CANIM anam benim, aradan bir yıl daha geçti ve yine Anneler Günü geldi. Kimine sevinç, kimine keder getirdi Anneler Günü. Kimi hediyelere boğuldu, kimi ana da gözyaşlarına. Sel oldu aktı dereler. Atalarımız ne demiş ‘Ağlarsa anam ağlar...

CANIM

anam benim, aradan bir yıl daha geçti ve yine Anneler Günü geldi. Kimine sevinç, kimine keder getirdi Anneler Günü. Kimi hediyelere boğuldu, kimi ana da gözyaşlarına. Sel oldu aktı dereler. Atalarımız ne demiş ‘Ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar’, bazıları ise ağlamıyor, acısını kalbinde taşıyor. Yüreğinden ağlıyor sessiz sessiz.Ben sevmem Anneler Günü’nü, o gün eşim Şevki Adalı’yı yitirdim ve gözyaşlarım sel olup akmıştı. 1974 yılından beri acılar hiç bitmedi, annemi, iki oğlumu, eşimi aralarla kaybettim. Eşimin ailesinden akrabalar kaybettim, anne tarafımdan kimse kalmadı. 4 evladımdan 2’si kaldı hayatta. Torunlar da yavrumuz, onlar sayesinde acımız teselli oluyor. Her gün vatan uğruna şehit olanların eşleri, kimi hamile, kimi doğum yapmış. Ne baba evladını gördü, ne çocuk babasını tanıdı. Ne büyük acı, okula giden çocuklar kime baba diyerek boynuna sarılacak. Kime, 'Babacığım harçlık ver' diyecek. Yük annenin sırtında olacak. Aile fertlerinin durumu iyi ise biraz yardım edecek, bir maaş nelere yetecek. Çünkü hayat pahalılığı başını aldı, dört nala at gibi koşuyor. İnsanlar acılarına mı yansın, nasıl geçineceğini mi düşünsün? Çünkü koca bir hayat yükü sırta bindi. Ya dikkatsizlik ve ihmal yüzünden olan kazalar bir aileden iki üç kişiyi ölüme sürüklerken, arkada çocuklar yetim kalıyor. Ya denizlerde yitirilen canlar, göç uğruna o çamur içinde yayan yollarda yol yürüyüp göç edenler. İnsanlık nerede? Yazık değil mi bu insanlara, her insanın yaşamaya hakkı var. Bir Anneler Günü yazısına başladım ama haberleri izleye izleye kalemim içindekileri dile getirdi, çünkü bu durum beni öyle üzüyor ki. Nefesimi tıkıyor, hep iyi haber olsun istiyorum. Ama maalesef hep ölümlü haberler. Ne çok insanımız gitti şu dünyadan, geçenki yazımda da değindim bu ruhumu ve kalbimi yıpratan duruma. Allah tüm ailelerin üzüntü ve acılarına sabır ve güç versin. Dün defterimin içinde annem ve oğlum Erbil için yazdığım şiirleri buldum. Annem Mersin'deydi, oğlum askere gitmişti. Şiir yazmışım taaa 1976'dan sonra, çok duygulandım ve ağladım. Tesadüf Anneler Günü haftası. Köşeme yazayım dedim. Şiir yazarım sanmayın, hiçbir yerde de yazmadım, içimden geldiği gibi yazmıştım. Oğlum Bilgin güzel yazardı, kitapları var. Ayrıca 3 arkadaşım var, çok güzel yazar, yazınca bana telefon açıp okurlar. Esin hanım, Ayşe hanım, Avniye hanım. Ben çok mutlu olurum. İkisi Alanyalı, biri Çaycumalı.

Anam

Anam anam canım anam
Bağrı yanık, gözü yaşlı, fedakar anam
Yorgun ellerini öpemedim diye yanarım
Yanıma getirip başımı dizine koyamadım
Ana sevgisi içimde ılık ılık akar
Hasretin içimi dağlıyor ah içimi yakar.
Yol çok uzun karşıda karlı dağlar
Hasret çok acı içim durmadan ağlar
Ana sevgisi derya gibidir çok derin
Anasız insan neşesizdir durur hazin hazin
Dünya var olmuş anasız neyliyeyim
Bir ana yüz dosta bedeldir ederim yemin
Bu kalp bu can sana feda olsun anam
Beni hayır duandan eksik etme bana de ‘Bir tanem’
O mübarek elini öpeyim boynuna sarılayım
Dünya durdukça dur, beni yad canım gülüm anam.

Anneler Günü çok kutsal bir gün ama bugün yakınını kaybedenler için insanın acı, keder günü. Bu yıllarca unutulmuyor. Keşke Anneler Günü herkes için mutluluk içinde geçseydi. Tüm dünya ölüm acılarından kurtulsa, kimsenin yüreği yanmasa, çilekeş ve fedakar analar ve aileler gözyaşı döküp üzülmese. Tüm anaların dileği bu. Sevgi, dostluk ve kardeşlik dolu, el ele gözyaşı olmayan bir dünya ve hepinize sağlıklar diliyorum. Bu yazım bütün anasızlara ve evladını yitiren anne ve babalaradır.