Değerli okurlar, terör eylemleri hepimiz gibi beni de kahrediyor. Bu yüzden de içimden yazı yazmak gelmiyor. Hele hele Dağlıca olayı sonrasında kafayı yeme noktasına geldim. Asıl beni kahreden, ülkeyi kan gölüne çevirmeye çalışan, insanlıktan...
Değerli okurlar, terör eylemleri hepimiz gibi beni de kahrediyor.
Bu yüzden de içimden yazı yazmak gelmiyor.
Hele hele Dağlıca olayı sonrasında kafayı yeme noktasına geldim.
Asıl beni kahreden, ülkeyi kan gölüne çevirmeye çalışan, insanlıktan nasibini almamış hayvanların, kalleşçe kurdukları tuzaklarla askerimizi ve polisimizi şehit etmelerine karşın, siyasetçilerimizin hala oy kaygısı içinde olmaları, halkın belli bir bölümünün de parti fanatizmi içinde hala birbirlerine düşman gözüyle bakmaları.
Bence PKK ve HDP bizim bu kutuplaşmamızdan olabildiğince yararlanıyor.
Ülke genelindeki bazı odalara, sendikalara ve derneklere, özellikle de sivil toplum örgütlerine bir bakın, hepsinde HDP ve PKK’nın ciddi yapılanmaları söz konusu.
Biz ise, AK Particilik, CHP’lilik ve MHP’lilik yaparak çok ciddi bir kutuplaşmanın içindeyiz.
HDP ve PKK bu kutuplaşmayı çok iyi kullanarak bu örgütlerin önemli bir bölümünü ele geçirmiş durumda.
Hani denir ya, “Türk’ün Türk’ten başka dostu yok” diye!
Aslında “Türk’ün Türk’ten başka düşmanı yok.”
Biz birbirimizin ayağına çelme takmakla meşgulken, elin oğulları meydanı boş bulmuş, at oynatıyor.
Medya, medyada yer alan anlı şanlı kalemşorlar birbirine düşmüş, onun bunun borazanını öttürerek birbirlerini vatan haini ilan etmekle meşgul.
Objektif ve gerçekçi olmak, ülkeyi ve ülke insanını düşünmek neredeyse suç haline gelmiş, bu tür davranış içinde olanlar, parti ve ideolojik fanatizmin batağına saplanmış beyinlerce suçlanır hale geldi.
Herkes olaylara ve gelişmelere belli bir duygusallık içinde yaklaşıp aklını ötelemiş durumda.
AK Parti gitsin diyerek, kendi desteklediği parti yerine HDP’ye oy verenlere ve bunun propagandasını yapanlara ne demek gerekir?
Millet olarak birlik olamamamıza dönük, somut bir örnek vermek gerekirse.
Medyada bir haber: “Ankara Barosu, askerlerin 81 ilde terör örgütü PKK ya karşı kullanılmasıyla ilgili genelgenin iptali için Danıştay’a dava açtı.”
Ankara Barosu böyle bir dava açtı diyemiyorum, çünkü baronun böyle bir saçmalığa imza atabileceğini aklım almadığı için, sadece medyada bir haber diyerek konuya giriyorum.
Türkiye Cumhuriyetinde.
Hem de, Türkiye Cumhuriyetinin başkenti Ankara’da.
Ankara Barosu böylesine saçma bir girişimde bulunabiliyor.
Saçmalığı, PKK terör örgütünün ekmeğine yağ sürmeye dönük bu girişim, bu ülkeye ve bu ülke insanına ihanetten başka bir şey olamaz.
Türkiye’de hem de başkentte, bir baro, böyle bir girişimde bulunma cesaretini gösterebiliyorsa, bu yapının terör örgütüyle şu ya da bu biçimde bağı olmadığını kimse söyleyemez.
Ankara Barosunda tabii ki ülkesini ve ülke insanını seven yurtsever avukatlar vardır.
Benim merak ettiğim, daha doğrusu beni çileden çıkaran, baro yetkililerinin bu girişimine diğerlerinin en küçük bir tepki bile göstermemesi ya da gösterememesi!
Hani nerede kaldı milli birlik ve kardeşlik?