20. yüzyılın ikinci yarısına damgasını vuran siyasetçilerimizin başında gelen Süleyman Demirel'i de kaybettik. Millet olarak, uzun yıllar iyi ve kötü günlerimizin baş mimarları olan, farklı kişiliklere ve dünya görüşlerine sahip,...

20.

yüzyılın ikinci yarısına damgasını vuran siyasetçilerimizin başında gelen Süleyman Demirel’i de kaybettik.

Millet olarak, uzun yıllar iyi ve kötü günlerimizin baş mimarları olan, farklı kişiliklere ve dünya görüşlerine sahip, Türk siyasetine yön vermiş Alparslan Türkeş, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan’dan sonra Süleyman Demirel’i de kaybetmenin üzüntüsü içindeyiz.

40 yıla yakın bir süre, bu ülkede yedi kere başbakanlık, bir defa da Cumhurbaşkanlığı yapmış, defalarca şu ya da bu biçimde muhalefete düşmüş, darbeleri yaşamış, tutuklanmış bir devlet adamından söz ediyoruz.

1946’dan 1960 darbesine kadar, Rahmetli İsmet İnönü liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisi ile, Rahmetli Adnan Menderes liderliğindeki Demokrat Parti kutuplaşması, 1960 sonrasında İnönü-Demirel, sonrasında Ecevit–Demirel şekline dönüşmüştü.

1983 sonrasında Rahmetli Turgut Özal’ın iki dönem başbakan, sonra da Cumhurbaşkanı olmasıyla kutuplaşma Süleyman Demirel-Turgut Özal arasında geçmeye başladı.

Aslında bu süreçte ana muhalefet partisi SHP lideri rahmetli Erdal İnönü olmasına karşın, Demirel üçüncü parti konumundayken bile Özal’a karşı muhalefette çok daha etkindi.

Demirel bu etkinliği sayesinde kısa bir süre sonra iktidar koltuğuna otururken, SHP üçüncü parti durumuna düşmüştü!

Bu süreçle ilgili daha önce anlattığım bir anımı tekrar aktarmakta yarar görüyorum.

SODEP-HP birleşmesi sonrasında Erdal İnönü ile Aydın Güven Gürkan Kastamonu’ya gelmişti.

Yemekte tam karşılarında oturuyordum.

Aramızda şöyle bir konuşma geçti.

-Sayın genel başkanım, siyaseten stratejik bir hata yapıyoruz.

- Ne gibi?

- İktidardaki ANAP kan kaybediyor. Bizse, iktidarın en güçlü adayı ana muhalefet partisiyiz. Ama karşımızda Demirel gibi kurt bir siyasetçi var. Biz Özal’a ve ANAP’a karşı muhalefet yaparken, Demirel tehlikesini düşünmeden, ona hizmet ediyoruz. Bu politikamızı sürdürdüğümüz taktirde, Demirel iktidara gelirken biz de ana muhalefet partisi konumumuzu da kaybedip üçüncü parti durumuna düşebiliriz.

- İlginç. Biz bu konuya hiç böyle bakmamıştık. Ama iş işten geçti, bu politikaya angaje olmuş durumdayız.

- Öyleyse üçüncülüğümüz hepimize hayırlı olsun.

Seçim sonrasında benim dediğim çıktı ve DYP birinci, ANAP ikinci, SHP yani biz de üçüncü parti olduk. – DEVAM EDECEK -