BAŞBAKAN Yardımcısı Sayın Bülent Arınç, Akif Beki ile yaptığı söyleşide 'Yüzde 50 bizden nefret ediyor” dediler. Ben de kendilerine günaydın olsun diyorum. Zira 2002'de iktidara gelirken 'Üç Y” ile yani yasak, yolsuzluk...

BAŞBAKAN

Yardımcısı Sayın Bülent Arınç, Akif Beki ile yaptığı söyleşide “Yüzde 50 bizden nefret ediyor” dediler. Ben de kendilerine günaydın olsun diyorum. Zira 2002’de iktidara gelirken “Üç Y” ile yani yasak, yolsuzluk ve yoksullukla mücadele edeceğiz diyerek iktidar olmuşlardı. Elbette dürüst insanlara hiçbir sözümüz olamaz, onları tenzih ederim. Ama lütfen 3 Y kaldı mı? Bu üç Y ile birlikte daha neler olmadı ki?

Ülkemizde her şey berbat edildi. Bir de üstüne üstlük çok güzel işler yapılıyormuşçasına konuşuluyor. İşin en acı yönü ise dindar denince eskiden insanlarımızda bir saygı oluşurdu. Şimdilerde ise farklı gözle ve düşüncelerle bakılıyor. Bizim inançlarımızla dahi oynandı. Sanki güzelim İslam Dinimiz sadece ve sadece türbandan ibaretmiş gibi yanlış bir algı oluşturulmak istendi. Her işi türbana bağladık. Türban din simsarlarının elinde siyasetin malzemesi haline geldi. Bırakınız türbanı camilerde dahi siyasi protokol oluşturuldu. Biliniz ki türban, cami, din, iman denilmişse mutlaka bir suçun örtülmesini gördük.

Acaba “yüzde 50 bizden niye nefret ediyor” diye önce bu soruyu sormamız gerekir. Hiçbir devlet adamı acılı bir vatandaşa “Buraya gel İsrail d….” der mi? Sayın Arınç bu sizin gözünüzün önünde olan bir olay. Dışarıda ise yerde yatan acılı vatandaşa Başbakanlık müşaviri en hassas yerine yani hayalarına hınçla tekme üstüne tekme yağdırıyor. Bir de gidip kendine doktor raporu alabiliyor. Bunlar nasıl işlerdir Sayın Arınç. Bu yüzde “50’yi zor zapt ediyorum, ben de 1 Milyon insan toplarım” sözleri nasıl sözlerdir? Maalesef hep sakat işlerin altında yandaşlar çıktı. “İyi öldüler” ve “bu işin fıtratında var” sözleri nasıl sözlerdir?

Bir Suriye ve Orta Doğu politikanız var ki sizleri siyasete kazandıran Erbakan Hocanızın kemiklerini sızlatıyor. Zira, İsrail ve Batılı sömürgeci katillerle tam bir paralellik arz ediyor. Gerçekten Erbakan yaşasa ve iktidarda olsa sizin bu politikanızın tam tersini uygulardı. İsraf her alanda, oysa Müslüman israf etmez. Dinimiz israfı şiddetle men eder.

Eleştiriye tahammül yok. Yandaş medyayı izliyorum. İnanın o kadar hakaretler ve iftiralar yapılıyor ki saymakla bitmez. Bunlar daha önce beraber olduklarına dahi öyle hakaretler yapıyorlar ki bu kadarda olmaz dedirtiyor insana. Daha önceki arkadaşlarına “Hergele” diyorlar. Daha neler neler. Sıkışınca da “millet bize oy veriyor” diye kaçamak bir cevap veriyorlar. MHP ve CHP’ye linç derecesinde saldırı, HDP’nin en ağır hakaretlerine çıt yok. Partinizin belediye hizmet binasını güpegündüz koruyamayıp, yakılmasını seyredenler bölgeye binlerce polisle gidebilenler, bir de kalkmış Ortadoğu’ya şekil vermekten bahsediyorlar. Bu bir hayaldir. Hem de ülkemizi maceraya sürükleyen, sonu karanlık bir yoldur.

Her şeyimizle oynandı. Tabeladaki TC’den dahi rahatsız oldular. Sorulunca da “Tabelaya sığmıyor” diye kaçamak bir cevap verdiler. Yani doksan yıldır sığıyordu da siz gelince mi sığmadı? Doğru, sizin gönlünüze sığmadı. Cumhuriyetle, milli kahramanlarımızla uğraşılmak istendi. Vatandaş gittikçe yoksullaşırken, birileri büyük servetler edindi. İşin içinden çıkılamayınca da “Bunlar şantaj, montaj “ türünden tevil yollara sapıldı. Yanlışlar anlatmakla bitmez. Maalesef her şeyi berbat eden bir iktidar var karşımızda ama çok güzel işler yapıyormuşçasına konuşuluyor. Keşke öyle olsaydı, biz de alkışlasaydık.

Yine de Sayın Bülent Arınç’ ı kutluyorum, geç de olsa samimi bir itirafta bulundular. Eğer bu yanlışlar devam ederse millet nefret değil, bu defa iğrenmeye de başlar.