Demokrasi, kültür işi, aynı zamanda bir yaşam biçimidir. Asgaride demokrat olan birisi, empati yapar ve iç içe olduğu her alanda etik değerlere, fair play'e yani dürüst davranışa sahip çıkıp uygular. Demokrasilerde siyasi partiler ve...
Demokrasi, kültür işi, aynı zamanda bir yaşam biçimidir.
Asgaride demokrat olan birisi, empati yapar ve iç içe olduğu her alanda etik değerlere, fair play’e yani dürüst davranışa sahip çıkıp uygular.
Demokrasilerde siyasi partiler ve siyasetçiler iktidar olup belli rantları ele geçirmek ve bunu destekçilerine peşkeş çekmek için değil, ülkeyi ve ülke insanını en iyi şekilde yönetip kalkındırma kaygısıyla siyaset yaparlar.
Monarşilerde bile demokrasi gelişerek yerleşebilmiştir.
İngiltere, İspanya ve diğer benzeri Avrupa ülkelerinde olduğu gibi! Demokrasi, salt seçimlerin yapılması demek değildir.
Laik cumhuriyetin ve hukuk kurallarının tam ve eksiksiz bir biçimde işlediği, yasama ve yürütmenin vesayet altına girmediği bir rejimdir.
***
Bizim ülkemizde, toplumun kendi iç dinamikleriyle aşağıdan yukarı ortaya çıkardığı bir köklü değişim ve devrim anlayışı olmamış, her şey yukarıdan aşağı birilerince bir biçimde yanlış doğru, deneme yanılma metoduyla kotarılmaya çalışılmıştır.
Darbe geleneğimiz Osmanlı mirasıdır.
Padişahlar da alaşağı edilip öldürülebilmiştir.
O dönemde de bürokratik oligarşi yönetimin her kademesinde etkin rol üstlenmekteydi.
Darbeci gelenek, demokrasi karşıtı çıkışlar, bugün de devam etmekte.
***
Bizim toplumun bir kesimi, olta balık ikramında sürekli balığı tercih etmiş, hazır yemenin kolaycılığına kaçmıştır.
Bugün de siyasi yapıların peşine fanatikçe takılmalarının nedeni bu.
Bir güce yaslanıp o gücün nimetlerinden yararlanmak, ya da mevcut güç bu ülkeye ve bu ülke insanına ne kadar büyük hizmetler verirse versin, o gücü alaşağı edip, mensubu bulunduğu, eteğine yapıştığı gücü egemen bir güç haline getirmek, bu sayede de gücün nimetlerinden yararlanmanın hesabı içinde olanlar var.
***
Vatan millet sevgisinin sözünü edip, özünde kişisel çıkarlarının peşinde koşan uyanıklar öylesine örgütlü, öylesine cazgırlar ki, onların sesleri hep yüksek perdeden çıkmakta.
Bunlar kaostan yararlanmakta, bulanık suda balık avlamanın peşindeler.
Bugün Türkiye’de, darbeye teşebbüs ettiği iddia edilerek tutuklanıp yargılanan yüzlerce kişi var.
Demokrasiyi benimsemiş bir toplumda, demokrat bir kişi, nasıl olur da, bu yargılanan kişileri belli bir genelleme içinde ele alıp, peşinen suçlu ya da suçsuz ilan edebilir mi?
Bürokraside yer aşmış memurlar, yasamaya ve yürütmeye rest çekip bildiklerini okuyabilir, ülkeyi krize sürükleyebilecek kararların ve uygulamaların altına imza atabilirler mi?
Bizde bunlar olabiliyor.
***
Türkiye’de uzun yıllar boyu, demokrasi oyunu oynanmaktaydı.
Dört ya da beş yılda bir, yasamayı oluşturma adına milletvekili seçimi yapılıyor sonra parlamento kendi içinden yürütmeyi yani Başbakanı ve Bakanları tespit ediyor.
Yürütmenin başında da Demokles’in kılıcı gibi, MGK ve Anayasa Mahkemesi ve diğer özerk kurumlar var.
MGK da, askerlerle siviller ülkenin geleceğine kara verirken, birinin belinde silah diğerinin elinde ise kalem var.
Çok daha önemlisi, bir ülke için hayati kararlar alacak olan bir yapıda, ülkenin güvenliği ile ilgili konuların dışında alınacak her tür kararda, bilim adamları, uzmanlar yerine askerlerin bulunması kadar saçma ne olabilir ki?
Şahsen ben, asker bir millet olmaktan çok, üreten zengin bir milletin oluşturduğu, en ileri teknolojiyle donatılmış, güçlü bir ordusunun olmasından yanayım.
***
Mevcut iktidarın ajandasında ileriye dönük gizli nelerin olabileceğini bilmemiz, bu konuda fikir yürütebilmemiz için, kahin olmamız ya da bir sürü komplo teorileri üretip bunlardan birsini benimsememiz gerekir.
Bugün için görebildiğimiz tek şey, Türkiye dünyaya açılarak, rekabet etme becerisini göstererek kalkınıp gelişiyor.
Demokratikleşme konusunda da, bürokratik oligarşiyi ve darbeci geleneği kırma adına dik durarak, demokrasinin önünü açma çabasında.
Şahsen benim için en önemli konu bu.
İktidarın kaygı yaratan, ürküten bazı kararları ve uygulamaları ise, bugün için bir ayrıntı ama yarınlarda benim için de tepki gösterebileceğim bir konu haline gelse de, bugün için atılan olumlu adımların yanında bu kaygıların o kadar önemli olmadığı kanısındayım.
***
12 Haziran seçimlerine az bir süre kaldı.
Türkiye çok kritik bir süreçten geçiyor.
Bütün şer odakları, darbeciler, terör örgütleri, mafya ve tüm çıkar grupları, belli bir seferberlik içine girmiş kaos ortamı yaratmanın özel çabası içindeler.
Demokratik hak arama adına bir sürü eylemler peş peşe gündeme gelmekte.
Toplumu huzursuz ve ileriye dönük umutsuz olması için her türlü rezillik sergileniyor sergilenmeye de devam edecek gibi görünüyor.
Siyasiler oy kaygılarına dayalı olarak olmayacak vaatlerde bulunup birbirlerine hakaretler yağdırarak, karalayıp suçlayarak, halk nezdinde küçük düşürmeye çalışmaktalar.
İstisnasız hepimiz, bu rezil duruma dur diyecek sabrı ve sükuneti koruyarak, ileriye dönük beklentilerimize ışık tutabilecek bir siyasi yapıya, parti fanatizminden uzak durarak oyumuzu vermek zorundayız.