İstanbul Adalar açıklarında 19 Ağustos'ta başlayan sismik hareketlilik gece boyunca devam etti. İlk olarak 3.2 büyüklüğündeki sarsıntıyla öne çıkan bölgede, ardından en büyüğü 2.5 olan 50'ye yakın küçük deprem kaydedildi. Kısa aralıklarla gerçekleşen sarsıntılar İstanbul'da yeniden “Büyük Marmara depreminin işareti mi?” sorusunu gündeme getirdi. Deprem bilimciler ise küçük depremlerin tek başına yaklaşan büyük bir depremin göstergesi olarak kabul edilemeyeceğini belirtiyor.
UZMANLAR KÜÇÜK DEPREMLER İÇİN NE DİYOR?
Prof. Dr. Okan Tüysüz, yaşanan hareketliliğin Adalar çevresindeki fayların aktif olduğunu gösterdiğini söyledi. Küçük bir depremin ancak ardından daha büyük bir deprem meydana gelmesi halinde “öncü” olarak tanımlanabileceğini hatırlatan Tüysüz, “Her büyük depremin arkasından artçı depremler olur ancak her büyük depremden önce öncü deprem olmaz. Bir depremin öncü olduğu arkasından büyük deprem gelince anlaşılır. Bekleyip göreceğiz” dedi.
Prof. Dr. Ahmet Ercan da yalnızca küçük sarsıntıların sayısına bakılarak büyük bir depremin zamanının kestirilemeyeceği görüşünde. Ercan, Marmara için yaptığı değerlendirmelerde olası tsunami dalgasının 2,5 metreye kadar ulaşabileceğini öne sürerken, büyük deprem için en erken 2045'i, daha olası dönem olarak ise 2075'i işaret etti. Bu tarihler Ercan'ın kendi bilimsel değerlendirmesini yansıtıyor; depremlerin kesin gün, saat veya yılını önceden belirleyen kabul edilmiş bir yöntem bulunmuyor.
ÜŞÜMEZSOY: ADALAR FAYINDAN BÜYÜK DEPREM ÇIKMAZ
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ise son hareketliliğin Marmara'daki ana fay üzerinde değil, bölgeyi güney-kuzey doğrultusunda kesen ikincil ve üçüncül fay kollarında meydana geldiği görüşünü paylaştı. Bu fayların büyük bir deprem oluşturacak stres birikimine sahip olmadığını savunan Üşümezsoy, “Adalar fayı yaşlı ve ölü bir faydır. Buradan büyük bir deprem çıkmaz” ifadelerini kullandı. Uzmanların Marmara'daki fayların davranışı ve gelecekteki deprem senaryolarına ilişkin farklı görüşlerinin bulunması nedeniyle, kısa süreli sismik hareketlilikten kesin bir deprem takvimi çıkarmak bilimsel açıdan mümkün değil.
2025'TEKİ 6.2'LİK DEPREMİN ARDINDAN 272 SARSINTI KAYDEDİLMİŞTİ
Marmara Denizi'nde kısa sürede çok sayıda küçük sarsıntının kaydedilmesi daha önce de görüldü. AFAD kayıtlarına göre 23 Nisan 2025'te Silivri açıklarında meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki depremin ardından yaklaşık bir gün içinde 272 artçı deprem kaydedilmişti. Bu sarsıntıların büyüklükleri 1.6 ile 5.9 arasında değişmişti. Deprem dizilerinde ana sarsıntının ardından çok sayıda artçının oluşması olağan bir süreç olarak kabul ediliyor. Ancak Adalar açıklarındaki son hareketliliğin niteliğinin belirlenmesi için sarsıntıların konum, derinlik ve zaman içindeki dağılımının birlikte izlenmesi gerekiyor.
MARMARA NEDEN YAKINDAN İZLENİYOR?
Marmara Denizi'nin çevresi, Kuzey Anadolu Fay Sistemi nedeniyle Türkiye'nin deprem riskinin yakından takip edildiği bölgelerinin başında geliyor. İstanbul'un yoğun nüfusu, yapı stoku, ulaşım ve haberleşme ağları ile ülke ekonomisindeki ağırlığı, olası bir depremin sonuçlarını yalnızca İstanbul'la sınırlı bırakmıyor. Bu nedenle resmi çalışmalar sadece depremin büyüklüğüne değil; hastanelerin çalışması, ulaşımın devamı, haberleşme, enerji altyapısı, barınma ve tahliye gibi başlıklara da odaklanıyor.
AFAD'ın İstanbul için yürüttüğü çalışmalardan İSMEP, deprem riskinin azaltılması ve acil durum hazırlık kapasitesinin geliştirilmesini amaçlıyor. Afet öncesi hazırlık, risk azaltma, müdahale ve afet sonrasındaki iyileştirme süreçleri birlikte ele alınıyor. AFAD'ın 2025'te gerçekleştirdiği Afet ve Acil Durum Kurulu toplantısında da Adalar merkezli bir deprem senaryosu üzerinden hazırlanan olay planları ve tatbikat çalışmaları değerlendirilmişti.
DENİZDEKİ HER DEPREM TSUNAMİ OLUŞTURUR MU?
Marmara'daki depremler sonrasında gündeme gelen konulardan biri de tsunami riski. Denizin altında meydana gelen her deprem tsunami oluşturmuyor. Deniz tabanında su kütlesini yeterli ölçüde hareket ettirecek bir yer değiştirme veya denizaltı heyelanı gibi mekanizmaların oluşması gerekiyor. AFAD'ın afet eğitim materyallerinde Marmara Denizi'nde meydana gelebilecek depremlerin tsunami oluşturma ihtimalinin bulunduğu belirtiliyor. Bu nedenle kıyı kesimlerinde yaşayanların deprem sonrasında resmi uyarıları takip etmesi önem taşıyor.
DEPREM ANINDA NE YAPILMALI?
AFAD, sarsıntı sırasında paniğe kapılarak merdivenlere veya çıkışlara koşulmamasını, güvenli bir noktada “Çök-Kapan-Tutun” hareketinin uygulanmasını öneriyor. Camlardan, pencerelerden ve devrilebilecek ağır eşyalardan uzak durulması gerekiyor. Sarsıntı bittikten sonra çevre kontrol edilerek güvenli biçimde binadan çıkılması, gaz kokusu varsa vananın kapatılması ve yetkili kurumların açıklamalarının takip edilmesi isteniyor.
Depreme hazırlık yalnızca sarsıntının başladığı anda yapılacaklarla sınırlı değil. Ağır mobilyaların sabitlenmesi, aile afet planının hazırlanması, toplanma alanının önceden öğrenilmesi ve ilk 72 saat için temel ihtiyaçların bulunduğu afet çantasının hazır tutulması öneriliyor. Özellikle sosyal medyada küçük depremlerin ardından yayılan kesin tarihli “büyük deprem geliyor” iddiaları yerine AFAD ve bilimsel kurumların ölçüm ve açıklamalarının takip edilmesi, bilgi kirliliğinin önüne geçilmesi açısından önem taşıyor.




