Son günlerde, terör eylemlerine dönük ortaya koyduğumuz eylemlerle, ne yapmak istediğimizi, ne yaptığımızı ve neye hizmet ettiğimizi biliyor muyuz? PKK'nın saldırıları güvenlik güçlerimize, askerimize ve polisimize dönük. Şehitlerimizin...
Son günlerde, terör eylemlerine dönük ortaya koyduğumuz eylemlerle, ne yapmak istediğimizi, ne yaptığımızı ve neye hizmet ettiğimizi biliyor muyuz?
PKK’nın saldırıları güvenlik güçlerimize, askerimize ve polisimize dönük.
Şehitlerimizin büyük bir çoğunluğu asker ve polis.
Güvenlik güçleri bu ülkenin ve de Türkiye Cumhuriyeti devletini temsil ediyor.
Teröre karşı çıkma adına ortaya koyduğumuz eylemlerle, ortalığı yakıp yıkmaya kalktığımızda, kimle karşı karşıya kalıyor, kimi zor durumda bırakıyoruz?
Güvenlik güçlerimizi.
Bu akılcı ve gerçekçi bir yaklaşım mı?
Yakıp yıktığımız yerlerin parası kimin cebinden çıkacak.
Türkiye Cumhuriyeti devletinin yani bizim cebimizden.
Belli bir duygusallık içinde teröre karşı çıkma adına biz Türklerin çoğunlukta olduğu yerlerde sokaklara dökülüp ortalığı yakıp yıkmak, terör örgütünün istediği bir şey.
Doğu ve Güneydoğu’da Kürt halkı PKK’nın tutsağı durumunda.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ve de güvenlik güçlerimizin son günlerde ortaya koyduğu operasyonlar sonrasında Kürt halkının önemli bir bölümü de PKK’ya dönük tepkisini ortaya koymaya ve de PKK’nın organize ettiği eylemlere katılmamaya başladığı bir süreçte, bizim belli bir genelleme içinde tüm Kürtleri PKK’lı gibi değerlendirmeye kalkmamız, onları PKK’nın kucağına itme anlamına gelir.
Örgütün istediği de bu.
Ülke çok kritik bir süreçten geçerken, terör örgütü son kozunu oynarken, can havliyle en acımasız eylemlere imza atarken, siyasetçilerimiz hala siyasi kaygı içinde 1 Kasım seçimlerinin hesabını yapmanın tutarsızlığı içinde, HDP ve PKK’yı suçlama ve lanetleme yerine, birbirlerini suçlamakla ve mevcut seçim hükümetini Başbakanı ve Cumhurbaşkanını suçlamakla meşguller.
Aynı aymazlığı millet olarak biz de yapıyoruz.
Parti ya da ideoloji tercihimizin fanatizmindeki bataklıkta AK Particilik, CHP’lilik, MHP’lilik yapmakla meşgulüz.
Medya reyting uğruna, terör örgütünün değirmenine su taşıyacak yayınlar yapmakla meşgul.
Şehitlerimizin cenazeleri canlı yayın haline getirilip saatlerce şehitlerimizle ilgili en ince detaylara girilerek, olayı dramatize etmek için şiirsel söylemlerin aymazlığı sergilenerek, toplumun morali bozularak kahrediliyor.
Terör örgütünün amacı toplumda infial, ülkede kaos yaratmak.
Bu yayınlardan en çok mutlu olan PKK, üzülenler ise, teröre karşı olanlar, bu ülkeyi ve bu ülke insanlarını sevenler.
Ne yapmak istediğimizi, ne yapacağımızı, kime karşı olduğumuzu ve nasıl davranacağımızı ortaya koyabilmek için duygusallıktan uzak bir biçimde aklımızı kullanarak hareket etmeliyiz.
Belli bir sorumluluk duygusu içinde, toplumu sağduyuya davet eden, kişileri ya da siyasetçileri, kişisel düşmanlığa ya da siyasi tercihleri yüzünden suçlamaya ve hedef tahtası haline getirmek kadar saçma bir şey olamaz.
Terörü protesto ederken, AK Partilisi, CHP’lisi, MHP’lisi, Ülkücü ve Devrimci tüm yurtseverlerin, parti bayraklarıyla değil, Ay yıldızlı Türk bayraklarıyla, ortalığı yakıp yıkmadan, siyasi sloganlar atmadan, güvenlik güçleriyle karşı karşıya gelmeden, meydanları hınca hınç doldurmaları gerekir.
Türklerin, ülkesini ve ülke insanını sevenlerin çoğunlukta olduğu yerlerde, sosyal medyada ya da meydanlarda, kalabalıkları provoke edecek tavırlar sergileyerek yiğitlik taslamak, bu ülkeye ve bu ülke insanına zarar vermekten başka bir işe yaramaz.
Allah hepimize, parti fanatizminin batağındaki körlükte, ülkemize ve ülke insanımıza zarar vermekten kurtaracak akıl ve fikir ihsan eylesin!