Devlet, milletin oluşturduğu kurumsal bir yapı. Devletsiz milletler yaşamlarını sürdürebilirken, milletsiz bir devlet düşünülemez! Devlet, millet için mi yoksa, millet devlet için mi sorusu, saçmalık! Devleti kutsama geleneği nereden kaynaklanıyor...
Devlet, milletin oluşturduğu kurumsal bir yapı.
Devletsiz milletler yaşamlarını sürdürebilirken, milletsiz bir devlet düşünülemez!
Devlet, millet için mi yoksa, millet devlet için mi sorusu, saçmalık!
Devleti kutsama geleneği nereden kaynaklanıyor olabilir?
Devlet adamlarının kendilerini önemsemeleri ve topluma da bunu benimsetebilmeleri için.
Devlet memuru bir bakıma devletin görevlendirdiği kişi.
Devlet adamı ya da memuru, devletin kendisi değil, sadece devleti temsil eden kişidir.
Bu temsil, bir ömür değil, belli bir süreci kapsar.
Devlet adamı ya da devlet memurunun temel görevi, millete hizmet etmektir.
İnsanoğlu gelişmesini, toplu yaşamaya geçip iş bölümü yaparak tamamlayabilmiştir.
Toplu yaşamada iş bölümü kaçınılmazdır.
Bir doktorun, öğretmenin, valinin, çöpçünün, işçinin, siyasetçinin, subayın, erin, astsubayın, paşanın, bakanın, Cumhurbaşkanı ve Başbakanın, iş bölümü anlamında hiçbir farkları olamaz.
Fark, toplumdaki statüsü ve sosyal konumu ve yaşam standardıyla ilgilidir.
Geleneğimizde, önemli görevlerde bulunan bürokratlarla ilgili anlamlı bir söz vardır, “Gelen ağam giden paşam” yani, gelenle giden arasında fark olmaz.
Bunları farklı kılan, bilgi birikimleri, deneyimleri, kişilikleri ve de topluma dönük katkılarıdır.
Tabii ki bazı mesleklerin hem zorluğu, hem de belli imkanları elinde bulundurma anlamında, çekici yanları vardır.
Bir devlet memuru hangi makamda bulunursa bulunsun, asli görevine yoğunlaşmaz, belli bir ideolojinin dar kalıpları içine girer ve belli bir keyfilik içinde, bulunduğu mevkii bir güç olarak kullanırken, bu gücü kendisine mal edip, toplum üzerinde bir baskı aracı olarak kullanmaya kalkarsa, bu bir kurumsal yapının bozulması, kokuşması ve de yozlaşması anlamına gelir.
Bu tür bürokratların tasfiyesi, kurumu zaafa uğratmaz bilakis kurumu bozulmaktan, kokuşmaktan ve yozlaşmaktan kurtarır.
Türk toplumu oldum olası bazı mesleklere hatta üniformalara hem saygı gösterir hem de çok önem verir.
Öyle üniformalar vardır ki, en sıradan bir insana bile çok ciddi karizma kazandırır.
Tıpkı ordu mensuplarının üniforması gibi.
Aslında kişiye saygınlık kazandıracak olan üniforma değil, bilgi birikimi, deneyimi ve kişiliğidir.
Bir ata sözü bunu çok güzel izah etmekte, “Kişi mevkii ye göre değer kazanmaz, mevkii kişiye göre değer kazanır.
Türkiye, bulundukları mevkii ile değer kazanmaya çalışan boş ya da art niyetli beyinler yerine, bulunduklar mevkii ye değer üstüne değer katacak beyinlerle bezendiğinde, tüm sorunlarımızın üstesinden geleceğimize yürekten inanabiliriz.