1991 Birinci Körfez Savaşı'ndan sonra gazeteci sıfatı ile eski başbakanlarımızdan Bülent Ecevit Bağdat'ta Saddam Hüseyin ile bir röportaj yapmıştı. Saddam o söyleşide 'Türkiye'nin topraklarında Çekiç Güç'e müsaade...
1991 Birinci Körfez Savaşı’ndan sonra gazeteci sıfatı ile eski başbakanlarımızdan Bülent Ecevit Bağdat’ta Saddam Hüseyin ile bir röportaj yapmıştı. Saddam o söyleşide “Türkiye’nin topraklarında Çekiç Güç’e müsaade etmemesini” dile getirmişti. Devamla da “Eğer Irak bölünürse Türkiye’de bölünür” diye şahsi görüşünü dile getirmişti. Bu röportaj Milliyet Gazetesi’nde yayınlanmıştı. (Irak işgali öncesi yapılan bir röportaj idi.)
Yine Demirel Cumhurbaşkanlığı döneminde “Baba Bush” ile yaptığı telefon görüşmesinde Ortadoğu’da yapılacak en küçük bir sınır değişikliğinin bölgeyi yüz, yüz elli yıl istikrarsızlığa sürükleyeceğini söylediğini Türk kamuoyuna açıkladılar.
Dünkü yazımızda da belirttiğim gibi ülkemiz küresel güçlerin tehdidi altındadır. Sadece ülkemiz değil tüm Müslüman ülkeler ve Müslümanlar bu tehditle karşı karşıyadır. Ama asıl büyük tehdit ülkemize yöneliktir.
Bölücü terör ülkemize musallat edilmiştir. Şımarık çocuk arkasında desteği alınca şımardıkça şımarır. Sürekli çevreye zarar verir. Huysuzluk yaparak taşkınlık yapar. Siz de elinizden bir şey gelmeyerek onu uyarırsınız. Ama uyarılarınız pek fayda sağlamaz.
Bölücü teröristler “huysuz çocuk” rolünü oynamaktadırlar. Bunları şımartıp besleyenler ise Hıristiyan batı dünyası ve diğer sömürgeci güçlerdir.
Her gün küstahça, cahilce ve haince eylem ve söylemleri sizde izliyorsunuz. Bilmem ne kongresi adını verdikleri toplantılar yapıyorlar. Kendi başlarına gelin güvey oluyorlar bu zavallılar. Vergi vermezlermiş. Ulan zaten veriyor musun da konuşuyorsun. Elektrik kaçağını, vergi kaçağını, geri dönmeyen kredileri vs. gayet iyi biliyoruz. Yani alemin akıllısı ve uyanığı sizlersiniz öyle mi? Sizler terörden nemalanan zavallılarsınız.
Bölücü teröre ve teröristlere sömürgeciler tarafından verilen destek boşuna değildir. Kimse kimseye babasının hayrına destek vermez. Hele hele Hıristiyan Batılılar hiç vermez. Amaçları gayet açık ortadadır. Bu ülkenin tüm insanları üzerinde oyun oynanmaktadır.
Konu başlığımıza dönecek olursak. Timsah avını ağzına alır, yutabilirse yutar. Ancak avı biraz dişlice olursa timsahın ağzından küçük sıyrıklarla kurtulmayı başarır. İşte içinde bulunduğumuz durum maalesef budur. Ülkemiz timsahın ağzına verilmek istenmektedir. Küresel güçlerin tamamı bu kahpe tezgahın içersindedir. Yalnız şunu açık ve net söyleyelim Türkiye bu tür kahpeliklere pabuç bırakmayacak kadar güçlüdür. Bunun eşkiyalar ve efendileri tarafından bilinmesini istiyoruz. Varol Türkiye diyerek yazımızı noktalıyorum. Bu konuyu ele almaya devam edeceğiz.