Dünyada her alanda ve her sektörde bir sürü marka var. Otomotivden tutun beyaz eşyaya uzanan, her tür ürünün farklı konumlandığı ve farklı kalitelerle, farklı hedef kitleye hitap eden marka çeşitleri var. Markayı marka yapan, daha doğrusu...
Dünyada her alanda ve her sektörde bir sürü marka var.
Otomotivden tutun beyaz eşyaya uzanan, her tür ürünün farklı konumlandığı ve farklı kalitelerle, farklı hedef kitleye hitap eden marka çeşitleri var.
Markayı marka yapan, daha doğrusu çekici kılan ürünün kalitesidir.
Kalite de fiyatı belirler.
Olaya bu açıdan baktığımızda tabii ki, Alanya turizm anlamında bir marka.
Bu markanın kalitesini belirleyen temel unsurları sıralarsak:
Tarihi doku şahane.
Doğal güzellikler mükemmel.
Her yerde ki gibi bizim de denizimiz var.
Deniz için gerekli güneş fazlasıyla mevcut.
Sahil şeridi oldukça fazla, kumumuz ise fena sayılmaz.
Demek ki, doğayla ve tarihle ilgili marka kalitesi bakımından, rakiplerimize göre, büyük ölçüde ciddi avantajlara sahibiz.
Bizim kalitemizi olumsuz yönde etkileyen unsurlar ne?
Tesislerimizin eskiliği.
Ulaşım zorluğu.
Esnafın turiste dönük olumsuz tavırları.
Restoranların, otellerin ve diğer işletmelerin personellerinin turiste dönük tavrı, işyerine girene kadar çok çirkin ve itici, içeriye giren turistler açısındansa mükemmel.
Demek ki sorun işyerinin içinde değil dışında yani kapıda.
Sayın Başkan’da bu konuya parmak basıyor ve önümüzdeki yıl bu çirkinliğe müsaade edilmeyeceğinden söz ediyor.
Aslında bu sorun yıllardır devam edip gidiyor.
Başkan da yıllarca bu sorundan söz edip sürekli şikayetlerde bulundu, hem de bazı işyerlerine ciddi meblağlara varan cezalar kesti.
Sonuç sıfır.
Bakın sayın başkanımız Hasan Sipahioğlu bu konuda neler söylüyor:
"Bunca eksiğimize rağmen Alanya’yı tercih eden turistlere tatillerini zehir etmek isteyen kişilere asla taviz vermeyeceğiz. 2004'te alınan meclis kararlarını daha sıkı uygulayacağız. Vitrin uygulaması için esnafa 1 Mart 2012 tarihine kadar süre veriyoruz. Ondan sonra denetimler artacak."
“Tüm uyarılarımıza rağmen ne yazık ki bazı işletmeciler para hırsından veya kendi özel sebeplerinden dolayı tatil için Alanya’ya gelen insanlara çok farklı muameleler yaparak tatillerini zehir ediyor.
Son günlerde artış gösteren ‘Marka olamadık’ kavgaları fiziki yatırım eksikliğinden değil, insan popülasyonunun, entelektüel yapının ve hizmet kalitesinin rayına oturmamasından kaynaklanıyor. Gelen turistin tatilini zehir etme gayretinde olursak kaybeden yine biz oluruz.”
Sözün kısası, Alanya’da yerli ve yabancı turisti canından bezdiren en rezil şey, çığırtkanlık.
Başkan Alanya’da renkli parke furyasını hayata geçirdi. Minibüs terörünü önledi. Halk otobüslerine kalite getirdi ama bir türlü bu çığırtkanlarla ve hanutçularla, bir de motosiklet terörüyle bazı otellerdeki müzikli gürültü kirliliğiyle baş edemedi.
Tüm bu sorunların sorumlusu sadece yerel yönetimler ve güvenlik güçleriyle bürokrasi mi?
Kesinlikle hayır.
Biz de toplum olarak bu olumsuzlukların en başta gelen sorumlularıyız.
Toplum olarak duyarsızız. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyor, çirkinliklerden rahatsız olduğumuz halde duyarsız kalıyoruz.
15-18 yaşlarındaki çoluk çocuk mahalle aralarında motosikletleriyle cayırtı koparıp gürültü kirliliği yaratırken biz de bu rezilleri ve turistlere laf atan çığırtkanları sadece seyrediyoruz.
Umarız önümüzdeki yıl bu beladan da kurtuluruz!