Küresel iş piyasalarında devam etmekte olan krizin etkisi ile 200 milyona ulaşan işsiz sayısının, 2016 yılında 206 milyon kişiye ulaşması beklenmektedir. Durağan olmayan ve sürekli olarak artış gösteren işsizlik oranları; çalışma hayatına...
Küresel iş piyasalarında devam etmekte olan krizin etkisi ile 200 milyona ulaşan işsiz sayısının, 2016 yılında 206 milyon kişiye ulaşması beklenmektedir. Durağan olmayan ve sürekli olarak artış gösteren işsizlik oranları; çalışma hayatına yeni girecek gençleri olduğu kadar, istihdamdaki bireyleri de olumsuz etkilemektedir. Kriz sebebi ile küçülme yoluna giden firmaların bireyleri işten çıkarmaları; istihdamdaki bireyleri, işlerini kaybetme korkusu ile karşı karşıya bırakmaktadır. Dünya işgücü yapısına ve özelliklerine bakıldığında ise genel olarak işgücünün büyük çoğunluğunun, ekonomisi tarıma dayalı yoksul ülkelerde yoğunlaştığı görülmektedir.Bu nedenle istihdamın tarım sektöründe daha fazla olduğunu söylemek mümkündür. Ancak bu da niteliksiz işgücü yığılmalarına sebep olmakta ve dünya işgücünün, tam nitelikli işgücü olmaktan uzak olmasına sebep olmaktadır. Bunun yanısıra dünya işgücünün büyük bir kısmını kadınların oluşturması ve özellikle geleneksel toplumlarda, kadınların üzerine çalışma yaşamı dışında daha geleneksel rollerin (annelik, ev hanımlığı, vb.) yüklenmesi sebebiyle pek çok kadının, çalışma hayatı dışarısında kalması sözkonusudur.
Bir diğer sorun ise; ülke ekonomilerinin büyüme oranlarının, ihtiyaç duyulanı karşılamakta yetersiz kalması olmaktadır. En iyimser tahminlere göre; 2016 yılında %4 ekonomik büyüme gerçekleşse dahi işsiz sayısının 200 milyondan 206 milyona çıkması, ekonomik büyümenin yetersizliğini ve işsizliğin ne derece ciddi bir sorun olduğunu göstermektedir. Kaldı ki küresel iş piyasalarının durumu göz önüne alındığında; %4'lük büyümenin gereğinden fazla bir iyimserlikten öteye gidemeyeceği görülmektedir. Bu durumda ekonominin gösterebileceği en yüksek ve gerçekçi büyüme oranının %2 olduğu varsayılırsa; işsizliğin daha büyük boyutlara ulaşacağı görülmektedir. Rakamlar oldukça büyük ve korkutucudur. Böyle bir düzen içerisinde, istihdamdaki bireyler için de durum son derece endişe verici olmaktadır. Dünyanın her yerinde, kötü çalışma şartları altında çalışan ve günde 2$’dan daha az bir gelir ile geçinen insanlar bulunmaktadır. Birçoğu gelişmekte olan ülkelerde yaşayan bu insanların sayısı, 910 milyon kişiyi bulmaktadır. Bu insanların dünya işgücü piyasasındaki oranı ise %30 olmaktadır. Dünya işgücü piyasası içerisinde yüzde otuzluk paya sahip olan bu grup, Küresel İstihdam Eğilimleri Raporunda "Working poor" yani "Çalışan Fakirler" olarak ifade edilmektedir. 2006 yılından 2011 yılına kadar, çalışan fakirlerin oranında sürekli düşüşler meydana gelse de, bu oranın %30’un altına hiç düşmemesi, tüm dünya ülkeleri için büyük bir sorun oluşturmaktadır. Öyle ki bu grubun varlığı, toplumsal kalkınmanın ve toplum refahının sağlanması açısından da engelleyici bir rol oynamaktadır. Türkiye için konuşmak gerekirse, çalışan fakir sayımızın Avrupa ülkelerine kıyasla çok daha fazla olduğunu tahmin etmek ne yazık ki çok güç olmamaktadır. İnsanların vermekte olduğu geçim mücadelesi, kötü ve sosyal güvenceden yoksun çalışma koşulları ile birleştiğinde ortaya; ülke geleceği açısından korkunç bir tablo ortaya çıkmaktadır. Daha önce defalarca dile getirmiş olduğum gibi ekonomik verilerin, insanların duygu durumları üzerinde doğrudan etkileri bulunmaktadır. Öyle ki gelecek kaygısı, iş stresi, geçim sıkıntısı gibi sosyo ekonomik problemler; ruh sağlığı giderek bozulan bireylerin ve dolayısı ile toplumların başlıca sebepleri arasında yer almaktadır. Bu nedenle daha sağlıklı bir toplum geleceği için; çalışma şartlarının, asgari geçim düzeyinin, ücretlerin ve sosyal hakların farklı alanlarda uzman kişilerden oluşan heyetler tarafından, çok boyutlu bir şekilde ele alınarak incelenmesi ve sonuç odaklı çözümlerin üretilmesi son derece faydalı olacaktır. İşsizlik ve geçim kaygısı yalnızca ekonomik bir sorun değil aynı zamanda psikolojik, sosyal, kültürel, siyasi ve de derhal çözümlenmesi gereken bir sorundur!