Avrupa’da yüksek sıcaklıklara bağlı sağlık sorunları ve özellikle ileri yaştaki kişilerde yaşanan ölümler yeniden gündeme gelirken, Türkiye’de de sıcak havanın etkisini sürdürmesi bekleniyor. İklim değişikliğiyle birlikte sıcak hava dalgalarının daha sık, uzun ve şiddetli hale gelmesi, yalnızca güneş altında çalışanları değil; kronik hastalığı bulunan ve düzenli ilaç kullanan kişileri de daha hassas hale getiriyor. Dünya Sağlık Örgütü de aşırı sıcakların kalp-damar, solunum, böbrek ve ruh sağlığı sorunlarını ağırlaştırabileceğine öne çıkıyor.
BAZI İLAÇLAR SICAKTA RİSKİ ARTIRABİLİYOR
Prof. Dr. Şevket Özkaya, sıcak havalarda vücudun kendi sıcaklığını dengeleme mekanizmasının büyük önem taşıdığını belirterek bazı yaygın ilaçların bu sistemi etkileyebileceğini söyledi. Özellikle depresyon, anksiyete, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ile yüksek tansiyon tedavisinde kullanılan bazı ilaçların; sıvı kaybı, tansiyon değişiklikleri ve vücudun ısıyı uzaklaştırma kapasitesi üzerinde etkili olabileceğini ifade etti. Riskin kişinin yaşı, mevcut hastalıkları, kullandığı diğer ilaçlar ve sıcak ortamda ne kadar süre kaldığı gibi faktörlerle birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
VÜCUT SICAKLA NASIL MÜCADELE EDİYOR?

İnsan vücudu sıcaklık yükseldiğinde başta terleme ve cilt damarlarındaki kan akışını artırma olmak üzere çeşitli mekanizmalarla fazla ısıyı uzaklaştırmaya çalışıyor. Ancak uzun süreli aşırı sıcaklarda terlemeyle birlikte su ve elektrolit kaybı artabiliyor. Yeterli sıvı alınmaması halinde baş dönmesi, halsizlik, yoğun susama, baş ağrısı ve sıcak bitkinliği gibi belirtiler ortaya çıkabilirken, vücudun sıcaklığını kontrol edemediği sıcak çarpması acil müdahale gerektiren ciddi bir tabloya dönüşebiliyor.
TANSİYON VE KALP İLAÇLARINA DİKKAT
Özkaya, yüksek tansiyon tedavisinde kullanılan diüretikler, ACE inhibitörleri ve ARB grubu ilaçların sıcak havalarda özellikle dikkatle takip edilmesi gerektiğini belirtti. Diüretiklerin sıvı ve elektrolit dengesi üzerinde etkili olması, aşırı terlemeyle birleştiğinde susuzluk riskini artırabiliyor. ACE inhibitörleri ve ARB grubu ilaçlar da sıvı dengesi ve susuzluğa verilen fizyolojik yanıtlarla etkileşebiliyor. Beta blokerlerin ise cilde giden kan akışı ve vücudun ısıyı uzaklaştırma süreçleri üzerinde etkili olabileceği belirtiliyor.

TERLEMEYİ AZALTAN İLAÇLAR DA RİSK OLUŞTURABİLİR
Trisiklik antidepresanlar ile antikolinerjik özellik taşıyan bazı ilaçlar da sıcak havalarda yakından izlenmesi gereken gruplar arasında bulunuyor. Bu ilaçların bazıları terleme mekanizmasını baskılayarak vücudun doğal soğutma kapasitesini azaltabiliyor. Antikolinerjik etkiye sahip ilaçlar yalnızca ruh sağlığı alanında değil; Parkinson hastalığı, aşırı aktif mesane, bazı solunum yolu rahatsızlıkları ve alerjilerin tedavisinde de kullanılabiliyor. Bu nedenle risk değerlendirmesinde yalnızca ilacın hangi hastalık için kullanıldığına değil, vücuttaki etkisine de bakılması gerekiyor.
ÇOCUKLAR VE YAŞLILAR DAHA HASSAS

Sıcak havanın etkileri herkeste görülebilse de yaşlılar, küçük çocuklar, kronik hastalığı bulunanlar ve uzun süre dışarıda kalan kişiler daha yüksek risk taşıyor. İleri yaşlarda susama hissinin ve vücudun sıcaklığı düzenleme kapasitesinin azalabilmesi, mevcut kalp, böbrek veya solunum hastalıklarıyla birleştiğinde tehlikeyi artırabiliyor. Çocuklarda ise vücut sıcaklığının düzenlenme mekanizmalarının yetişkinlerden farklı olması ve oyun sırasında sıvı ihtiyacının gözden kaçabilmesi nedeniyle ebeveynlerin daha dikkatli olması gerekiyor.
İLAÇLAR DOKTORA DANIŞMADAN BIRAKILMAMALI

Uzmanların sıcak hava dönemlerine ilişkin en önemli uyarılarından biri, risk oluşturabileceği düşüncesiyle reçeteli ilaçların kişinin kendi kararıyla kesilmemesi veya dozunun değiştirilmemesi. Düzenli ilaç kullananların sıcak hava koşullarında tedavilerini doktorlarıyla değerlendirmeleri, olağan dışı baş dönmesi, belirgin halsizlik, bilinç değişikliği, idrar miktarında azalma veya ciddi susuzluk belirtileri ortaya çıkması halinde sağlık kuruluşuna başvurmaları öneriliyor. Sıvı kısıtlaması gerektiren bir hastalığı bulunan kişilerin ise ne kadar sıvı tüketmeleri gerektiğini mutlaka sağlık profesyonellerinden öğrenmeleri gerekiyor.
SICAKTAN KORUNMAK İÇİN NE YAPILMALI?
Sıcaklığın yüksek olduğu dönemlerde mümkün olduğunca günün en sıcak saatlerinde dışarı çıkmamak, ağır fiziksel aktiviteleri daha serin saatlere bırakmak, gölgede kalmak ve vücudu serin tutacak hafif kıyafetler tercih etmek önem taşıyor. Yeterli sıvı tüketimi de korunmanın temel unsurları arasında yer alıyor. Evlerde gündüz güneş alan pencerelerin perde veya panjurlarla kapatılması, gece sıcaklık düştüğünde ortamın havalandırılması ve özellikle yalnız yaşayan yaşlıların yakınları tarafından düzenli olarak kontrol edilmesi tavsiye ediliyor.

AŞIRI SICAK ARTIK BİR HALK SAĞLIĞI SORUNU
Sıcak hava dalgalarının etkisi yalnızca bireysel sağlık sorunlarıyla sınırlı kalmıyor. Uzun süre devam eden aşırı sıcaklar sağlık kuruluşlarına başvuruları artırabilirken enerji ve su sistemleri üzerinde de ek yük oluşturabiliyor. Kentlerde beton ve asfalt yüzeylerin gündüz depoladığı ısıyı gece boyunca yayması, sıcaklığın özellikle yoğun yapılaşmış bölgelerde daha uzun süre hissedilmesine yol açabiliyor. Bu nedenle aşırı sıcaklarla mücadelede bireysel önlemlerin yanı sıra erken uyarı sistemleri, sağlık hizmetlerinin hazırlığı ve risk grubundaki kişilerin takip edilmesi de giderek daha fazla önem kazanıyor.



