Siyasetçilerimizden, özellikle de siyasi partilerden, ne istediğimizi ve de onlardan beklentilerimizin ne olduğunu tam olarak biliyor muyuz? Tabii ki toplumun önemli bir bölümü, doğal olarak, siyasilerimizin ülkeyi çok daha güzel ve de başarılı...
Siyasetçilerimizden, özellikle de siyasi partilerden, ne istediğimizi ve de onlardan beklentilerimizin ne olduğunu tam olarak biliyor muyuz?
Tabii ki toplumun önemli bir bölümü, doğal olarak, siyasilerimizin ülkeyi çok daha güzel ve de başarılı bir biçimde yönetmelerini istiyor.
Olaya belli bir gerçekçilik ve de akılcılık çerçevesinden bakarsak, ülkeyi başarıyla yönetme becerisi gösteren partileri oylarımızla desteklememiz, başarısız olanlara da, oy ve destek vermememiz gerekir.
Uzun yıllar boyu, Türk toplumu olarak, siyasi tercihlerimizi yaparken, futbol takımı tutar gibi parti tutup, ülkeyi batırma noktasına getiren, akıl almayacak başarısızlıklara imza atan siyasi partilere ve de liderlere bile oy verme ahmaklığını gösterenlerimiz oldu.
İdeolojik koşullanma içinde, belli bir körlüğün ve aymazlığın açmazında, ülkeyi felaketten felakete sürükleyen siyasetçilerin ve liderlerin bile peşinden koştuk.
Bir partiyi desteklemek için, o partinin ya da liderinin başarı ya da başarısızlığını sorgulamadan, sadece o partinin mensubu olma tutkusuyla, bir partiye ya da liderine körü körüne biat eden hatta tapınanlarımız var.
İşin ilginç yanı, bu biat kültürüne dayalı tapınma geleneği, toplumun cahil kesiminden çok, genellikle kendilerini, seçkin ve de aydın olarak gören kesimlerde çok daha güçlü bir biçimde kendisini göstermekte.
İnadına muhalefet.
İnadına, başarılı olan siyasi yapılara bile karşı çıkıp, başarısız siyasi partileri destekleyenlerden geçilmiyor!
Rahmetli Özal gibi, başarılı bir lidere bile, takunyacı damgasını vurup, demediklerini bırakmayan olmadık suçlamalar içine girerek, rahmetliye ölümüne karşı çıkıp eleştirenler de bu kesimlerdi.
Cahil denilen ve de eleştirilen kesim, genellikle oy verme konusunda, çok daha gerçekçi ve de pragmatik davranış içinde.
Rahmetli Aziz Nesin’in, bu toplumun bilmem ne kadarı aptal derken, hangi kesimi kastettiğini, bu açıdan baktığımızda kestirmek oldukça zor.
Günümüzde, okumuş ya da diplomalı cahil sayısı giderek artıyor.
Bunlar, çok daha önyargılı ve de ideolojik koşullanmaya dayalı olarak, belli ezberlerin ve belli saplantıların içine gömülmüş durumdalar.
Nuh deyip peygamber dememekte direniyorlar!