Ülke genelinde her alanda terör esiyor. Trafik terörü, akıl alacak gibi değil. Kazaların çoğu, dikkatsizlik, uykusuzluk aşırı sürat ve en önemlisi de tehlikeli solama. Düğün, asker uğurlama konvoylarındaki görüntüler ise, neredeyse trajikomik...

Ülke genelinde her alanda terör esiyor.
Trafik terörü, akıl alacak gibi değil.
Kazaların çoğu, dikkatsizlik, uykusuzluk aşırı sürat ve en önemlisi de tehlikeli solama.
Düğün, asker uğurlama konvoylarındaki görüntüler ise, neredeyse trajikomik bir hal aldı.
“Bir şey olmaz” güveni yüzünden, binlerce insan canından olurken, sakat kalanlarla mali kayıplar cabası!
“Takdiri ilahi” geleneği ise, dini bilmemekten kaynaklanıyor.
Araba ya da motosiklet kullanırken, “Bana bir şey olmaz” diyenden geçilmiyor.
Hele motosikletle kasksız, aile boyu kucak kucağa yolculuk yapanların cesaretine şaşıyorum.
Bu sıcak havada, bu yoğun trafikte, tek teker Arif’e özenen gençlerin bisikletlerini ve motorlarını, sanki büyük bir meziyet olarak görüp şaha kaldırmaları karşısında tüylerim diken diken oluyor.
Motosiklete binen gençler, kayak sporundaki slalom yarışlarına benzer biçimde arabaların arasından geçme deliliğini sergiliyorlar.
Ben mi çok korkağım, yoksa onlar mı çok cesur oldukları için, hayatlarıyla kumar oynayabiliyorlar!
Geçen gün evden çıktım caddede bir motosikletli önündeki aracı, daracık bir yerden geçmeye çalışırken bodosladı.
Allahtan önemli bir şey olmadı sadece devrildi.
Akşam eve dönüşte de Atatürk Caddesi’nde Begonvil’in yanı başında, kalabalık görünce yanaştığımda, yolun ortasında haşat olmuş bir motor, yanı başında da, boylu boyunca uzanmış bir genç, yerde can acısıyla kıvranırken bir elindeki mendille de, başından akan kanı durdurmaya çalışırken görünce, bu motosiklet terörünün bundan sonra çok daha can alacağı kesin.
İnsan popülasyonu konusunda her ülkede farklı değerlendirmeler var.
Bizim Başbakan nüfusu yeterli bulmuyor olmalı ki, herkesten üç çocuk yapmasını istemekte.
Halbuki, bir toplumun sayısından çok, o toplumun eğitim düzeyi, kültürü ve üretim gücü o toplumun başarısını ortaya koyar.
Rahmetli Türkeş, kemiyetten çok keyfiyetin öneminden söz ederdi.
“Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir.” sloganı da bize ait.
Her gün onlarca insanımız trafik canavarlığı yüzünden canından olurken, yüzlercesi de, sakat kalıp, bir ömür boyu hastane köşelerinde derman ararlarken, bu da bir nevi nüfus planlaması anlamına mı geliyor?
Alanya, diğer konularda olduğu gibi bu konuda da, sınıfta kalmaya devam ediyor.
Alanya’nın, yol, park ve ulaşım konusundaki nal toplamasının önüne ne zaman ve kimin geçeceğini bilmemiz bugün için imkansız gibi gözüküyor.
Biz hâlâ, “Batı girişi trafiğe açılsın mı açılmasın mı?” tartışmasıyla uğraşmaktan, temel sorunu bırakın çözmeyi, gündemimize almaya bile fırsat bulamıyoruz!