Toplum ya da birey olarak, istisnasız her konuda, bütünü değerlendirme yerine, salt bir noktaya odaklanıp, detaydaki kusurları tartışarak, bütünün yararlarını göremiyor ya da görmezden gelerek, olumlu bir şeyi olumsuz gibi gösteriyoruz....

Toplum ya da birey olarak, istisnasız her konuda, bütünü değerlendirme yerine, salt bir noktaya odaklanıp, detaydaki kusurları tartışarak, bütünün yararlarını göremiyor ya da görmezden gelerek, olumlu bir şeyi olumsuz gibi gösteriyoruz.İlaçların prospektüsünü okuduğunuzda, doktorun sizin derdinize deva olarak verdiği ilacı almaktan kaçınmanız gibi bir şey bu!“Bir düşünceye takılıp kalma. Gerçeği bir düşünce aydınlatamaz” demiş bir düşünür.Biz ise, belli ezberlerimizin tutsağı halinde, tek taraflı bir koşullanma içinde birbirimizle çatışmakla meşgulüz.Çağımızda, her alanda, bir sürü tez ve antitezlerin tartışılmasıyla birçok sentezler ortaya çıkabildiği içindir ki, akıl almayacak başarılara imza atılabiliyor.

“Köhne fikirler, paslanmış çivilere benzer. Yerlerinden kolay kolay sökülemez. –Cenap Şehabettin-

Geçmişe damgasını vurmuş, çok güzel fikirlerin bile, bugün için geçerliliğini yitirebileceğini ve geleceğe de ışık tutamayacağını görememek kadar tehlikeli bir şey olamaz.

Mevlana’nın “Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım” dediği gibi, dünün fikirlerinden yararlanırken, düne takılıp kalmadan, dünün değerlerini tabulaştırıp tapınma noktasına taşımadan, her alanda, bugüne kadar ortaya konmuş temel yapı taşlarının üzerine, yeni taşlar yerleştirmenin gerçekçiliği içinde olmalıyız.Düne damgasını vurmuş simgesel değerlerimize sahip çıkmak, onlara saygı duymak hepimizin görevidir. Bu değerleri günümüzün siyasi ya da ideolojik kısır çekişmelerin içine çekmekten özellikle kaçınmamız gerekir.

Bir insanın hem her alanda düşünce özgürlüğünün olmasından söz edip hem de düşüncesini ortaya koyan bir insanı en acımasız bir biçimde eleştirmeye kalkması kadar komik bir şey olabilir mi?

Yıllardır dinsel anlamda bir mahalle baskısından söz eder durulurdu. Bugün de bu baskıdan hala söz edilirken, bir de ilericiyim ve devrimciyim diyenlerin şu ya da bu biçimde mahalle baskısı kurmaya başlamaları düşündürücü!