Ölmüş anamın ‘evrakı meşrukesi' döndü dolaştı bana geri geldi. Bu evrak arasında benim Yassıada'da tutuklu iken anama ve diğer yakınlarıma yazdığım sansür edilmiş mektuplar var. Bu mektuplar bir form halinde. Kapağında adımın...

Ölmüş anamın ‘evrakı meşrukesi’ döndü dolaştı bana geri geldi. Bu evrak arasında benim Yassıada’da tutuklu iken anama ve diğer yakınlarıma yazdığım sansür edilmiş mektuplar var. Bu mektuplar bir form halinde. Kapağında adımın yanına sansürcü tarafından sayın sözü çizilmiş yerine soru işareti konulmuş veya düşük tabiri kullanılmış. Zira o zamanki jargona göre biz düşüklerdik. Ankara’da ilkokulda öğrenci olan merhum kızım Ayşegül Kılıç’ı öğretmeni sınıfta düşük kızı diye tanıtıyordu.
Bir gece Yassıada’daki koğuşlardan çıkarılmış, rıhtıma indirilmiş ve sanki adaya yeni geliyormuşuz gibi bir film çekilmiş, sonradan öğrendiğime göre sinemalarda ‘Düşükler Yassıada’da' adı ile gösterilmiş.
Yassıada mektuplarında hep anamı onun vasıtası ile yakınlarımı teselli etmişim. ‘Merak etmeyin sonunda adalet muhakkak tecelli edecektir’ nakaratı ile teselli etmiştim. Evet 9 ay sonunda ‘adalet’ tecelli etti ama üç tane devlet adamını dar ağacına götürdükten sonra ve benim kıymetli hayatımdan 9 ayı çaldıktan sonra. Ve ülke vicdanında derin yaralar açtıktan sonra.
Darbeyi yapanlar kendi sakat mantıklarına göre 3 canı almadan darbelerinin anlamsız olacağına inanmışlar ve Yüksek Adalet Divanı Başkanı Salim Başol’un ‘Sizi buraya tıkanlara sorun’ sözleriyle kararların ve özellikle idamların mahkemeye nasıl dayatıldığını itiraf etmiştim.
Ben birkaç yıl sonra Ankara’da bu Salim Başol’u elinde pazar filesi ile gördüm. Şimdi darbeyi yapanların adlarını bile güç hatırlıyorum. Fakat yaptıkları zararlar milletin bağrına saplanmıştır.
Hala tartışılan bir konudur, acaba "Sizi ben bile kurtaramam" demiş olan İsmet Paşa idamlara engel olmaya hakikaten çalıştı mı? Ben yakınen biliyorum ki paşa, Demokrat Parti liderlerine karşı kini ne olursa olsun idamlara karşıydı. Ve o zaman ki şartlar elverişli olmamasına rağmen sonuna kadar da çalıştı. Fakat başaramadı. Paşa idamlara karşıydı çünkü bir devlet adamı olarak bu idamların ülke vicdanında ve tarihinde kapanması güç yaralar açacağını biliyordu.