Yok öyle bir şey... Nasıl, Türk milli futbol takımının tarihinin en önemli maçına çıktığı söylenir ve bu durum bir kaç yıl arayla sürekli tekrarlanırsa(!)7 Haziran 2015 Genel Seçimleri de ne yazık ki

Yok

öyle bir şey... Nasıl, Türk milli futbol takımının tarihinin en önemli maçına çıktığı söylenir ve bu durum bir kaç yıl arayla sürekli tekrarlanırsa(!)7 Haziran 2015 Genel Seçimleri de ne yazık ki "en önemlisi" olmayacaktır...

Belki totalitarizmden faşizme geçiş sürecini sekteye uğratacak(!) geciktirecek bir seçim olacak, o kadar. Çünkü üretmeden, emeksiz kazanca alıştırılan halkın kendisine baskı uygulandığı konusunda bir yakınması yok. Halk belki de faşizmi arzuluyor; "Ben zorbayı severim, sureti bende belirdiğinden dolayı" diyor olabilir...

Alanya kırsalından insanlarla konuşuyorum... Elinde pahalı, kuşe kağıda basılmış bir seçim broşürü; Alanya ve çevresinin dört bir yandan otoyollar ve demiryollarıyla örüldüğünün görüldüğü! Hizmet binalarının yapıldığı... Sanal yollardan birisi köyünden geçeceği için, sevincini yanındakiyle paylaşıyor, Elikesikli olanı.

Anlatıyor; eski kamyon şoförü olan babası bir zamanlar mazot sıkıntısı çektiği için CHP'den nefret edermiş... "1970'lerin ikinci yarısında uluslararası ham petrol fiyatları tavan yaptı, buna bağlı olarak zarar eden ATAŞ'ın yabancı çok uluslu ortakları Mobil, BP vs ithalat yapmadı, dolayısıyla ülkede sıkıntı çekildi" diye söze başlayacağım ama delikanlının beni dinlemeye hiç niyeti yok. O, şablon nefret söylemine takılmış kalmış...

"MHP ve CHP'nin başındakiler(!) değişmediği sürece onlardan bir şey olmaz" kahvehane söylemini o da papağan gibi yineliyor. Haydar Baş'a verecekmiş!

Diğerine soruyorum: "Hırsızlık?"... "Olabilir" diyor; "Öbürleri de yapıyordu ama biz bilmiyorduk!"... "Yapılması planlanan otoyolun, hızlı trenin bir kilometresinin, viyadüklerle, köprülerle, alt geçitlerle, istimlak bedelleriyle kaç milyon liralara mal olduğunu biliyor musun? Ne kadar gerçekliği olduğu belli olmayan, fizibilitesinin kuşku götürdüğü bu yatırımlar sence ne denli acil?... "Olsun, adamlar yapıyorlar; İstanbul'da suyun altından köprü geçirdiler"... Ve son darbeyi vuruyor, Mahmutlar beldesinin din alimi: "CHP'ye oy vermek Kuran'dan bir yaprak koparmakla eş değerdir!" Aynen böyle diyor...

Unutmadan; emlak vergisine gelen yüzde yüz zamdan fısıldayarak yakınıyor! Bir tek canını o acıtmış olmalı... Yanındaki dalgasını geçiyor; "Sen asıl dört yıl sonra köydeki hizmetlere vergi geldiğinde göreceksin" diyor...

İktidar tüm olanaklarıyla seçime yükleniyor... Oy devşireceği kırsal için devletin tarım kurumları kullanılıyor. Mülki amirler çiftçinin ürününün değerlenmesinin önünü açmaktan ziyade onları tarımsal destek, teşvik almaya çağırıyor... Alanya'daki sivil toplum kuruluşları, odalar sorun dinleme adına toplantılar düzenleyen siyasi iktidarın propagandasına alet oluyor... Sözler veriliyor, tutulması olanaksız görülen...

Keza yerel basın; nesnel kalabilme, şehirdeki ve kurumlarının bütçelerindeki(!) dengeyi tutturabilme adına gündem belirliyor, program yapıyor. iktidar propagandası yapan resmi ajans haberlerine yer vermekten başka farklı bir söylem, bir muhalefet dili geliştirmiyor...

Başta da söyledim; bu seçimler bir arınma fırsatı doğurmayacak. Çünkü sular daha çalkalanmadı ki ardından bir durulanma yaşansın... Bu ülkenin önüne daha çok sayıda milli maç koyacaklar; oyalansın, umutlansın diye...