HAYAT giderek zorlaşıyor. Herkes bir ipe sarılıyor. İnsanoğlu, uhrevi anlamda, dogmatizme dayalı bir anlayışla Yaradan'a tutunmaya çalışırken, dünyevi anlamda da, bir ideolojiye, bir siyasi yapıya, dinsel, mezhepsel ya da tarikat anlamında...
HAYAT
giderek zorlaşıyor.
Herkes bir ipe sarılıyor.
İnsanoğlu, uhrevi anlamda, dogmatizme dayalı bir anlayışla Yaradan’a tutunmaya çalışırken, dünyevi anlamda da, bir ideolojiye, bir siyasi yapıya, dinsel, mezhepsel ya da tarikat anlamında bir birliktelikte yer alarak, belli bir mensubiyet duygusu içinde, bu yapılarda kendilerini ifade etme çabasına girerek, yalnızlıktan kurtulmaya çalışıyor.
Yaradan’ın kendilerine bahşettiği yeteneklerini geliştirmeye çalışarak, özgür düşünceye yönelme yerine, bir yerlere yamanarak ayakta kalmanın kolaycılığı içine giriyoruz.
“Başkalarının düşüncelerine göre hareket edeceksek, kendi düşüncemizin ne anlamı kalır.” Oscar Wilde.
Bir grubun içinde olmak insana güç veriyor. Hepimiz aidiyet duygusunu seviyoruz.
Bu güç arayışı ailede başlıyor.
Sonrasında da, bir sürü birlikteliklerden birine yamanıp, bu birlikteliğin her tür öğretisini ezberleyip, papağana dönüşüp, kendi yeteneklerimizi rafa kaldırıp, körü körüne, bu birlikteliğin her dayatmasına biat edip, bununla da övünerek bir ömrü tüketip gidiyoruz.
Son günlerde, eski devrimcilerle ülkücülerin, nostaljik takılmalarına dayalı, birbirlerine dönük övgülerinden geçilmezken, kimi de o eski fraksiyon çatışmalarına dönük tartışmalarını sosyal medyada takip ederken, kimi zaman gülüyor, kimi zaman da, hala eskiye takılıp kalmalarına, yeni dünya düzeninden bihaber olmalarına üzülüyorum.
Dünyada değişmeyen tek şeyin değişim olduğu gerçeğini bir türlü kabullenemeyip, gelişerek değişen dünyaya sırtını dönen beyinlere üzülmemek elde değil.
Anılar yaşlıların bastonudur denmiş.
Geçmişteki yaşanmışlıkları anmak, kimi dostlarla, karşılıklı olarak anılarla hoş sohbetler etmek güzel de, dünlerin somut koşullarına dayanan anılara dönük özeleştiri yaparak, bugünün gerçeklerine göre bir sorgulamanın yapılmasının da gereğine inanıyorum.
Dünlerde de şu ya da bu nedene dayalı kutuplaşmaların içine girip çatışıp durduk.
Kimi genç yaşta canından olurken, kimi de geleceğini kararttı.
Dünlerde çatışanlar bugün can ciğer dost olabildi.
Benim de, dünlerde karşıt saflarda yer aldığımız ama bugün can ciğer olduğum birçok dostum var.
Benim için güzel olan, dün de kimseyi düşman olarak görmedim, bugün de görmüyorum.
Bugünkü kutuplaşmaların da, yarınlarda ne denli anlamsız olduğunu bugünkü kuşağın da anlayacağından adım gibi eminim.
İşte bu yüzden, her tür düşünsel farklılığı bir kutuplaşma ve çatışma aracına dönüştürmekten özellikle kaçınmalıyız.