AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve parti sözcüsü sayın Mahir Ünal'ın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na dönük açıklaması çok anlamlı aynı zamanda da düşündürücü! Anlamı. Bizim siyasetçilerimizin,...
AK
Parti Genel Başkan Yardımcısı ve parti sözcüsü sayın Mahir Ünal’ın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na dönük açıklaması çok anlamlı aynı zamanda da düşündürücü!
Anlamı.
Bizim siyasetçilerimizin, ülkenin ve ülke insanının meselelerine hangi açılardan baktıklarını göstermesi.
Düşündürücü yanı ise.
Toplumun önemli bir bölümünün de, bu siyaset anlayışına prim verip, bu tür siyasetçilerin peşine takılmaları.
Yani.
Birilerinin dediği gibi.
“Her toplum, layık olduğu şekilde yönetilir.”
Demek ki, toplum olarak biz, hamaseti, efelenmeyi, ona buna posta atmayı yiğitlik sanıyor ve bununla da övünebiliyor hatta bu tür siyasetçilerin peşine takılıp, bunları tabulaştırmamız bir yana bir de, tapınırcasına biat etmeye kalkabiliyoruz.
Bu, salt bugünün siyasi aktörlerine dönük bir yaklaşım değil.
Şahsen ben, bu yaşa gelene kadar, Atatürk hariç, İsmet İnönü’den başlayarak bütün siyasetçileri ya yakından ya da biraz uzaktan tanıma fırsatı yakalamış ve de 76 yaşını daha yeni doldurmuş birisi olarak bu değerlendirmede bulunuyorum.
Benim hatırladığım kadarıyla, efelenmeyen, ona buna meydan okumayan siyasetçiler ağızlarıyla kuş tutsalar, bu toplum, bu tür siyasetçilere prim vermiyor.
Buna bir örnek vermek gerekirse, rahmetli Erdal İnönü.
Sol cenahta.
Rahmetli Bülent Ecevit.
Hitabeti, şiirsel söylemi ve yiğitlenmeleriyle CHP’yi, yamalı bohçayla da olsa iki defa iktidara taşıdı!
Sağda ise, sayın Erdoğan, dini söylemleri, okuduğu çok farklı şiirleri ve de hitabetiyle, özellikle de sert çıkışlarıyla, önüne gelene hatta dünyaya meydan okumalarıyla 16 yıldır iktidarda.
Erdoğan partiden kopup Cumhurbaşkanı olmasına karşın, partinin başına geçenlerle Başbakan olanlar bile koltuklarından feragat edip Sayın Erdoğan’a biat edebiliyorlar.
Baksanıza.
Sayın Binali Yıldırım, genel başkanlığı ve başbakanlığı elden gittiği halde Başkanlık için yapılan referandumda, meydanlarda bağırmaktan neredeyse gırtlağını yırtacaktı!
Ne yapsın?
Onun da yapacağı bir şey yoktu!
Davutoğlu biraz mırın kırın etti, hemen görevden alındı!
Şimdiye dek, hiçbir partili Cumhurbaşkanı Erdoğan kadar partisinde hakimiyetini sürdüremedi.
Rahmetli Özal ve Demirel gibi liderler bile bu başarıyı elde edemedi. Göreve kendilerinin getirdikleri kişilere söz geçiremediler.
Özellikle Yıldırım Akbulut gibi sıradan bir isim bile, Özal’ı dinlemedi!
Ama Erdoğan bir başka.
Bu başkalık, kendi yeteneğinden mi yoksa arkasından geleceklerin yeteneksizliği ve cesaretsizliğinden mi?
Şahsen bu konuda bir fikrim yok!
- DEVAM EDECEK -