ALANYA'DA önceki gün yaşanan olaylar malumunuz. Ülkü Ocakları önderliğinde Atatürk Anıtı önünde başlayan

ALANYA'DA

önceki gün yaşanan olaylar malumunuz.

Ülkü Ocakları önderliğinde Atatürk Anıtı önünde başlayan "Teröre Lanet ve Şehitleri Anma Yürüyüşü" daha sonra farklı bir boyut kazandı.

Ülkenin doğusunda görev yaparken ailesinin, çorunun çocuğunun yanında bile hunharca katledilip şehit olan polisimize ve askerimize sıkılan kurşunlar, atılan bombalar nedeniyle öfkeli olan bir kitle...

Neyse, gerisini zaten biliyorsunuz.

Özetle; ortalık bir anda savaş alanına döndü, önce HDP'nin bulunduğu bina, ardından birkaç işyeri, bir iki araç yakılıp yıkıldı.


***

Bu arada...

Olayların yaşandığı sırada ortaya koydukları sağduyulu yaklaşım nedeniyle başta Alanya Emniyet Müdürü Mehmet Ömür Saka olmak üzere, izinleri iptal edilen ve neredeyse bir aydır istim üzerinde duran emniyet teşkilatının 500'e yakın cefakâr mensubunu tebrik ederim.

Makam odasının her tarafını Atatürk'ün fotoğraflarıyla ve çok sayıda Türk Bayrağı motifi ile donattığı için ayrı bir sempatim olması bir yana...

Alanya Emniyeti'ne, göreve gelir gelmez düzenlediği bir kampanya vasıtasıyla polis memurlarının şehrin asayişi için kullanmaları amacıyla çok sayıda son model otomobil ve motosiklet kazandıran, geçtiğimiz hafta "2. Sınıf Emniyet Müdürü" rütbesi almaya da hak kazanan Mehmet Ömür Saka, Alanya'yı gerçekten büyük bir felaketten kurtardı.

"Bundan büyük felaket mi olur, daha ne olacaktı?" diyenleri duyar gibiyim ancak şunun bilinmesinde yarar var ki, Müdür Saka bir kişinin bile burnunun kanamasına müsaade etmeden olayları sakinleştirmesini bildi.


***

"Olay gecesi silahla ateş açıldı, birkaç kişi ağır yaralandı" türü dedikodular ortaya atılsa da, ne "saldıran" ne de "saldırılan" taraflar arasında herhangi bir fiziksel temas olmaması, çeşitli olayların yaşandığı diğer il ve ilçelere nazaran hem Müdür Saka'nın hem de Alanya Polisi'nin hanesine artı olarak yazıldı.


***

Onca bağırış çağırışa, onca yakıp yıkmaya rağmen bir kişinin dahi burnunun kanamamasının başlıca sorumlusu, çok gerekmedikçe sertlik yanlısı bir üslubu bulunmayan Müdür Saka'nın ve Alanya Polisi'nin sağduyulu yaklaşımıdır.


***

Buna mukabil...

Son günlerde Alanya'da yanıtı en çok merak edilen soruların başında şu geliyor:

"Bu olaylar nereye kadar devam edecek?"

Allah muhafaza, her şehit haberinde öfkeli kitle yeniden sokaklara dökülüp, önceden işaretli olduğu iddia edilen bazı işyerlerini yeniden yakıp yıkacak mı?

Gönül ister ki hiçbir güvenlik görevlimiz şehit olmasın, gönül ister ki Türkiye ve Alanya halkı yeniden sokaklara dökülmesin.

Ve gönül ister ki "Alanya Polisi" ile Alanya halkı, terör örgütünün ülkeyi kaosa sürükleyen eylemleri yüzünden yeniden karşı karşıya gelmesin.


***

Bu yüzden, belki Alanya'daki sempatizanları vasıtasıyla bu satırlardan haberdar olurlar diye ümit edip şer odaklarına Kürtçe "Êdî Bese!" yani "Yeter Artık" diye seslenmek istiyorum.

Görüldüğü gibi ne Türkiye'de, ne de Alanya'da barınamıyor ve sevilmiyorsunuz.

Kürt olduğunuzu, sanki tutsaklarmış gibi Kürtlerin özgürlüğü için savaştığınızı iddia ediyorsunuz, üstelik Türk topraklarında "Kürdistan" kurmak istediğinizi söyleyip içeride ve dışarıda destek arıyorsunuz ama Türklerin yanı sıra artık masum Kürt kardeşlerimizin de nefretini kazandınız.


***

Dün bana ulaşıp, "Ben Kürt'üm ama terörist değilim. Ekmeğini Alanya'dan kazanan benim gibi Kürtlerin suçu günahı ne?" diye soran bir kardeşimin şu sözleri "hiç sanmıyorum ama" belki sizi insafa getirir...

"Êdî Bese! Êdî Bese! Êdî Bese!"