AVRUPA Birliği Parlamentosu'nun geçen haftalarda Türkiye hakkında

AVRUPA

Birliği Parlamentosu'nun geçen haftalarda Türkiye hakkında "üyelik müzakerelerini dondurma" yönündeki "tavsiye" kararının yansıması halen sürüyor.
Kurtuluş Savaşı’ndan beri görülmemiş senaryoların, gruplaşmaların ve emperyalist güçlerin açıkça oynadığı tiyatroların, Türk yurdunu adeta kıskaca almış olduğu bugünlerde, batı yanlısı bir takım medya ve kuruluşların, hatta siyasilerin Türk milletine gösterdiği tek hedef, kayıtsız şartsız Avrupa Birliği üyeliğidir.
MHP harici hiçbir siyasi kuruluş, medya vb... gibi kurumların bahsetmediği tek şey ise Türk Birliği’dir.
Büyük Türk Birliği, sadece Türk ve Müslüman âleminin değil, bütün dünyanın barış ve huzura kavuşmasının tek yoludur.
Türkiye gibi büyük ülkeleri yönetebilmek, ileriyi görebilmeyi gerektirir.
Bunun için de güçlü istihbarata, engin tarih bilgisine, vatan coğrafyasının nimetlerinin farkında olmaya ihtiyaç vardır.
Yarınları planlamadan geleceği yönetebilmek asla mümkün değildir.
Dış politika ve diplomasi bunun için çok mühimdir.
MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli'nin, geçen hafta TBMM Grubu'nda yapmış olduğu konuşmada, "Tüm bunlar olurken, AB'nin karşısına alternatif olarak Şanghay İşbirliği Örgütü'nü çıkarmak ve bununla dengelemek, klasik ve eski bir taktiktir. Biz AB'ye muhtaç olmadığımız gibi, Şangay meraklısı da değiliz. Türk'üz, Türkçüyüz, Turan'ın sevda ve hedefindeyiz. Ne Avrupa Birliği, ne Şanghay İşbirliği. Biz diyoruz ki, sonuna kadar Türk Birliği. Niye tek millet iki devlet olduğumuz Azerbaycan'la ayrı duralım? Niye sınır ve duvarları aramızdan kaldırmayalım? Nüfusu 300 milyonu aşan Türk dünyasıyla soğuyan ilişkilerimizi neden canlandırmayalım? Irak'tan Suriye'ye, Afganistan'dan Hindistan'a, İran'dan Asya stepleri ve Avrupa içlerine kadar her yerde Türklüğün cevher ve damarı vardır. Hareket noktamız Çift Başlı Selçuklu Kartalı sembolüyle ruh ve anlam kazanacaktır” sözleri ile yüreğimizde yanan Turan ateşini körüklemiştir.
Hun İmparatorluğu'ndan Türkiye Cumhuriyeti'ne kadar tüm Türk devletlerinin milli politikası, tüm Türkleri bir bayrak altında toplama ülküsüdür.
Başbuğ Atatürk’ün de Türk Birliği hakkındaki sözlerini hatırlatmakta da fayda görüyorum.
"Türk Birliği’nin bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapatacağım. Türk Birliği'ne inanıyorum. Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk Birliği ile açacak, dünya sükûnunu bu fasıllar içinde bulacaktır. Türklüğün varlığı bu köhne âleme yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek, o zaman görülecek.”
Türk Birliği'ne muhalefetin bir türlüsü de Türkiye dışındaki Türklerden habersiz olmanın sonucudur.
Dünya üzerinde yaşayan Türk nüfuslarını küçümsemek çok büyük bir hatadır.
AB’nin yıldan yıla yaşlandığı, hatta eridiği, ABD’nin kendi içerisindeki eyaletleri bile kontrol edememe durumuna gelmesi, doğu ülkelerinin sanayideki ve ekonomideki küçülmeleri gibi gelişmeler ortadayken, bunlardan birine dahil olma arzusu ancak "3. Dünya" ülkelerinin başvuracağı bir yoldur.
Yıllarca oyalanıp kandırılan, AB masalları ile uyutulan milletimizin, artık ayağa kalkıp kendi kanından ve canından olan, aynı dili konuştuğu Türk dünyasına yüzünü dönme zamanı geldi ve geçiyor.
Bu düşüncelerimizi "Bir hayal ve rüya görüyorsunuz" diye cevaplandıranlar olacaktır.
Ama unutmamalıyız ki, Türk milleti, "öldü" denildiği anda, hayal ve çılgınlık olarak görülen Kurtuluş Savaşı'nda 7 Düvel'in sırtını yere getirecek kudreti, damarındaki asil kanda bulmuştur.
Vatan ne Türkiye'dir Türklere, ne de Türkistan.
Vatan, büyük ve müebbet bir ülkedir, o da Turan'dır.
Ne mutlu Türk'üm diyene...