Ne zaman istatistikî bilgilerle karşılaşsam, durur, özenle incelerim. Rakamlar sağlıklıysa, “doğruyu” bulmanız, konuyu anlamanız / anlatmanız kolay olur.
Olayları; kelime oyunlarıyla, süslü cümlelerle sulandırıp, sündürebilirsiniz ama devreye sayılar girince bunu yapamazsınız.
İki kere ikiyi beş ettiremezsiniz.
Sayılarla kıvıramaz, çalkalayamazsınız…
O nedenle ben; siyasetçinin, bürokratın, bilim adamlarının, köşe yazarlarının rakamlarla konuşanını severim.
* * *
Ne zamandı, anımsamıyorum. Bir televizyon kanalında, ‘Aleviler ve Siyaset' konusu tartışılıyordu.
Alevi-Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Özgür Kaplan’a sordular; ‘Neden her seçim öncesi, 'Sünniler ve Siyaset' diye bir konu tartışılmazken, hep 'Aleviler ve Siyaset’ konuları tartışılır?’
Genel Sekreter Kaplan güldü ve dedi ki; ‘Sizin bu sorunuzu, ben değil; şimdi size vereceğim rakamlar yanıtlasın…’
O gün, o ortamda, not alma olanağım olmadığı için, o rakamları alamamış ve çok üzülmüştüm. Geçen gün bir dergide buldum, o rakamları…
Bu rakamları, ‘niye huzur bulamadığımızın, neden hâlâ kalkınmış sosyal bir devlet olamadığımızın’ göstergeleri olduğuna inandığım için de sizinle paylaşmak istedim.

* * *
Türkiye'de 67.000 okul, 1.220 hastane, 6.300 sağlık ocağı, 85.000 cami, 100 cem evi var.
Yani, her 60 bin kişiye 1 hastane düşerken; her 350 kişiye, 1 cami düşüyor.
Bu bilgiyi biraz daha açalım mı?
Açalım.
Yani aynı anda, en fazla 189 bin kişi hastanelerimizde yatabilirken; camilerimizde, 30 milyon kişi aynı anda namaz kılabiliyor. (Buna rağmen; önümüzdeki 1-2 yıl içerisinde yapılması planlanan sağlık kuruluşu/hastane sayısı 30-40 iken, planlananın ötesinde halen inşaatı süren cami sayımız 1140’tır.)
Peki, okul sayımız yetersiz de öğretmen sayımız yeterli mi?
Hayır. O konu da tümden yürekler acısı.
240 binin üzerinde öğretmen açığımız var.

* * *
Devam edelim mi?…
Edelim…
77.000 doktorumuz; 90.000 din görevlimiz var.
Yani, ülkemizde her 900 kişiye bir doktor düşerken, her 780 kişiye bir din görevlisi düşüyor.
Bu noktada biraz duralım ve hep örnek almaya çalıştığımız Avrupa ülkelerinden de örnek verelim.
Almanya’da 70 bin sağlık kuruluşu, 8 bin kilise; Fransa’da 60 bin sağlık kuruluşu, 9 bin kilise var. Yine Almanya’da 11 bin 332, Fransa’da da 4 bin kütüphane var.
İngiltere’de 16.000 kilise var. Ve 53 yıldır İngiltere’ye tek bir kilise yapılmadı.
Ya ülkemizde?
Ülkemizde kütüphane sayısı 1435…
13 kentimizde 13 devlet tiyatromuz; 81 kentimizde (yasal) 3.852 Kuran kursumuz var.
1 opera derneğimiz, 11 bale, 10 heykel, 18 resim, 18 sinema, 38 tiyatro derneğimiz var.
Ama buna karşılık tam 40.000 cami yaptırma derneğimiz var.

* *
Devam edelim…
İçişleri Bakanlığımızın bütçesi 783 trilyon…
Ulaştırma Bakanlığımızın 678 trilyon; Bayındırlık ve İskân Bakanlığımızın 677 trilyon; Kültür ve Turizm Bakanlığımızın 632 trilyon; Sanayi ve Ticaret Bakanlığımızın 280 trilyon; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızın 249 trilyon ve Çevre ve Orman Bakanlığımızın bütçesi de 404 trilyon(muş).
Pekiii… Sadece Sünni kesimi temsil eden Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesi ne kadar dersiniz?
Tam 1,3 Katrilyon…
Evet… 1,3 Katrilyon…
Yani 8 bakanlığın bütçesinden fazla…
150 üniversitenin toplam bütçesine denk…

* * *
Bir ülke, Diyanet'e, bütün üniversitelerine ayırdığı bütçe kadar pay ayırıyor, bunu bir yılda ikiye katlıyorsa; doktordan, öğretmenden fazla imam yetiştiriyorsa; ihtiyacı olan hastane değil de ihtiyacının üzerinde cami yaptırıyor, ya da yapılmasına izin veriyorsa; kütüphaneden çok Kuran kursu açıyorsa; o ülkenin durup, bir kez daha düşünmesi gerekmez mi?...”