Alanya’nın engelsiz bir kent olduğunu elde ettiği dünya rekoru ve derecelerle bir kez daha kanıtlayan Down Sendromlu Milli Sporcu Dilara Çevik ve başarısının mimarlarından annesi emekli biyoloji öğretmeni Mihriban Çevik, Pazartesi Sohbeti’nin bu haftaki konuğu oldu
ALANYA, Dilara Çevik’i 2021 Down Sendromlular Avrupa Oyunları’nda kazandığı 8 madalya ve 2 dünya rekoru ile tanıdı. Anne ve babası biyoloji öğretmeni olan Çevik, spor müsabakalarındaki başarıları ile yetinmiyor. Çukurova Üniversitesi Atletizm ve Antrenörlük Mezunu olan Çevik, şimdilerde hem 2024 yılında gerçekleşecek olimpiyatlara çalışıyor, hem de ALES sınavındaki başarısı ile Yüksek Lisans öğrenimine başlamak için gün sayıyor. Down Sendromu’nun mozaik denilen bölümüne dahil olan Dilara ve ailesi sadece başarıları ile değil, hayata olan bağları, azim ve disiplinleri ile de çoğu kişiye örnek oluyor. Alanya’ya daha çok rekor ve başarı getireceğini belirten Çevik, son müsabakalardaki derecelerini her gün bir saat yüzmeye borçlu olduğunun da altını çiziyor.
‘HEM ANTRENÖR HEM DE AKADEMİSYEN OLMAK İSTİYORUM’
- Merhaba, başarınızla tam anlamıyla Alanya’nın gururu oldunuz. Sizi daha yakından tanımak istiyoruz.
Ben Dilara Çevik. Alanyalıyım ve 22 yaşındayım. 12 yaşında atletizm hayatıma girdi. Daha önce bazı branşlarda denemelerim olmuştu. Daha sonra kendime en uygun dalları keşfettik ve başarılar ardından geldi. Lise öğrenimimi Kız Meslek’te tamamladım. Ardından Adana Çukurova Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Atletizm ve Antrenörlük bölümündeki eğitimimi tamamladım. Yüksek Lisans için de ALES sınavına hazırlanıyorum. Hem antrenör hem de akademisyen olmak istiyorum.

‘ATMACI OLDUĞUMU ÜNİVERSİTEDE KEŞFETTİM’
- Peki atletizm ve spor alanlarına yönelmenizde öncü olan nedir? Size bu konuda kim ön ayak oldu?
Ben Özgün Kardelen Rehabilitasyon Merkezi’nin öğrencisiydim. Rehabilitasyon Merkezindeki hocam Gökhan Beyin yönlendirmesi ile başladı her şey. Beni ilk olarak koşturdu. Atletizm benim hayatıma o zaman girdi. O zaman 12 yaşındaydım. İlk olarak 100-200 metre koşularla başladım. Koşularda yorulduğumu fark edince uzun atlamaya yönelelim dedik. Uzun atlamada çok başarılı olamadım. Biraz da kilodan kaynaklı bir durum. Ardından 400 metre koşuya yöneldim. Ardından 800 metre koştum. Onda başlarda çok kötüydüm. Üniversite eğitimimde koşucu değil de atmacı olduğumu fark ettim. Bu 4 yıl önce olmuş bir olay.

‘ATMA SERÜVENİM GÜLLE İLE BAŞLADI’
Atma serüvenim gülle atma ile başladı. Onun hemen ardından disk atmada dünya rekoru kırdım. Sonra atmalarda iyi olduğumu fark edince cirit atmaya geçiş yaptık. Tüm branşlarda derecelerim var.
‘MÜZİK DİNLEYEREK MOTİVASYONUMU GÜÇLENDİRDİM’
- Spora ilk başladığınızda sizi en çok ne yordu? Hiç başaramayacağınızı, bırakmayı düşündünüz mü?
Ben dediğim gibi koşu ile başladım ve koşuyu aslında sevmiyordum. Koşu benim için tam bir sorun olmaya başlamıştı. Sonra müzik dinlemeye başladım. Müzik dinledikçe motivasyonumun geliştiğini fark ettim. Müzik sayesinde koşuda eski kadar zorlanmıyorum. Ama yine de ben daha çok atmacıyım.

‘HAYAL BİLE EDEMEZDİM’
- Müsabakalara katılmadan önce bu kadar büyük bir başarıya imza atacağınızı tahmin ediyor muydunuz?
Aslında hayır. Eskiden bana başarılarınız ile ilgili röportaj yapacağımı söyleseniz inanmazdım bile. Ama elimdeki başarıları da geçeceğim. Hala inanamıyorum gerçi.

‘GÜLLE REKORUNU KULAÇ ANTRENMANINA BORÇLUYUM’
- Böyle büyük başarıların ardında disiplinli bir program ve çalışma düzeni yatar. Sizin bir gününüzü merak ediyoruz. Nasıl başlıyorsunuz ve güç içinde nelere dikkat ediyorsunuz?
Son zamanlarda biraz geç kalkıyorum ama. Yarış öncesi tempom farklı oluyor. Programım sabah 09.00’da başlıyor. Bir şeyler atıştırıp atma antrenmanına gidiyorum. O çalışmam yarım saat sürüyor. Geldikten sonra ders çalışıyorum. Son zamanlarda yüksek lisans için ALES’e ağırlık verdim. Aradan sonra akşam üzeri babam ile birlikte yürüyüşe çıkarız. Dönüşte mesafeyi koşarak tamamlarım. Yaz diliminde yürüyüş ve koşu arasında denizde kulaç atarak çalışıyorum. Hatta bu sene yaptığımız gülle rekoru denizde yaptığım kulaç antrenmanı sayesinde oldu. Akşam yürüyüşten sonra mekik, plank, squat gibi hareketleri de TV izlerken yapıyorum.
‘KALORİ HESABIMI ANNEM YAPIYOR’
- Özellikle turnuvaların yaklaştığı tarihlerde beslenme düzeniniz nasıl oluyor? Kalori hesaplarını neye göre belirliyorsunuz?
Eskiden beslenme düzenimde sıkıntılar vardı. Hala biraz var ama halletmeye çalışıyorum. Beslenme programımı annem hazırlıyor. Eskiden kontrolsüz yiyordum. Antrenmandan önce hafif bir kahvaltı yapıyorum. Öğle yemeklerinde daha dikkatli olmak için kase öğünü ile besleniyorum, 1 kase şeklinde. Akşamları da bir porsiyon tüketiyorum. Karbonhidrat ve protein düzenini annem ayarlıyor. Bu nedenle son günlerde 3 kilo verdim. Daha da fazla vereceğim.
‘PANDEMİDE KUVVET ANTRENMANLARIMI FAZLALAŞTIRDIM’
- Bildiğiniz üzere pandemi ile savaş devam ediyor. Siz de müsabakalar nedeniyle sık yurt dışına çıkıyorsunuz. Nasıl tedbirler aldınız, alıyorsunuz? Pandemiyle sizin savaşınız bir sporcu olarak nasıl devam ediyor?
Bildiğiniz üzere 4 yılda yapılan olimpiyatlar var. 2020 yılında Antalya’da olacaktı. Pandemi nedeniyle olamadı. Aslında ben o yarışlara hazırlanıyordum. O bir yıllık süreç baya sıkıntılıydı. Dışarıya çıkamayınca bizim için biraz daha sorunlu geçebiliyor. Öyle olunca evde antrenmanlarımı yapmaya başladım. Evde küçük bir topla duvar atışları yaptım. Öyle olunca mekik gibi kuvvet antrenmanlarımı daha fazla arttırmaya çalıştım.

‘DAHA ÇOK REKOR VE DAHA ÇOK MADALYA HEDEFLİYORUM’
- Bundan sonraki süreçte Dilara Çevik’in hedefi nedir?
2020’de pandemi nedeniyle yapılamayan olimpiyatlar 2024’e ertelendi. Onda da sporcu olarak performansımın en üst seviyesine çıkmak istiyorum. Daha çok ona hazırlanmaya çalışıyorum. Tabii bu aralarda bir yıl Avrupa bir yıl da dünya şampiyonaları oluyor. Seneye de sanırım Çek Cumhuriyeti’nde bir dünya şampiyonası olacak. Derecelerimi orada daha fazla arttırmak istiyorum. Daha çok madalya ve daha çok rekor istiyorum. Hem antrenör hem de sporcu olarak 2024’e kadar o dengeyi tutturmak istiyorum.

‘ÖNCE KENDİLERİYLE BARIŞIK OLSUNLAR Kİ BUNU ÇEVRELERİNE YANSITSINLAR’
- Sizin başarılarınız Down Sendromu başlığı altında çok özel bir başarı. Down Sendromu ile tanışmış bazı aileler çocuklarını gereğinden fazla koruyor ve belki de istemeden çocuklarına zarar veriyorlar. Siz bu konuda neler söylemek istersiniz?
Bu süreçte mutlaka ve mutlaka kendilerine güvenmeleri gerekiyor. Ülkemizdeki imkanlar çoğu zaman kısıtlı olabiliyor. Kendilerine ilk önce bir inansınlar, kendilerine güvensinler. Kendileriyle barışık olsunlar ki o zaman çevrelerine de bunu yansıtsınlar. Yaklaşık 9 yıldır spor ile ilgileniyorum ve başarılarımın temelinde kesinlikle bu yatıyor. Herkesten önce kendinizle gurur duymalısınız.
‘ÇOK DEĞİL DOĞRU ÇALIŞSINLAR’
Bana üniversitenin kattığı en önemli şeylerden bir tanesi herkesin bildiği gibi çok çalışmaktır. Çok çalışmanın insanı bir yerlere getirdiği herkes tarafından bilinir. Çok çalışmak değil de doğru çalışmak insanın daha iyi yerlere gelmesinin kanıtı niteliğinde. Son zamanlarda bunu yapmaya çalışıyorum. Normalde antrenmanlarım biraz daha karışıktı. Onu da belli bir düzene sokunca 4 altın birden geldi.
‘BİZ ONA ORTAMI HAZIRLADIK, O DA BİZE KARŞILIĞINI VERDİ’
Merhabalar, ben Mihriban Çevik, Dilara’nın annesiyim. Aslında 3 yaşından bu yana spor yapıyor. Yaşına göre yapabileceği sporları denedik. Tekvando çalıştı. Basketbol çalıştı. Tenis çok yaptı. Ama kendisinin de söylediği gibi özel eğitim aldığı sırada atletizm deneyelim dedik ve baktık ki oluyor. İlk zamanlarda zor oldu. Down Sendromlular biraz daha kilo almaya yatkın oluyorlar. Daha ağır hareket ediyorlar. Ama başarılar gelince mutlu olmaya başladı. Devamı da geldi Allah’a şükür. Biz ona ortamı hazırladık, o da bize karşılığını fazlasıyla verdi. Yazın her gün 1 saat kulaç atarak yüzdü. Yani her gün 3 saat çalıştı. İlk başarısı da değil. 4 yıl önce de disk atmada dünya rekoru kırdı. Şimdi 2 dünya rekoru daha geldi. Daha çok protein ağırlıklı besleniyor. Ben emekli biyoloji öğretmeniyim. Eşim de biyoloji öğretmeni. Bunun avantajlarından faydalanıyoruz. Üniversite sınavını da kendi hakkıyla kazanarak geldi.
‘ÇOCUĞUNUZU OLDUĞU GİBİ KABUL EDİN’
Başarı ne ki… İnsanlar çocuklarında down sendromu ile karşılaşınca hayal kırıklığı yaşıyor. Çocuklarının en zeki, en güzel, en başarılı olmasını istiyorlar. Çocuklarınızı olduğu gibi kabul etmek bunun birinci yolu. Ben Hasan Çolak Anadolu Lisesi’nden emekli oldum. Çok zeki öğrencilerim de vardı. Ama onların da sorunları bitmiyordu. Bizim şansımız hep oldu. Biz uygun ortam hazırladık. Birçok branşta çalıştı ve yapabildiklerini keşfettik. Dilara Down Sendromunun mozaik dediğimiz eğitilebilir bir bölümünde. Ama daha ağır çocuklarımızın öz bakımlarını kazanmaları bile büyük bir başarı. Bu bize ceza değil de ödül gözüyle bakmalılar. Mutlaka ve mutlaka çocuklarına özel bir eğitim aldırmalılar, rehabilitasyon merkezine göndermeliler. PAZARTESİ SOHBETİ/ GÜLŞAH ANAK

