İyi davranışlar ve güzel ahlak daima yerini bulur. Dini kitapları okudukça insan kendisinde bir huzur, sevinç bulur. Kişiler bu güzel huzurla hafiflediğini hisseder. Bu büyük inanç insanı sarar sarmalar ve mutlu eder. İnsan sanki bulutların...

İyi davranışlar ve güzel ahlak daima yerini bulur. Dini kitapları okudukça insan kendisinde bir huzur, sevinç bulur. Kişiler bu güzel huzurla hafiflediğini hisseder. Bu büyük inanç insanı sarar sarmalar ve mutlu eder. İnsan sanki bulutların üstünde uçar. Her güzel yazı veya hikaye insana çok şey öğretir. Hatta bazen hayatınıza ve işinize yön verir, sizi değiştirir. Bunda bir tek kelimenin bile büyük rolü olur.

Ağzından kurşun gibi düşünmeden çıkan kelimeler ise birçok kalbi kırar, yuva yıkar, en güzel dostlukları yok edip, un ufak eder. Aşkları, sevgileri siler, en güzel iş ortaklıklarını bozar, insanın hayatını zindan eder. En ufak bir öfkelenmenizde bile söyleyeceğiniz sözü, ağzınızdan çıkmadan evvel düşünüp söylemeniz hem sizin, hem de karşınızdaki kişi için daha iyi sonuçlar doğurur. Sonuçları daha insani ve daha hayırlı olur. Ayrıca saygı olan yerde her şey mükemmeldir. Davranış güzelse asla gözden kaçmaz. Hep dikkat çeker ve insanlar böyle karakterli insana, büyük ya da küçük olsa saygı, sevgi ve ilgi duyar. Şimdi size okuduğum ve hoşuma giden kıssadan hisseyi paylaşmak isterim. Umarım hoşunuza gider.

Tüccarın biri veznesinde çalıştırılmak üzere 13-14 yaşlarında bir çocuk arıyordu ve gazeteye ilan verdi. Bunun üzerine 30-35 çocuk yanlarında tavsiye mektubuyla dükkana geldi. Bu çocuklardan birisinin hiçbir şeyi yoktur. Tüccar bu tavsiye mektubu olmayan çocuğu işe alır. O sırada orada olan tüccarın yakın arkadaşlarından biri sorar: 'Bu çocuğun tavsiyesi olmadığı halde onu niye işe aldın? Nasıl bir çocuk olduğunu biliyor musun?' Tüccar şu cevabı verir: 'Biliyorum dostum, bu çocuk hepsinden daha iyi, siz onu görmediniz. Size onun davranışlarını anlatayım, içeri girerken ayakkabılarını durup paspasa sildi. Bu hal onun tertipli ve düzenli olduğunu gösterir. Önüme gelir gelmez eğilip beni selamladı, düzgün ve terbiyeli konuştu. Demek ki kibar ve anlayışlı bir çocuk. İçeride beklerken dışarıdan gelen bir adama yerini verdi. Böylece içindeki insanlık duygusunu belirtti. Mahsus yere bıraktığım kitabı öbür çocuklar çiğnerken o yerden aldı ve masanın üstüne koydu. Bu mal değeri ve kitaba saygısını gösterdi. Ötekiler içeri girmek için birbirlerini iterken o sırasını bekledi. Bu onun hak tanıyan ve saygıyı bilen bir çocuk olduğunu gösterir. Bunun yanında üstü başı düzgün, saçları taranmıştı, dişleri pırıl pırıldı. Söyle dostum bir çocuk için bu kadar tavsiye yetmez mi?'

Bir de fıkra size.

Emekli birisi aylığını almış, para borçlara dağılmadan önce ne zamandır canının çektiği balığı almak ister. İki tanecik olsa da yeter, bir tane kendisine, bir de karısına. Balıkçı dükkanına yaklaştı, balıkçıya "Balıklar taze mi oğlum?" dedi. Balıkçı "Balıklarım canlı ağabey" dedi. Emekli de "Oğlum ben de canlıyım ama taze değilim" dedi.

Hayırlı olan dileklerinizin yerine gelmesi dileğiyle, hoşçakalın canlarım.