Alanya’nın turizmde yüksek yatak kapasitesine ulaşmasına rağmen fiyat rekabeti, her şey dahil sistemi, tur operatörlerine bağımlılık ve turistik konutların çoğalması nedeniyle gelir ve nitelik sorunuyla karşı karşıya kaldığını savunan Demirtaş, “Bu fiyatla turizm ne kadar sürdürülebilir?” sorusunu gündeme taşıdı.
Alanya turizminin yaklaşık 75 yıllık hikâyesi bugün yeni bir tartışmanın merkezinde. 1950’lerde Damlataş Mağarası ile başlayan, 1980’lerden sonra kitle turizmi ve büyük konaklama yatırımlarıyla hızlanan sektör, bugün 156 bini aşan yatak kapasitesine sahip dev bir yapıya dönüşmüş durumda. ALTİD'in 31 Aralık 2024 verilerine göre Alanya'da 477 tesis, 72 bin 755 oda ve 156 bin 160 yatak bulunuyor. Bunların 97'sini 5 yıldızlı oteller oluştururken yalnızca bu tesislerdeki yatak kapasitesi 77 bin 784'e ulaşıyor.
Ancak Demirtaş’a göre sorun artık kaç turist geldiğinden çok, turistin hangi fiyatla geldiği ve destinasyonda ne kadar ekonomik değer bıraktığı.
ALMANYA'DA ALANYA TATİLİ YAKLAŞIK 400 EURO
Demirtaş, sosyal medya hesabındaki değerlendirmesinde Almanya'da bir markette karşılaştığını söylediği tatil kampanyasını örnek gösterdi. Kampanyada Alanya'da yaklaşık bir haftalık tatilin uçak bileti, havalimanı transferi ve her şey dahil konaklamayla yaklaşık 400 euroya pazarlandığını belirten Demirtaş, bu rakamın konaklama sektörünün maliyetleri açısından sorgulanması gerektiğini söyledi.
Demirtaş, paket içindeki uçuş ve transfer maliyetleri ayrıldığında otelin payına kalan tutarın oldukça düştüğünü öne sürerek özellikle kış dönemindeki büyük kapasiteli tesislerin düşük fiyatlarla oda doldurmaya çalıştığını anlattı.
Eski bir acenta kontrat yöneticisi olduğunu belirten Demirtaş, geçmişte “bingo”, “rulet” veya “no name” olarak adlandırılan satış sistemlerinde turistin hangi otelde kalacağını bilmeden belirli bir yıldız kategorisinde paket satın alabildiğini, tur operatörlerinin daha sonra rezervasyonları uygun fiyat veren tesislere dağıttığını söyledi.
“ALANYA EN DÜŞÜK FİYATLI BÖLGELERDEN BİRİ HALİNE GELDİ”
Demirtaş'ın değerlendirmesinin merkezinde Alanya'nın fiyat üzerinden rekabet etmesi bulunuyor. Belek, Lara, Side ve Kemer gibi Antalya destinasyonlarıyla kıyaslama yapan Demirtaş, geçmişte de Alanya'nın tur operatörleri açısından daha düşük fiyatlı bölgeler arasında yer aldığını ifade etti.
Oda arzının yüksekliği de bu tartışmada önemli bir yer tutuyor. Alanya'da 156 bin 160 turistik yatağın bulunması, özellikle düşük sezonda tesislerin doluluk için yoğun rekabete girmesine neden olabilecek büyüklükte bir kapasite anlamına geliyor.
Demirtaş'a göre yüksek kapasite, tur operatörlerinin pazarlık gücüyle birleştiğinde oteller üzerinde fiyat baskısı oluşturuyor.
“UCUZ DESTİNASYON” MODELİ SORGULANIYOR
Alanya'nın bugün karşı karşıya bulunduğu tartışma aslında yeni değil. ALTSO'nun konaklama sektörünün gelişimini inceleyen çalışmasına göre kent, 1950'lerde Damlataş Mağarası'nın öne çıkmasıyla sağlık amaçlı iç turizmle tanıştı. 1960'lı yıllardan sonra doğal ve tarihi değerleriyle yabancı ziyaretçilerin ilgisini çekmeye başladı. 1970'lere kadar ise kentteki turistik yatak sayısı 1000'in altındaydı.
1980'lerden itibaren turizm teşvikleri, serbest piyasa politikaları ve artan yabancı ziyaretçi talebiyle tablo tamamen değişti. Küçük motel ve pansiyonların ağırlıkta olduğu yapı zamanla on binlerce yatağa sahip büyük ölçekli kitle turizmi destinasyonuna dönüştü.
Bugün gelinen noktada tartışılan temel konu ise bu büyümenin ekonomik niteliği.
TÜRKİYE TURİZMDE BÜYÜYOR, TARTIŞMA GELİRİN NİTELİĞİNDE
Türkiye genelindeki rakamlar turizmin ekonomik büyüklüğünün artmaya devam ettiğini gösteriyor. TÜİK'e göre Türkiye'nin turizm geliri 2025'te yüzde 6,8 artarak 65,2 milyar dolara ulaştı. Ülkeden çıkış yapan ziyaretçi sayısı da yüzde 2,7 artışla 63,9 milyon oldu. Geceleme yapan ziyaretçilerin gecelik ortalama harcaması 100 dolar olarak hesaplandı.
2025'te ziyaretçilerden sağlanan gelirin yaklaşık 18,2 milyar dolarlık bölümünü paket tur harcamaları oluşturdu. Bu veri de Demirtaş'ın işaret ettiği tur operatörü ve paket tur modelinin Türkiye turizmindeki ekonomik ağırlığını ortaya koyuyor.
2026'nın ilk çeyreğinde de Türkiye'nin turizm geliri yıllık bazda yüzde 4,2 artarak yaklaşık 9,9 milyar dolar olarak gerçekleşti.
Dolayısıyla Türkiye genelindeki büyüme ile Demirtaş'ın Alanya özelinde dile getirdiği düşük fiyat tartışmasını birbirinden ayırmak gerekiyor. Ülke turizm gelirindeki artış, her tesisin veya her destinasyonun aynı ölçüde kârlı olduğu anlamına gelmiyor.
HER ŞEY DAHİL MODELİNİN ÇIKMAZI
Demirtaş, yaklaşık 400 euroluk paket üzerinden yaptığı hesaplamada uçuş, transfer ve diğer giderlerin çıkarılmasının ardından konaklama için kalan bedelin çok düşük seviyelere gerileyebildiğini savundu.
Özellikle personel, elektrik, su, yiyecek, içecek, bakım ve yenileme maliyetlerinin arttığı bir dönemde düşük oda fiyatlarının hizmet kalitesini baskılayabileceğini söyleyen Demirtaş, fiyat rekabetinin sonunda destinasyonun tamamına zarar verebileceğini öne sürdü.
Bu noktada Demirtaş'ın verdiği hesapların kendi değerlendirmesi olduğu, yaklaşık 400 euroluk tek bir kampanyanın Alanya'daki bütün otellerin fiyatını veya maliyet yapısını temsil etmediği de belirtilmeli. Paket fiyatları seyahat tarihi, çıkış havalimanı, tesis, kontenjan, charter anlaşmaları ve tur operatörünün ticari politikasına göre değişebiliyor.
OTEL DIŞINDA BÜYÜYEN İKİNCİ TURİZM PAZARI
Demirtaş'ın dikkat çektiği bir başka konu ise yabancılara satılan konutlar ve kısa süreli kiralama pazarı.
Antalya bu alanda Türkiye'nin en önemli merkezlerinden biri. TÜİK'e göre 2025 yılında Türkiye genelinde yabancılara 21 bin 534 konut satıldı. Antalya 7 bin 118 satışla İstanbul'un ardından ikinci sırada yer aldı. 2024 yılında Antalya'daki yabancılara konut satışı 8 bin 223 olarak gerçekleşmişti.
Demirtaş, özellikle Alanya'da yabancıların satın aldığı konutların ve turistik kiralamaların klasik otel müşterisinin bir bölümünü konaklama sektörünün dışına taşıdığını savunuyor.
Ancak kısa süreli kiralamalar artık tamamen denetimsiz bir alan değil. 2023'te kabul edilen 7464 sayılı kanunla konutların 100 gün ve daha kısa sürelerle turizm amaçlı kiralanmasında izin belgesi zorunluluğu getirildi.
“ALMAN EVİNDE OTURSA DAHA FAZLA HARCAR” TARTIŞMASI
Demirtaş'ın çıkışının ekonomik özeti ise turist sayısından ziyade destinasyonda kalan para üzerinden okunuyor.
Her şey dahil paketle çok düşük fiyat üzerinden gelen ziyaretçinin konaklama, yeme-içme ve bazı hizmetleri otelde karşılandığı için restoran, kafe ve diğer şehir esnafına yapacağı harcamanın sınırlı kalabileceği uzun süredir sektörün tartıştığı başlıklardan biri.
Buna karşılık ev veya apartta konaklayan ziyaretçinin market, restoran, ulaşım ve diğer günlük ihtiyaçlarını kent içinden karşılaması yerel ekonomide farklı bir harcama dağılımı oluşturabiliyor. Ancak “evde kalan turist kesin olarak daha fazla harcar” sonucuna ulaşmak için Alanya özelinde güncel ve karşılaştırılabilir kişi başı harcama verisine ihtiyaç bulunuyor.
Demirtaş'ın değerlendirmesi de esas olarak bu çelişkiye işaret ediyor: Oteller konut turizmini rakip olarak görürken, çok düşük fiyatlı her şey dahil paketlerin kent esnafına bırakılan geliri sınırlaması ayrı bir sorun yaratıyor.
ALANYA'NIN GELECEĞİNDE FİYAT DEĞİL DEĞER TARTIŞMASI
Alanya'nın turizmde geldiği aşama, yalnızca “daha fazla turist” hedefinin yeterli olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor. 1970'lere kadar 1000'in altında turistik yatağa sahip olan kent bugün 156 binin üzerinde yatağı bulunan dev bir destinasyon.
Demirtaş ise çözümün sürekli fiyat kırmak yerine ürün ve hizmet kalitesini yükseltmekten, kültür turizmini geliştirmekten, profesyonel yönetim ve dijital pazarlamayı güçlendirmekten geçtiğini savunuyor. Gazipaşa-Alanya Havalimanı'nın daha etkin kullanılması ve uluslararası uçuşların artırılmasını da Alanya açısından önemli görüyor.
Ortaya çıkan tablo Alanya turizminin yaklaşık 75 yıllık yolculuğunda yeni bir dönüm noktasına işaret ediyor: Damlataş'la başlayan turizm hikâyesi önce kitle turizmine, ardından dev yatak kapasitesine ulaştı. Bundan sonraki tartışma ise kaç kişinin geldiğinden çok, Alanya'nın bir turistten ne kadar ekonomik ve sürdürülebilir değer üretebildiği üzerinde yoğunlaşıyor.




