ULUSLARARASI ilişkilerde, diplomasi dili çok önemlidir. İç siyasette, siyasetçilerin birbirlerine dönük söylem biçimiyle, uluslararası ilişkilerdeki söylem biçimi çok farklıdır. Farkı, diplomatların konuşmalarındaki yavaşlıktan anlamak...

ULUSLARARASI

ilişkilerde, diplomasi dili çok önemlidir.
İç siyasette, siyasetçilerin birbirlerine dönük söylem biçimiyle, uluslararası ilişkilerdeki söylem biçimi çok farklıdır.
Farkı, diplomatların konuşmalarındaki yavaşlıktan anlamak mümkün.
Neden yavaş konuşuyorlar?
Düşünüyorlar.
Her sözcüğü tartıyorlar da ondan.
İç siyasette öyle mi?
Özellikle bizde, herkes birbirine olmadık suçlamalarda, karalamalarda hatta hakaretlerde bulunabiliyor.
Son yıllarda, özellikle Cumhurbaşkanımız herkese meydan okumakla meşguldü.
Bu yüzden de, toplum olarak bizden kaynaklanmasa da, Cumhurbaşkanımızın şahsına ve üslubuna dönük bir tepkiyle yüz yüze kalıyorduk.
Sayın Erdoğan, başbakanlığı döneminde, bir çıkışı hariç, bu kadar agresif değildi.
Uluslararası ilişkilerinde, üslup bakımından oldukça dikkatliydi.
Beştepe Külliyesi'nin görkeminden midir, nedendir bilinmez, üslubu oldukça sertleşti.
Hani bir atasözümüz vardır:
"Öfkeyle kalkan zararla oturur."
Bu öfkenin zararı Cumhurbaşkanımızın yanından teğet geçse de, ülkemize ve ülke insanımıza büyük zararlar verdiğini söylememizde yarar var.
ABD, AB, Suriye ve Irak yönetimlerine, bir ara Rusya’ya dönük sert çıkışların nelere mal olduğunu hep birlikte gördük!
Özellikle Alanya olarak bu sıkıntıyı büyük ölçüde yaşadığımız gibi yaşamaya da devam ediyoruz.
Ama çok şükür.
Sayın Erdoğan son günlerde üslubunu oldukça kontrollü bir biçime dönüştürme gerçekçiliğini gösterdi.
Rusya ile aramız limoniden güllük gülistanlığa dönüşmeye başlarken, AB’ye ve diğer ülkelere dönük çıkışlarında da, diplomasi dilini kullanmaya özen göstermesinin ürünlerini yavaş yavaş almaya başladığımızı söyleyebiliriz.
Bu değişimin esvabı mucizesinin ne olduğunu bilmek zor ama sayın Devlet Bahçeli’nin yani MHP’nin başkanlık sistemine destek vermesinin, bu olumlu gelişmeye ve de değişime katkıda bulunduğunu söylemek mümkün.
Sayın Erdoğan, fiilen başkanlığını sürdürmesine ve Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım’ın da başbakanlık konusunda ısrarlı olmaması ve Sayın Erdoğan’a vefa borcunu sonuna kadar ödemeye devam etme kararlılığında olmasının da rahatlığıyla Cumhurbaşkanımızın sakinleşmesi ülkemiz ve ülke insanımızın geleceği bakımından hayati önem taşımakta.
Umarız, bu üslup ve bu politika aynen devam eder.
Umarım Alanyalı Dışişleri Bakanımız Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun yapıcı, uyumlu ve uzlaşmacı medeni çıkışları ve uluslararası arenadaki saygınlığından çok daha fazla yararlanmak için, Sayın Erdoğan ve Yıldırım’ın Çavuşoğlu’na çok daha fazla hareket alanı tanıyarak, Çavuşoğlu’nun çok daha etkin olmasına katkıda bulunurlar.
Bu sayede de, çevremizi düşmanlarla sarmalamaktan vazgeçip, dostlarla donatırız.