İnsanoğlu, tarih boyunca, belli bir birlikteliği oluşturabilmek için, belli kimliklere özel anlamlar yüklerken, etkin olabilmek için de, bir düşman bulma yoluna gitmiştir. Tarihteki en büyük savaşlar, büyük kitleleri ilgilendiren, etnik dinsel...

İnsanoğlu, tarih boyunca, belli bir birlikteliği oluşturabilmek için, belli kimliklere özel anlamlar yüklerken, etkin olabilmek için de, bir düşman bulma yoluna gitmiştir.

Tarihteki en büyük savaşlar, büyük kitleleri ilgilendiren, etnik dinsel ve mezhepsel kimlikler üzerinden yapılmıştır.

Türkiye üzerinde de, bu tür kimlikleri kullanarak, belli birliktelikler yaratılmaya çalışılırken, bu birlikteliği güçlendirebilmek için de, karşıt kimlikler belli bir genelleme içinde düşman ilan edilebilmekte.

Etnik, dinsel ve mezhepsel farklılıkların çatışma alanına çekilmesi, geçen yüzyılın siyasi argümanıydı.

Büyük imparatorluklardan ulus devletlere geçiş bu çatışma sayesinde gerçekleşti.

Gelişmiş ülkelerde, vatandaşlık kimliği öne çıkarılarak, etnik, dinsel ve mezhepsel farklılıkların bir arada kardeşçe barış içinde yaşamaları sağlanırken, geri kalmış ya da gelişmekte olan ülkelerde, bu tür ilkel kimlik çatışmaları hala devam edebiliyor.

Çağımızın ideal anlayışı, bireylerin dünyalı ve insan olmaya odaklanması arayışı.

Özünde Kürt olmasına karşın, Türkçülüğün ve Turancılığın önderlerinden rahmetli Ziya Gökalp’ın dizeleri ilginç:“Vatan Türkler için ne Türkiye’dir, ne Türkistan..Büyük ve müebbet bir ülkedir Turan...” Ve;“Düşman ülkeleri yıkılıp harap olacak,Türkiye büyüyüp Turan olacak...”

Tabii ki, bir Türk olarak bizler, bu hamasi çıkışlardan belli bir duygusallık içinde ciddi anlamda etkilenerek belli hayaller kurma saçmalığı içine girdik.

Bu duygusal yaklaşımların ve ham hayallerin ne kadar yanlış olduğunu, bugün Kafkaslarda yer alan Türki devletler topluluğu dediklerimizin, Rusya ile, bağımsız devletler topluluğu içinde yer alıp, biz Türklerle aralarına koydukları mesafeden anlıyoruz.

Türkiye’de, özellikle son yıllarda, PKK terör örgütü belası yüzünden, belli bir genelleme içinde Kürt düşmanlığı pompalanmaya çalışılıyor.

Türkiye’nin Doğu ve Güney Doğusunda yer alan Kürt halkına karşın, İran, Irak ve Suriye’nin sınır boylarında da, o ülkelerin Kürt kökenli insanları yaşamakta.

Irak’ın işgal sürecinde, kuzeydeki Kürt oluşumu kimilerince bir tehlike olarak gösterilmeye çalışılması bir yana düşman olarak görenler bile oldu.Bugün Kuzey Irak Kürt yönetimiyle çok yakın ilişkiler içindeyiz. Bu ilişkiler, hem onların, hem de bizim çıkarımıza.

Bizi tedirgin eden, Kuzey Irak'taki PKK varlığı.– DEVAM EDECEK -