Dün biten Yüksek Askeri Şura'da (YAŞ) öncesi ve sonrasında kasıtlı olarak ordumuz yıpratıldı. Özellikle de PKK ile yapılan terör mücadelesinde ordunun başarısız olduğu, siyasete bulaştığı ve darbe yapacağı belli mihraklarca işlendi....
Dün biten Yüksek Askeri Şura’da (YAŞ) öncesi ve sonrasında kasıtlı olarak ordumuz yıpratıldı. Özellikle de PKK ile yapılan terör mücadelesinde ordunun başarısız olduğu, siyasete bulaştığı ve darbe yapacağı belli mihraklarca işlendi. Hatta YAŞ öncesinde Genel Kurmay Başkanı Işık Koşaner’in ve Deniz Kuvvetleri Komutanının son derece haklı istifa dilekçeleri sonrası, verilen mesajları anlamayan bazı kendini bilmez kalemşörler gazetelerinde “daha karpuz kesecektik” başlığını manşetlere taşıdılar. Yerel medyamızda ise “Komutanlarımız yanlış yaptı” başlığı ile yazı dizisi haline getirildi! Ve ordunun ve komutanlarının terörle mücadelede başarısız olduğu işlendi.
Hâlbuki gerçekte ordumuz değil Hükümet terörle mücadelede başarısız bir program izliyor. Çünkü Hükümet ordunun terörle mücadelesine darbe vuracak bir kararla ordunun elini kolunu bağlamıştı. Alınan kararlara ve imzalanan anlaşmalara göre ordumuzun PKK terörünün kaynağı olan Kuzey Irak’a ve Kandile giremez. Neden mi? Açıklayayım… Bu sayede TSK ve komutanları konusunda “Daha karpuz kesecektik”, “Komutanlarımız yanlış yaptı” eleştirisinde bulunanlarda gerçeği öğrenmiş olurlar…
ULUSLARARASI MEŞRU MÜDAFAA HAKKINI TSK KULLANAMIYOR
2007 Eylülünde AKP’nin imza attığı terörle mücadele anlaşması nedeniyle meşru müdafaa hakkını kullanamayan Türkiye, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)’nı Kandil’e gönderemiyor. Diyarbakır Silvan’da geçen ay 13 askerimizin terör örgütü PKK tarafından şehit edilmesinin ardından Hükümetin TSK’yı Kandil’e sınır ötesi operasyona yönlendirmemesinin nedeni 2007 yılında imzalanan skandal anlaşmadır. BM Sözleşmesi’nin 51. maddesine göre komşu ülkeden gelen terör tehdidine müdahale hakkı bulunan Türkiye, AKP iktidarının 28 Eylül 2007’de “Türkiye ile Irak Arasında Terörle Mücadele Anlaşması”nı imzalamasıyla uluslararası anlaşmadan doğan hakkını kaybetti ve TSK’ın terörle mücadelesinde eli kolu bağlandı.
İLK ADIMI HÜKÜMET ATTI
Ordumuzun elini kolunu bağlayan anlaşmanın imzalanmasına giden yolda ilk adımı Başbakan Tayyip Erdoğan attı. 7 Ağustos 2007’de Irak Başbakanı Maliki kalabalık bir heyetle Ankara’ya geldi. İki Başbakan PKK/KONGRA-GEL terör örgütü dâhil olmak üzere Irak’ta faaliyet gösteren tüm terör örgütlerinin mevcudiyetlerine son verilmesinde mutabık kalmışlardı... Erdoğan’ın Maliki ile vardığı mutabakattan sonra dönemin İçişleri Bakanı Beşir Atalay, 28 Eylül 2007’de Türkiye’nin egemenliğini tehlikeye düşürecek, Kandil’deki terör yuvaların devamı ve mevcudiyetini sağlayan “Irakla Terörle Mücadele Anlaşması”nı imzaladı. ABD ve Irak’ın çabalarıyla devreye Irak’ın kuzeyinde kurulan kukla devlet de katıldı. Sonunda Türkiye’nin terör yuvalarına yapacağı operasyonlar, uluslararası meşru müdafaa hakkımıza rağmen PKK hamisi peşmerge başı Mesud Barzani’nin onayına bırakıldı. İktidarın yaptığı üçlü anlaşmaya göre, mevcut durumda Türkiye’nin peşmergeden izin almadan Irak’a girmesi imkânsız…
AKP iktidarı; uluslararası sözleşmelerle de tanınan meşru savunma hakkından, Irak ve kukla devletle imzaladığı bu anlaşmayla vazgeçmiş oldu. Bu siyasi tercihle bölgedeki inisiyatif peşmergelere geçerken, TSK’nin da şansı kalmadı.
İRAN ORDUSU KANDİLİ VURUYOR
AKP iktidarının yaptığı hataya düşmeyen ve Irak hükümetiyle herhangi bir terörle mücadele anlaşması imzalamayan İran, PKK’nın uzantısı PJAK’tan gelen tehditler üzerine Kandil’e, uluslararası meşru müdafaa hakkını kullanarak Geçen temmuz ayı ortasında operasyon düzendi. İran askerleri, halen Kuzey Irak’ta PJAEK’a ağır kayıplar verdiriyor…