düzenleme bulunması, dosyadaki hukuki tartışmanın merkezindeki başlıklardan birini oluşturuyor.

Haklarında “son soruşturmanın açılması” talep edilenler arasında eski İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi üye hâkimleri Hasan Hüseyin Özese, Hüsnü Çalmuk, Ömer Diken ve Dr. Sedat Sami Haşıloğlu; eski İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi Üye Hâkimi Metin Özçelik; eski İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi Üye Hâkimi Mehmet Karababa; eski İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi Üye Hâkimi Davut Bedir ile eski İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi üye hâkimleri Rüstem Eryılmaz ve Yakup Hakan Günay da bulunuyor.

“SON SORUŞTURMANIN AÇILMASI” NE ANLAMA GELİYOR?

Hâkim ve savcıların görevlerinden doğan veya görev sırasında işlendiği ileri sürülen suçlar bakımından genel ceza soruşturmasından farklı bir usul uygulanıyor. 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu kapsamında gerekli soruşturma ve kovuşturma izinlerinin ardından dosya yetkili ağır ceza mahkemesine gönderiliyor. Mahkeme, dosyadaki iddia ve delilleri inceleyerek “son soruşturmanın açılmasına” ya da “son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına” karar verebiliyor. Yargıtay içtihatlarında da görev suçları bakımından son soruşturmanın açılması kararının kovuşturma aşamasına geçilebilmesi için gerekli özel usul mekanizmalarından biri olduğu vurgulanıyor.

Güllü’nün ölümünde yeni gelişme: Dosyaya giren ses kaydı dikkat çekti
Güllü’nün ölümünde yeni gelişme: Dosyaya giren ses kaydı dikkat çekti
İçeriği Görüntüle

Son soruşturmanın açılması kararı verilmesi, ilgili kişinin suçlu bulunduğu veya mahkûm edildiği anlamına gelmiyor. Bu karar, suç isnadının görevli yargı merciinde esas yönünden incelenebilmesinin önünü açıyor. Hakkında işlem yapılan kişinin mesleki statüsü ve kanunda öngörülen görev kuralları doğrultusunda yargılamanın hangi mahkemede yapılacağı da ayrıca belirleniyor. Birinci sınıfa ayrılmış hâkim ve savcılar ile kanunda belirtilen bazı yargı mensupları bakımından Yargıtayın ilgili ceza dairesinin ilk derece mahkemesi olarak görev yapabildiği düzenleniyor.

SUÇUN HUKUKİ NİTELİĞİ BELİRLEYİCİ OLACAK

Dosyadaki temel uyuşmazlıklardan biri, geçmişte gerçekleştirildiği ileri sürülen işlemlerin hangi suç kapsamında değerlendirilmesi gerektiği üzerinde yoğunlaşıyor. Ceza hukukunda bir eylemin görevi kötüye kullanma, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, Anayasayı ihlal veya işkence gibi farklı suç tiplerinden hangisini oluşturduğunun belirlenmesi; uygulanacak yaptırımın yanı sıra zamanaşımı değerlendirmesini de doğrudan etkiliyor. Bu nedenle savcılığın itirazındaki suç vasfına ilişkin değerlendirmeler, dosyanın ilerleyen aşamalarındaki hukuki inceleme açısından önem taşıyor.

BENZER DOSYALARDA DA ÖZEL YARGILAMA USULÜ UYGULANIYOR

Yargıtay ve Anayasa Mahkemesinin hâkim ve savcıların görev suçlarıyla ilgili kararlarında, yargı mensuplarının görevlerinden kaynaklanan suç isnatlarının özel soruşturma ve kovuşturma hükümlerine tabi olduğu kabul ediliyor. Anayasa Mahkemesi de hâkim ve savcıların görevleri nedeniyle özel güvencelere sahip olmalarının cezai sorumluluklarını ortadan kaldırmadığını, görevle bağlantılı suç iddialarının kanunda öngörülen usuller çerçevesinde soruşturulabileceğini belirtiyor.

HER ŞÜPHELİ YÖNÜNDEN AYRI DEĞERLENDİRME YAPILACAK

Ceza yargılamasının temel ilkeleri gereği dosyada adı geçen her eski hâkim ve savcının konumu, görev yaptığı dönemde verdiği veya talep ettiği kararlar, isnat edilen fiillerle kişisel bağlantısı ve mevcut deliller ayrı ayrı değerlendirilecek. Örgütsel bir yapı kapsamında hareket edildiği iddiasının bulunması da bireysel cezai sorumluluğun somut delillerle ortaya konulması gerekliliğini ortadan kaldırmıyor. Bu nedenle “son soruşturmanın açılması” aşamasındaki değerlendirme ile esas yargılamada yapılacak delil incelemesi birbirinden farklı hukuki aşamalar olarak öne çıkıyor.

YARGISAL SÜREÇ DOSYANIN HUKUKİ NİTELENDİRMESİNE GÖRE ŞEKİLLENECEK

Başsavcılığın itirazının temelinde, dosyadaki işlemlerin sıradan bir yargısal hata veya zamanaşımına uğramış münferit görev suçu olarak ele alınamayacağı görüşü bulunuyor. Bundan sonraki hukuki değerlendirmelerde isnat edilen eylemlerin niteliği, zamanaşımı hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı, delillerin kişisel sorumlulukla bağlantısı ve 2802 sayılı Kanun'daki özel kovuşturma usulünün şartlarının oluşup oluşmadığı belirleyici olacak. Sürecin herhangi bir aşamasında verilecek “son soruşturmanın açılması” kararı ise tek başına mahkûmiyet sonucunu doğurmayacak; suçlamaların görevli mahkeme önünde esas yönünden tartışılmasını sağlayacak.

Kaynak: Haber Merkezi