Eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun 2011 yılında tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybetmesine ilişkin yeniden başlatılan soruşturma genişletildi. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca sürdürülen soruşturmanın yeni aşamasında, olay döneminde görev yapan yargı mensupları ile Kozinoğlu’nun aynı koğuşta kaldığı kişilere yönelik inceleme derinleştirildi. Eski Silivri Cumhuriyet Başsavcısı, dönemin cezaevi savcısı ve aralarında Hasan Atilla Uğur’un da bulunduğu iki koğuş arkadaşı olmak üzere toplam 4 şüpheli hakkında yakalama ve gözaltı kararı verildi.
SORUŞTURMA YILLAR SONRA YENİDEN AÇILDI
Kozinoğlu’nun cezaevindeki ölümünün ardından yürütülen ilk soruşturmada kamera kayıtları, tıbbi belgeler, ceza infaz kurumu ve sağlık personelinin anlatımları ile koğuş arkadaşlarının ifadeleri değerlendirilmişti. Dosya, 10 Nisan 2012’de verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla kapatılmıştı. Ancak dosyanın yeniden incelenmesinin ardından Silivri Sulh Ceza Hâkimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla önceki takipsizlik kararı kaldırıldı ve olayla ilgili yeni bir soruşturma süreci başladı.

Yeniden açılan dosyada yalnızca Kozinoğlu’nun rahatsızlandığı ve hastaneye sevk edildiği anlar değil, olay sonrasında yürütülen adli işlemler de inceleme konusu yapılıyor. Bu nedenle cezaevindeki görevlilerin yanı sıra ilk soruşturmada görev alan isimlerin ve olayın doğrudan tanıklarının ifadelerinin karşılaştırılması, eski tutanak ve kayıtların yeniden değerlendirilmesi soruşturmanın önemli başlıkları arasında bulunuyor.
ADLİ TIP İNCELEMESİ DE DOSYANIN MERKEZİNDE

Soruşturmanın genişletilmesi kapsamında Kozinoğlu hakkında feth-i kabir kararı da verilmişti. Bu işlem, yıllar önce defnedilen bir kişinin ölüm nedeninin yeniden araştırılması gerektiğinde başvurulabilen adli yöntemlerden biri olarak uygulanıyor. Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre gömülmüş bir cesedin incelenmesi veya yeniden otopsi yapılması amacıyla mezardan çıkarılmasına soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı karar verebiliyor. Elde edilebilen örnekler ve bulgular daha sonra uzmanlar tarafından adli tıp yöntemleriyle değerlendiriliyor.
Aradan uzun süre geçmiş olması adli incelemelerin kapsamını etkileyebilse de uzmanlar mevcut biyolojik bulguları, önceki otopsi kayıtlarını, sağlık belgelerini ve dosyadaki diğer delilleri birlikte değerlendirebiliyor. Böylece ilk incelemede ulaşılan sonuçlarla yeni bulgular arasında uyum veya çelişki bulunup bulunmadığının ortaya konulması amaçlanıyor. Bu tür işlemler tek başına herhangi bir suçun işlendiğini göstermiyor; bilimsel bulgular soruşturmadaki diğer delillerle birlikte ele alınıyor.
GÖZALTI KARARI SONRASI SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK?

Haklarında gözaltı kararı bulunan şüphelilerin yakalanmalarının ardından savcılık, ifadeler ile mevcut delilleri birlikte değerlendirecek. Soruşturma işlemlerinin tamamlanmasının ardından şüpheliler serbest bırakılabileceği gibi, haklarında adli kontrol veya tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edilmeleri de mümkün. Tutuklama konusunda nihai karar hâkimlik tarafından veriliyor. Gözaltı veya yakalama kararı ise tek başına kişinin suçlu olduğu anlamına gelmiyor; ceza yargılamasında masumiyet karinesi geçerliliğini koruyor.
ESKİ DOSYALAR YENİ DELİLLERLE YENİDEN ELE ALINABİLİYOR

Ceza soruşturmalarında daha önce kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş olması, kanunda öngörülen koşulların oluşması halinde dosyanın hiçbir zaman yeniden incelenemeyeceği anlamına gelmiyor. Sonradan ortaya çıkan yeni deliller, önceki değerlendirmeyi değiştirebilecek bilgiler veya adli makamların vereceği kararlar doğrultusunda eski dosyalarda yeniden soruşturma yürütülebiliyor. Özellikle ölüm nedeni konusunda kuşku bulunan dosyalarda tanık ifadelerinin yeniden alınması, tıbbi kayıtların karşılaştırılması, bilirkişi incelemeleri ve gerektiğinde feth-i kabir işlemi soruşturmanın başvurabileceği yöntemler arasında yer alıyor.
ÖLÜMÜN NEDENİ VE OLASI SORUMLULUKLAR ARAŞTIRILIYOR

Kozinoğlu dosyasında yürütülen yeni soruşturmanın temel amacı, cezaevindeki ölümün koşullarını bütün yönleriyle ortaya çıkarmak ve varsa cezai sorumluluğu bulunan kişileri somut deliller üzerinden belirlemek. Ölümün tıbbi nedenleri, acil müdahale ve sevk süreci, olay sonrasındaki adli işlemler ile tanık anlatımlarının birbirleriyle uyumu soruşturma makamlarınca değerlendirilecek. Şüphelilere yöneltilebilecek suçlamalar ve dosyanın dava aşamasına geçip geçmeyeceği ise savcılığın toplayacağı deliller, bilirkişi ve Adli Tıp raporları ile şüpheli ifadelerinin tamamlanmasının ardından netleşecek.




