Ülkemiz ve insanımız, 1983 yılından beri terör örgütünün yıkıcı, öldürücü ve kahredici saldırılarından bıktı, usandı, korktu ve artık yeter demek için siyaset adamlarının soruna çare bulmalarını bekler hale gelmiştir. Bugüne...
Ülkemiz ve insanımız, 1983 yılından beri terör örgütünün yıkıcı, öldürücü ve kahredici saldırılarından bıktı, usandı, korktu ve artık yeter demek için siyaset adamlarının soruna çare bulmalarını bekler hale gelmiştir. Bugüne kadar 30 yıldır sorun TSK’nın inisiyatifine bırakılmıştır ama gelinen durum beklenen neticeyi vermemiştir. Bu arada köyler boşaltılmış, insanlarımız göç etmek zorunda kalmış, devletimiz yüz milyarlarca dolar harcamada bulunmuş, 10 binden fazla şehit verilmiş, on binlerce askerimiz yaralanmıştır. Teröristin anası da, askerimizin anası da gözyaşı dökmüş ama terör dur durak bilmemiştir. Pekala çare nedir? Silahla mücadele etmekle beraber, Doğu ve Güneydoğu’da devletin, yatırımlar yaparak dağa çıkacak yaştaki genç nesle iş imkanı bulması gerekmektedir. 10 yıldır AK Parti GAP projesi dahil bir çok yeni iş imkanları yaratmakta, çiftçiye, hayvan besleyiciye, evinde hastasına bakana, dul kadınlara, okula giden çocuklarına yardım yapmakta ve sosyal devlet olmanın gereğini ifa etmektedir. Bunlar yeterli midir? Yeterli olsa idi, sorun çoktan çözümlenmiş olmaz mıydı? Demek ki, daha başka yöntemler aranmalıdır ve en kısa zaman da uygulamaya konulmalıdır. Meclis çatısı altında 4 siyasi parti var olduğu halde, bu dört partinin birisi iktidarda, birisi ana muhalefet partisi ve ikisi de muhalefet partisi olarak 10 yıldır dört kör ve dört sağır gibi birisinin ak dediğine diğerleri hemen kara diyerek karşı çıkmaktadırlar. Sorun yalnız iktidarda olan partinin sorunu değildir, sorun tüm memleketimizin sorunu olduğu gibi diğer siyasi partilerin de sorunudur, öyle olması gerekir, gerekmektedir. İşte bu düşünceler ışığında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun AKP merkezine giderek Başbakan ve AKP Lideri R. Tayyip Erdoğan ile görüşmesi gerçekten alkışlanacak bir harekettir. Bu hareket sonunda belki ilk etapta istenilen sonuç alınması mümkün olmayacaktır. Ama bu hareket, yıllarca özlemini çektiğimiz bir durum olması bakımından çok ama çok önemlidir. Bu hareketten diğer partilerimizin de ibret alması ve bu harekete karşı olumlu tavır sergilemelerini beklemek millet olarak büyük bir beklentimizdir. Kılıçdaroğlu hiçbir komplekse kapılmadan bu ziyareti gerçekleştirdikten sonra şöyle diyor: “Bu ülkede 30-35 yıldır çözülmeyen bir sorun varsa, sorunun çözümü için birilerinin “yol haritasını” belirlemesi gerekmektedir. Belirlenen yol haritası “bütün siyasi partiler işin geçerlidir.”Kılıçdaroğlu böyle diyor ama MHP, her zaman olduğu gibi yine karşı çıkıyor. Oktay Vural şöyle sesleniyor: “İkinci PKK açılımı olarak nitelediğimiz bu girişime katılmayacağız. Bir yıkım tiyatrosu oynuyorlar, yokuz. AKP, CHP ve BDP ruh üçüzüdür. Karnınızdan konuşmayın ey AKP, CHP. MHP, hiçbir bölücü proje ve terör örgütünü meşrulaştıran hiçbir zemin içinde olmayacaktır. CHP’nin teşhisi yanlış olduğundan görüşme talebini kabul etmeyeceğiz.”Pekala, MHP olarak sizin projeniz veya öneriniz nedir? Bu kanın durması, anaların gözyaşının dinmesi, ocakların sönmemesi için siz ne yapmak istiyorsunuz? 2008 yılında Cumhurbaşkanlığı seçiminde ANAP ve DP meclise girmemişti ancak seçim sonunda Türk milleti onlara öyle bir ceza verdi ki, bugün iki partide meclis dışında kaldılar, bir daha toparlanamadılar. Türk milleti proje üretmeden yalnız her şeye muhalefet eden partilerin bu davranışını hoş karşılamadığı gibi öyle bir ceza veriyor ki, sonucu düşman başına diyor ve Devlet Bahçeli’ye geçmişten ders almasını tavsiye ediyoruz.