Toplum olarak, hoşgörü ve empati konusunda sınıfta kaldığımız ortada. Kuralsızlığı kural haline getiren bir başka toplum var mı bilmiyorum. Trafikte yol vermedin diyerek aracın önünü kesip sonra da sürücüye saldırıp öldürenlerden,...
Toplum olarak, hoşgörü ve empati konusunda sınıfta kaldığımız ortada.
Kuralsızlığı kural haline getiren bir başka toplum var mı bilmiyorum.
Trafikte yol vermedin diyerek aracın önünü kesip sonra da sürücüye saldırıp öldürenlerden, yolda giderken neden bana yan baktın diyerek adama saldıranlardan geçilmiyor.
Bu tür, bir sürü, ruh hastası psikopat, serseriliklerle iç içe yaşıyoruz.
Kan davası geleneği, bir onlardan bir bunlardan işlenen cinayetlerle hala devam edip gidiyor.
Değerli okurlar, böylesine hoşgörüsüz bir ortamda, hoşgörü anlamında, çok ilginç bir olaydan söz edeceğim.
Bu düzmece falan değil, bir gerçek.
Yıllar önce, bir düğün daveti nedeniyle, Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinin Kornapa köyüne gitmiştim.
Düğün evi oldukça kalabalıktı.
Konuk olarak bulunduğumuz için bize ilgi biraz fazlacaydı.
Uzun süre yaptığımız sohbet sırasında, kalabalık arasında, Hasan ve Kemal isminde yaşlı iki kişinin geçmişi ile ilgili anlatılanlar ilgimi çekmişti.
Anlatılanlara göre, Hasan ağa topaldı. Hasan ağayı topal yapan da, Kemal ağa olmasına rağmen, ikisi yıllar boyu can ciğer çok samimi arkadaşlarmış.
Yemekleri yemeye, kafaları da çekmeye başladıktan sonra Hasan Ağaya sordum.
- Hasan ağa, Kemal ağa seni vurup topal etmesine rağmen nasıl oluyor da, yıllar boyu böyle can ciğer sarmaş dolaş olabiliyorsunuz?
- Ah bey hiç sorma, ben ona hayatımı borçluyum.
- Hasan ağa nasıl oldu, şu olayı bir anlatsana.
- Ben bostanı suluyordum. Kemal’le uzun bir süredir devam edip giden sınır itilafımız vardı. Yanıma geldi, bana demedik laf bırakmadı. Tabii ben de ona sövdüm, saydım. Kemal sövmeme kızmış olacak ki, tabancasını çekip bana ateş etmeye başladı. Yere yığılıp kaldım. Dizim paramparça olmuş, yerde sürünerek arktaki sudan içmek üzereydim ki, Kemal bana bağırdı.
Lan Hasan, içme ölürsün diye başladı bağırmaya. Ben de suyu içmekten vazgeçtim. Sonra da bayılmışım. Kemal köylülere seslenmiş, onlarla birlikte beni hastaneye kaldırmışlar.
- Eee nihayetinde seni topal yapan Kemal ağa değil mi?
- Kemal beni uyarmayıp da suyu içip de ölseydim daha mı iyiydi? Hem hastaneye de onun sayesinde tam zamanında yetiştirilmişim.
- Yani sen hayatını Kemal ağaya mı borçlusun?
- Ya kime borçlu olacaktım ki?
Değerli okurlar, bu denli acımasızlıkla, kin ve nefretle dolu insanlık dışı ilişkilerin kol gezdiği bir toplumsal dokuda, çok şükür, hayata böylesine olumlu bakan insanlarımız da var.