Her mesleğin ya da yapılan işin bir etiğinden söz edilir. Bizde 'Etik” sözcüğü henüz yeterince özümsenip benimsenmiş değil. Ama bunun yerine, çok daha çarpıcı olan 'Ahlak” kelimesini kullanıyoruz. Bu sözcük çok daha ağır...
Her mesleğin ya da yapılan işin bir etiğinden söz edilir.
Bizde “Etik” sözcüğü henüz yeterince özümsenip benimsenmiş değil.
Ama bunun yerine, çok daha çarpıcı olan “Ahlak” kelimesini kullanıyoruz.
Bu sözcük çok daha ağır anlamlar taşımasına rağmen, ahlaklı olma kaygısıyla hareket etme yerine, her alanda olmadık ahlaksızlıklara imza atmaktan geri durmuyoruz.
Tüm bu rezillikleri yaparken.
Utanmıyor.
Sıkılmıyor.
Yüzümüz bile kızarmıyor.
Birçok suçlu, güvenlik güçlerinin arasında elleri kelepçeliyken bile, pişmiş kelle gibi sırıtabilmekteler.
Son yıllarda bazı suçlamalarla karşı karşıya kalanlar da, siyasi kutuplaşmanın tavan yapmasından da yararlanarak, hem soruşturulmayı, hem de yargılanmayı, siyasi görüşlerinden dolayı böyle bir muameleyle karşı karşıya kaldıklarını söyleyerek, işin içinden sıyrılma uyanıklığı içine girebiliyorlar!
İdeolojik körlüğün fanatizmine yelken açmış olanlar da, bu oyuna gelip, adliye önlerinde, yargılananları desteklerken, yargıçlara da veryansın edebiliyorlar.
Siyasetin bir sanat olduğu söylenir.
Her sanatta olduğu gibi, siyasetin de etik kuralları olmalı.
Bu kurallara da, bizim tanımlamamızla, ahlaki yaklaşmak gerekir.
Bizim kimi siyasetçilerimiz, meydanlara çıktıklarında palavra atarken, mangalda kül bırakmamaları bir yana, birbirlerine karşı olmayacak hakaretlerde, iftiralarda ve de suçlamalarda bulunabiliyorlar.
Olumluyu olumsuz.
Güzeli çirkin.
Doğruyu yanlış.
Hatta siyahı beyaz, beyazı da siyah göstermekte üzerlerine yok.
Kürsüde atıp tutarak yiğitlenmeleri ise bir başka alem!
Karşılıklı oturup konuştuğunuzda.
Çok narin ve nazikler.
Öylesine kibar öylesine sevecen ve sempatikler ki!
Dokunsan yıkılacak, ellesen incinecek, bir yerinden tutsan, kolu bacağı kırılacak gibi!
Sanırsınız ki, Galatasaray’ın unutulmaz amigosu Karıncaezmez Şevki.
Ama gel gör ki, o kürsüye çıkınca, aslanlar gibi kükremeleri yok mu?
İnanın insan şaşırıp kalıyor!
Bu trajikomik duruma, güler geçer misin, yoksa karalar bağlayıp ağlar mısın?