2012-2013 ders yılı, bu yıl 4+4+4 formülü ile sorunlu bir şekilde başladı. Bir kısım veli ve öğretim görevlisi çocukların okula 5.5 yaşında başlamasının sorunlu olacağını, bir kısım veli ve öğretim görevlisi ki bu hususa Başbakan...
2012-2013 ders yılı, bu yıl 4+4+4 formülü ile sorunlu bir şekilde başladı. Bir kısım veli ve öğretim görevlisi çocukların okula 5.5 yaşında başlamasının sorunlu olacağını, bir kısım veli ve öğretim görevlisi ki bu hususa Başbakan R. Tayyip Erdoğan da dahildir, 66 aylık çocukların erken başlamasıyla zamandan kazanılacağını, dolayısıyla herhangi bir sorun yaşanmayacağını savunmaktadırlar. Gerçekten, her yeniliğe karşı daima karşı çıkılmış, daha ne olduğu, ne olacağı bilinmeden her türlü karalamalar yapılmıştır. Yapılacaktır. Gazi Mustafa Kemal, büyük nutkunda ibret almamız gereken bir hususu şöyle anlatır. Bilindiği gibi, savaş kazanılmış, Lozan barış anlaşması yapılmış, cumhuriyetin ilanı arifesinde, artık bir işlevi kalmamış olan halife hazretleri bir devlet başkanı gibi hareket etmektedir. Onun için hilafetin kaldırılması gerekmektedir. Bunun için bir kanun taslağı hazırlanmış, şer’iye encümeninde müzakeresine başlanmış. Ancak, şer’iye encümeninde bu tasarının reddedilmesi için görüş ve tartışmalar yapılmaktadır. Görüşmelerin aleyhte tecelli edeceğini haber alan Gazi hazretleri encümen odasına girerek söz alıyor. İşte söyledikleri: "Nihayet reisten söz aldım. Önümüzdeki sıranın üstüne çıktım. Yüksek sesle şu beyanatta bulundum. Burada toplananlar, meclis ve herkes meseleyi tabii görürse fikrimce uygun olur. Aksi takdirde, yine hakikat usulü dairesinde ifade olunacaktır. Fakat, ihtimal bazı kafalar kesilecektir." Bu kesin söz üzerine encümen hilafetin kaldırılması yönünde karar almıştır. Elbette günümüzde kafalar kesilmeyecek ama öncelikle yapılan işin çok iyi hazırlanarak, halka anlatılması iktiza eder. İşte o zaman, bilen de bilmeyen de eleştirisini yapmaz ve olumsuz tarafını öne çıkararak halkı da kandıramazlar. Onun için Milli Eğitim bakanlığının çok iyi hazırlanarak halkı aydınlatması en doğru olan yoldur. Ben, bu vesile, İslam dininin okumaya verdiği önemi, hem Kuran diliyle hem de Peygamberimizin uygulamasıyla anlatmaya çalışacağım.
Bilindiği gibi, Muhammet Aleyhiselam 40 yaşında iken, Hıra dağındaki mağarada her gün gider, tefekkürde bulunurdu. Böylesine tefekkürde bulunduğu bir gün, Cebrailaleyhiselam gelerek, Kuran'ın ilk ayetleri olan “İkre’bismi rabbikelleziy halak; Halakal insane min alak” ayetlerini okudu. Yani "Cenabı Mevla, diyor ki Yaradan Rabbinin adıyla oku. O, insanı bir kan pıhtısından yarattı.” Daha açık bir ifadeyle, Allah (CC) biz kullarına okumamızı, cahil kalmamamızı emretmektedir. Öyle olmasa, Kuran'ın ilk ayetleri ile biz kullarına "OKU" emrini verir miydi? Peygamberimiz ise, Bedir savaşında esir edilen Mekkeli müşriklerden fidye verenleri serbest bırakmış, fidye veremeyenlerin 10 Medine’liye okuma yazma öğretmesini şart koşmuştur. Bu ne demektir? İslamiyetin okumaya verdiği büyük önemi göstermez mi? Peygamberimiz bir hadisinde "İlim Çin'de de olsa, gidip alınız" demek suretiyle okumanın ve öğrenmenin önemini göstermiş olmuyor mu? Eğer günümüz de okumaya karşı çıkanlar varsa bunlar cahilin cahili olan geri kafalılardır.2012-2013 öğrenim yılının, çocuklarımıza, onları eğiten, öğreten öğretmenlerine ve tüm Türk milletine hayırlı olmasını temenni ederim.