İstisnasız hepimizin şu ya da bu biçimde, bir sürü hatası vardır. Hata derken, neye göre hata olup olmadığına da bakmamızda yarar var. Kimilerine göre hata olan şey, bir başkalarına göre hata olmayabilir. Hatadan dönmek mümkün. Suçtan...

İstisnasız hepimizin şu ya da bu biçimde, bir sürü hatası vardır.

Hata derken, neye göre hata olup olmadığına da bakmamızda yarar var.

Kimilerine göre hata olan şey, bir başkalarına göre hata olmayabilir.

Hatadan dönmek mümkün.

Suçtan dönmek mümkün olmadığı gibi, telafisi de mümkün değildir.

Ama, şu bir gerçek ki, insanlığa göre suç olarak bilinen her şey hepimiz için suçtur.

En yakınlarımızın bile, en küçük bir hatasında, onlara darılabiliyor, onlardan uzaklaşabiliyoruz.

Suçlarında ise, onlara düşman bile olabiliyoruz.

En çok değer verdiğimiz, anamıza, babamıza, çocuklarımıza, kardeşlerimize ve en yakın akrabalarımıza bile düşman olabiliyor, onları öldürme noktasına bile gelebiliyoruz.

Demek ki, bir genelleme içinde, kimilerini kutsamak da, düşman olarak görmek de yanlış.

Doğru olan, herkese belli önyargılardan uzak bir biçimde, objektif ve de gerçekçi bir şekilde yaklaşıp, onlara iyi bir insan olup olmadıklarına bakarak yaklaşmamızda yarar var.

İnsanları dünya görüşlerine, inançlarına ve de etnik yapılarına göre sınıflandırarak, yargılayıp ötekileştirmek kadar yanlış bir şey olamaz.

Bir kitap, bir düşünürün kendine özgü düşüncesini yansıtır. Okumaktaki amaç, farklı düşünceleri kavrayıp kendimize özgü bir düşünceye sahip olmaktır.

Belli ustaların düşünsel açılımları, felsefi yaklaşımlarını da, salt kendilerine özgü bir arayış olarak kabul edip, sadece onlardan yararlanmaya bakıp, olumlu olanlarını alıp, olumsuz olarak gördüklerimizi ayıklama becerisini gösterebilmeliyiz.

Bunu becerebilmek için de, çok okumamız, çok araştırıp tartışmamız gerekir.

Kendimize özgü bir düşünceye sahip olabilmek için de, sürekli bu yolda koşuşturmalıyız.

Aksi taktirde, şunun bunun, ya da şu bu yapılanmanın oyuncağı olmaktan kurtulamayız.

Dünyada her şey gelişip değişiyor.

Böylesine büyük bir hıza ulaşmış maratonda, geriye düşmemek için, sürekli kendimizi yenilememiz gerekir.

Geçen günkü yazımda, düşünsel anlamda belli bir savrulma içinde olduğumdan söz ederken bunu kastetmiştim.

Günümüzde, bilgi denen şey öylesine derinleşti ki, ona ulaşmak neredeyse imkansızlaştı.

İnternetten her bilgiye ulaşabileceğimizden söz edilse de, o bilginin özünü kavramadan onu anlamak mümkün mü?

İşte bu yüzden de, ne dinsel, ne mezhepsel, ne düşünsel, ne parti, ne de ideolojik saplantılara dayalı fanatizme yönelmeden, her olaya ve gelişmeye objektif bir biçimde yaklaşıp, bir değerlendirme içine girmemizde yarar var.