İnsanoğlunun her sorunun sorumlusu olarak birini ya da birilerini hatta bir şeyi gösterme konusunda üstüne yok! Biz Türkler ise, bu konuda başı çekiyoruz gibi geliyor bana! Dış ya da iç düşman yaratma konusunda uzmanız. Dikkat edin, tüm sorunlarımızın...
İnsanoğlunun her sorunun sorumlusu olarak birini ya da birilerini hatta bir şeyi gösterme konusunda üstüne yok!Biz Türkler ise, bu konuda başı çekiyoruz gibi geliyor bana!Dış ya da iç düşman yaratma konusunda uzmanız.Dikkat edin, tüm sorunlarımızın sorumlusu biz değilmişiz gibi, birilerini gösterip, işin içinden sıyrılmaya kalkıyoruz.Şeytanla Meleği kullanarak da, insan olarak ortaya koyduğumuz tüm rezilliklerin sorumlusu olarak da şeytanı hedef tahtası haline getirip, sorumluluğu onun üstüne atarak işin içinden sıyrılmaya çalışıyoruz.İnsan doğası gereği, iyiliklerle kötülükleri bir arada bünyesinde barındıran bir yaratık.Bu iki özellikten birisini kendi irademizle kullanma özgürlüğüne sahibiz.Kimi insan iyiliğe kimi de kötülüğe yöneliyor.Yani, kimi zaman şeytanlaşıyor kimi zaman da melekleşiyoruz. En kötüsü ise, sürekli şeytanlaşanlarımız ki, bunlar yaşamımızı zorlaştırıyor hatta hayatı bize zehir ediyorlar. Evreni bilemem ama, dünyanın düzeninin acımasızlık üzerine kurulduğundan eminim.Bütün canlılar, birbirleri üzerinden, hatta birbirlerini yiyerek varlıklarını sürdürüyorlar.Aynı türden canlıların yani bir kurdun, aslanın, kaplanın kendi türüne dönük kötülüğü sadece türünde egemen olmaya dayalı iken, diğer türlerdeki kendisinden güçsüz olanları yiyerek hayatiyetlerini devam ettiriyorlar.Büyük balığın küçük balığı yemesi gibi, güçlüler güçsüzleri yiyerek hayatta kalıyorlar.Doğanın doğal dengesi, güçlülerin lehine iken, bu dengeyi ayakta tutan da, güçsüzlerin popülasyonunun fazla, güçlülerin ise az sayıda olması.İnsanoğlu da, yamyamlar hariç tutulursa, insanı yemese de, insanı ezerek, sömürerek, dolandırarak, öldürerek her türlü kötülüğü yaparak, kendi gücünü kullanarak, bir güç olma çabası içine girme rezilliğine yönelebiliyor.İnsanoğlu yaradılışı itibariyle hem bencil hem de tatmin olmak bilmeyen bir oburluğa sahip.Bu özellik, insanları şeytanlığa yöneltirken, toplumlar her anlamda zayıf insanlara sahip çıkma adına bazı insani değerleri şu ya da bu biçimde ortaya koyarak topluma benimseterek insanların şeytanlaşmasından çok melekleşmesi için belli arayışlar içine girmiş.Belki de bu arayış, güçlülerin de belli bir süre sonra güçsüzleşip, başka güçlülerin gücü altında ezilmeleri gerçeğini görmelerinden de kaynaklanmış olabilir. Zira hiçbir güç elindeki bir gücü kendi rızasıyla başka birine devretmek istemez.İşte insan zekası burada devreye girip, ya yaradanı araya sokarak dinsel kurallarla kötülüklerin ve kötülerin üstesinden gelmeye çalışırken bir yandan da, toplum kendi iç dinamikleriyle, bir devlet yapısı oluşturup, bu yapı içinde de, adalet gibi, yasama yürütme ve yargı gibi, belli kurumlar aracılığı ile toplumsal bir güven ortamı yaratmanın yollarını bulup insanı ve insanlığı belli bir çizgiye yönelterek, melekleştirmeye, şeytanlığı da azami ölçüde ortadan kaldırmaya çalışmanın yollarını arama becerisini gösterirken, bu çaba hala her alanda devam etmekte.Bir toplumda, kötüler ve kötülükler yaygınlaştıkça o toplum felaketten felakete sürüklenmekte, iyiler ve iyilikler yaygınlaştıkça toplum huzura ve mutluluğa kavuşabilmekte.Türkiye bir dönüm noktasında.Her alanda, kötülerden, kötülüklerden, bencillerden ve bencilliklerden, topluma egemen olma ihtirasıyla yanıp tutuşan, topluma her tür kötülüğü reva gören ihtiras sahiplerinden kurtulma yolunda ciddi adımların atıldığı bir süreçten geçerken, bu süreci, ideolojik saplantıları nedeniyle engellemeye çalışan, şeytanlara bilerek ya da bilmeyerek sahip çıkan beyinlerin bulunması nedeniyle, bu sürecin ters yöne çevrilmesinden hem kaygı, hem de toplum adına üzüntü duyuyorum.