Olay aslında 'Ben geliyorum” diyordu. Günler önce 'Hiç dayağımızı yemedi” demişlerdi, hem de çalıştığı gazetenin önünde, gazete binasına saldırarıp, camları kırarak. Bir başka zat da 'Seni istersek ezeriz” türünden...

Olay aslında “Ben geliyorum” diyordu. Günler önce “Hiç dayağımızı yemedi” demişlerdi, hem de çalıştığı gazetenin önünde, gazete binasına saldırarıp, camları kırarak. Bir başka zat da “Seni istersek ezeriz” türünden tehdit ederek konuşuyordu televizyonlarda. İşin ilginç yönü ise, bu şahısların üstüne üstlük iktidar partisinin milletvekilleri olması. “Dişini tırnağını sökeriz” mealinde medya patronunu da tehdit ediyordu. Bu şahıs bir dönem malum bölücü partide güya siyaset yapmış, oradan AKP’ye transfer edilerek milletvekilliği de hediye edilmişti. Zatı muhterem akşamları kanallarda endam olarak atar tutar. Her neyse. Kendilerinin yanlışlarını dosdoğru olarak eleştirdiği için hedef haline gelmişti. Hatta malum “Havuz medyası”nın birinde de kendisinden hep “Hergele” diye söz edilirdi. Hani şu program çıkışı evinin önünde gece vakti darp edilerek, kaburgaları ve burnu kırılan Hürriyet Gazetesi Yazarlarından Ahmet Hakan’dan bahsediyorum. Saldırı sadece Ahmet Hakan’a değil, onun şahsında tüm muhalif medyaya yapılmıştır.

Kardeşim, söylediklerini beğenmeyebilirsiniz, çıkar görüşlerinizi delikanlıca söyler, kamuoyunu aydınlatırsınız. Yok hakaret varsa, her zaman gerekli gereksiz yaptuğınız gibi mahkemeye başvurursunuz. “Trafik tartışması” süsü vererek yapılanlar asla kabul edilemez. Hele “İleri demokrasilerde” ve “Yeni Türkiye’de”. Ha, “Yeni Türkiye”den kastınız bu ise o zaman durum değişir.

Malum medyaya bakıyorum da, göstermelik ve gayrısamimi olduğu besbelli kınamalar türünden geçiştirmeler.

Bu olay hiç yakışık olmamıştır. Zira saldırganların içerisinde AKP üyeleri var, üstüne üstlük geçmişte de yüz kızartıcı suçlar kapsamına giren işlemler var. Apar topar ihraç edilmeleri elbetteki doğrudur ama olay hiç de hoş değildir. Yaklaşan seçimlerde AKP açısından kötü bir görüntüdür. Saldırganlar acaba bir yerlerden yönlendirilmiş olabilirler mi?

Bir gazeteciye saldırmak acizliğin ifadesidir. Asla kabul etmek mümkün değildir. O nedenle lütfen herkes kendine gelsin. Farklı düşüncelerimiz olabilir. Ama bunu kaba kuvvete başvurmadan önce tartışarak çözmeliyiz, kavga ederek değil. İnşallah benzer olaylar yaşamayız.

Demek ki birileri seçimlerde istediği neticeye ulaşabilirse asıl sen o zaman “Seyret cümbüşe”, yolda giderken normal vatandaşa “Gel bakalım, sen darbe yapacakmışsın, örgüt kurmuşsun, hükümeti devirmek için darbe yapacakmışsın, devlet büyüklerine hakaret etmişsin vs.” Al sana ileri demokrasi veya yeni Türkiye. Geçen hafta MHP Çorum kadın kolları, broşür dağıtıp dinlenmek için parka oturduklarında sivil polisler gözaltına alıp karakola götürmek istiyor MHP’li bayanları, sebep de söylemeden. Defalarca sorulduktan sonra Başkomiser “Devlet büyüklerine hakaret” suçlamasının olduğunu söylüyor. MHP İl Başkanı Emniyet Müdürü’nü arayınca gözaltı işlemi olmuyor. Lütfen, ne oluyor beyler? Gazetecinin kaburgalarını ve burnunu kırmak, hangi parti olursa olsun bayanlara varıncaya kadar gözaltına alma teşebbüsü vs. Olmuyor ama hiç olmuyor. Lütfen herkes haddini bilsin. Yönetim şeklimizin Cumhuriyet olduğunu hatırlatırım.