Türkiye üzerinde kara bulutlar dolaşmaya başladı. Sayın Başbakan'ın Türkiye ile birlikte, dünyayı da kendi kafasına göre dizayn etmeye kalkması, zaman zaman yiğitliğe soyunarak ona buna posta atması, özellikle de Ortadoğu'daki...
Türkiye üzerinde kara bulutlar dolaşmaya başladı.
Sayın Başbakan’ın Türkiye ile birlikte, dünyayı da kendi kafasına göre dizayn etmeye kalkması, zaman zaman yiğitliğe soyunarak ona buna posta atması, özellikle de Ortadoğu’daki çelişkilere balıklama dalması, tüm bu çıkışları yaparken, ülkenin sosyoekonomik ve askeri gücünü hesaba katmadan, dış politikayı din temelli tercihlere göre belirlemesi, Arap toplumlarındaki gelişmeleri bir baharın müjdecisi gibi algılayıp, bu hareketlerin kışa dönüşebileceğini ve Türkiye’yi de içine alabilecek bir kaosun gündeme gelebileceğini hiç hesaba katmaması, Türkiye’nin bugünkü açmazın içine sürüklenmesine neden olduğu kanısındayım.
Daha önce de değindiğim gibi, ABD’nin Irak’a müdahalesinin başlangıcında, ABD’nin savaş gemilerinin ve Irak’a müdahale edecek askerlerin İskenderun’a gelmesine, geçiş yollarının ve konaklama yerlerinin belirlenmesine müsaade edip, sonra da 1 Mart tezkeresini meclisten çıkartamayıp, ABD’ye büyük ve de çok tehlikeli bir sürpriz yapılması sonucunda, ABD bu kazığın intikamını şu ya da bu biçimde almakta olduğu kanısındayım.
ABD’nin bu yakın coğrafyada güvenebileceği ve de stratejik ortak olarak kabul edebileceği ülke, İsrail’den sonra Kuzey Irak Kürt yapılanması olarak görülüyor.
Türkiye daha doğrusu, Sayın Erdoğan liderliğindeki Türkiye, ya başlangıçta ABD’nin Türkiye üzerinden geçişiyle ilgili bir sözü vermeyecekti ya da bu sözü verdiyse sözünde durup, bu geçişle ilgili tezkereyi meclisten geçirecekti.
Libya’da kararsız kasım gibi hareket edildi.
Tunus, Mısır özellikle de Suriye’de fazla öne çıkıldı ve çok iddialı açıklamalarda bulunuldu. Bu çıkışlar yapılırken, Çin’in özellikle de Rusya ve İran’ın nasıl bir tavır içine girebileceği hesaba katılmadı.
Esat rejimi Suriye’yi kan gölüne çevirip, kentleri bombalayarak insanlarını öldürmeye devam ederken, dünya sesini bile çıkaramıyor.
PKK terör örgütünün, Türkiye karşıtı ülkelerin desteği ile eylem üstüne eylem yapma imkanına kavuşması ve Suriye’den Türkiye’ye gelen 100 binleri bulan sığınmacıların faturası da Türkiye’ye kesildi.
Suriye başımızın belası haline geldi. Irak’la sorun üstüne sorun yaşıyoruz. İran en sonunda dişini göstermeye başlarken, Rusya da sopa sallamakla meşgul. Biz hala Filistinli Müslüman kardeşlerimiz edebiyatıyla İsrail’e meydan okurken, İsrail'in her alanda bizim can alıcı noktalarımıza atış yapmakla meşgul olduğuna inanıyorum.
Müslüman kardeşlerimiz dediğimiz, tüm Arap halkı Başbakanımızı İsrail’e posta atarken, ayakta alkışlarken, şimdi Türkiye karşıtlığına soyunduklarını görmek insanı çileden çıkarıyor.
Tabii ki, bu rezilliklerle dolu mevcut tablonun önümüzdeki günlerde, aylarda ve yıllarda nasıl şekilleneceğini şimdiden öngörmek pek mümkün olmasa da, Türkiye’nin her halükarda büyük maddi ve manevi kayıplara uğrayacağı kesin.
Beklentimiz, çok daha büyük yıkımlara uğramadan bu kaos dönemini çok az bir zararla atlatma becerisini gösterilmesidir.
Bu süreç AK Parti'yi ve önümüzdeki üç alanda yapılacak çok önemli seçimleri de büyük ölçüde etkileyecektir.