Tarihte, Avrupalıların 100 yıl, 30 yıl savaşı yaptıklarını, dolayısıyla birbirlerini maddeten ve manen perişan ettiklerini hayret ve üzüntü ile anımsamaktayız. Çünkü, savaşın iyisi, kötüsü olmaz, her savaş, ölüm, yıkıntı ve...
Tarihte, Avrupalıların 100 yıl, 30 yıl savaşı yaptıklarını, dolayısıyla birbirlerini maddeten ve manen perişan ettiklerini hayret ve üzüntü ile anımsamaktayız. Çünkü, savaşın iyisi, kötüsü olmaz, her savaş, ölüm, yıkıntı ve ekonomik sıkıntıyı beraberinde getirir. Devletimiz, zaman zaman bitme noktasına gelen, fakat bilahare yeniden dirilen PKK denilen bir terör örgütü ile Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizde savaşmaktadır. 1984 yılında Siirt'in Eruh ilçesinde jandarma karakoluna aniden yapılan bir saldırı ile başlayan bu mücadele 30 yıla yakın bir süredir devam etmektedir. Bugüne kadar gelip giden her hükümet elinden geldiğince savaşmış, fakat içte ve dıştaki yardım ve yataklık edenlerin himayesi ile bu sorun bu günlere kadar süregelmiştir. Bu süre zarfında binlerce şehit vermişiz, yüz binlerce dolar masraf etmişiz, pek çok köyü tehcire tabi tutmuşuz ama sonuç elde var sıfır olmuştur. Şimdi ise, işin daha fazla devam etmesinin ülkeye ve insanlarımıza çok pahalıya mal olacağı hususunda kesin kanaat hasıl olmuş ve iş çok ciddi bir şekilde ele alınmıştır. Çünkü, PKK dağdaki militanları ile vur-kaç şeklinde bir çok yerde karakollara taciz ateşi yapmakta, böylece asker veya polisimizi gafil avlayarak şehit etmektedir. Bu yetmemiş olacak ki, Siirt’te lokantaya giden 6 kızın sivil otosuna saldırarak 4 kızımızı şehit, 2 kızımızı da yaralamışlardır. Bu otoya uzun namlulu tüfeklerle 114 mermi ve 2 adet bomba atılmış, üçüncü bombayı atmak isterken bomba caninin elinde patlamış Allah’ın inayetiyle o cani de geberip cehennemi boylamıştır. Batman'da polis aracına ateş eden caniler, yoldan geçen 8 aylık hamile bir kadın ile 4 yaşındaki kızını da hedef alarak öldürmüştür. Hiç düşünebiliyor musunuz? Bu gözü dönmüş, kan akıtmak için pusu kuran, yollara mayın döşeyen örgüt, artık ne kız, ne kadın, ne çocuk, ne yaşlı, ne de hasta kişi tanımamakta, bu suretle şimdiye kadar yapılmayan bir kötü uygulamayı yapmak suretiyle ne denli bir hain, bir canavar olduğunu göstermiştir. Diğer bir husus ise, bu caniler artık Kürt vatandaşlarımızı da hedef alarak öldürmeğe başladılar. Artık, Kürt yazar, çizer, şarkıcı, tüccar, müteahhit gibi kişilerin üst düzeyden seslerini yükseltmelerinin zamanı gelmiştir. Zira, bunun sonunda silahın kendilerine çekileceğini akıllarından çıkarmasınlar. Kandil'de sıkıştılar, bunun acısını masum insanlardan çıkarıyorlar artık. Şehirlerde yuvalanan şakiler en olmadık yerde, en umulmayan bir yerde bombasını patlatmakta, bu suretle hem halka korku vermekte, hem bir çok masum insanın ölümüne neden olmakta ve hem de bir çok yerin, evin, iş yerinin tahribine sebep olmaktadır. Nitekim, Ankara’nın en kalabalık olduğu Kızılay semtinin Kumrular sokağında bir bomba patlatılmış, üç kişi şehit olmuş otuz küsur kişi de yaralanmış ve bir çok ev ve iş yeri yıkıma uğramıştır. Ankara Emniyet Müdürlüğü elemanları yollarda ve iş yerlerindeki güvenlik kameralarını inceleyerek bombacının eşkalini ve kimliğini tespit ederek, medyaya dağıtmıştır. Caninin yakalanması an meselesidir. Yine Bodrum’da bir bombacı suçüstü yakalanmış, böylece turizmi baltalayacak, bir çok masum insanın hayatına mal olacak bir eyleme mani olunmuştur. Hükümet askeri ile polisi ile bu kangren olmuş yarayı bitirmek için büyük bir hazırlık yapmaktadır. En zor ve en başarılması güç olan sorun, PKK militanlarının mezralardaki veya köylerdeki belli yerlere kaçarak kendisini gizlemesidir. Halk ile militanı ayırt edebilmenin ne kadar imkansız olduğun da görüş birliği vardır. İşte, mücadelede ön safhadaki asker ve polisimiz masumlarla katilleri birbirinden ayırt etmek için kılı kırk yarmaktadır. Asker ve polisimizin bu aktif mücadelesine Türk milleti olarak köylüsüyle, şehirlisiyle, okumuşu ile ve cahiliyle hepimizin pür dikkat bu canilerin ele geçirilmesinde yardımcı olmamız şart olmuştur, olmalıdır. Yoksa, her şeyi güvenlik güçlerinden beklemek işi hafife almakla eş değerlidir. Şimdi önümüzde Ankara örneği bulunuyor. Bu caniyi kim nerede görürse derhal polis, jandarma veya askeri birliklere haber vermesi en büyük vatandaşlık görevidir. Bu görevimizi bilelim ve bu sorunun halline karınca, kaderince yardımcı olalım diyor herkesi bu önemli göreve davet ediyorum.