Değerli okurlar, yıllar boyu yazı yazmama karşın, son günlerde, ne haberleri dinleyesim, ne de yazı yazasım var. Şehit haberlerini duydukça, siyasetçilerin hala tribüne dönük açıklamaları karşısında kafayı yeme noktasına geldiğim için,...

Değerli okurlar, yıllar boyu yazı yazmama karşın, son günlerde, ne haberleri dinleyesim, ne de yazı yazasım var.

Şehit haberlerini duydukça, siyasetçilerin hala tribüne dönük açıklamaları karşısında kafayı yeme noktasına geldiğim için, üç gündür yazı yazmıyorum.

Ülkemiz ve ülke insanımız, çok kritik ve de tehlikeli bir süreçten geçiyor.

Böyle dönemlerde, sözler biter, icraata dönük eylem seferberliği başlar.

Bizde ise, ülkeyi yönetme adına yola çıkmış siyasi aktörler ve liderler, hala laf ebeliği ve demagoji yaparak geleceğe dönük oy devşirmenin hesabı içindeler.

Siyasilerin bu duyarsızlığı ve sorumsuzluğuna karşın, vatandaş olarak bizler, çok mu tutarlı bir tavır sergileyerek, belli bir dayanışma içindeyiz?

Maalesef, tutarsızlık konusunda siyasetçilerimizle yarış halindeyiz.

Etnik, dinsel ve mezhepsel, ideoloji ya da siyasi kutuplaşmaların fanatizminde bocalayan bir toplumdan söz ediyoruz.

Dünyalı ve insan olmaya odaklı bir üst kimliğe henüz yelken açabilmiş değiliz.

Her tür kimlik üzerinden bir birliktelik oluşturup, diğerlerini ötekileştirerek çatışma ortamı yaratıp, birbirimize üstünlük kurma ya da kendimizi ifade etme ilkelliği içine giriyoruz.

Her toplumda, her inançta ve her düşünsel açılıma sahip insanlar arasında iyiler de, kötüler de vardır.

Bu konuda bir genellemeye gitmek kadar yanlış bir şey olamaz.

Teröristlerin kuşatması altındaki bölgelerde, bireyin özgür davranmasının mümkün olmadığını 1980 öncesinden biliyoruz.

Doğu ve Güneydoğu'daki vatandaşlarımızın önemli bir bölümünün de, PKK terör örgütünün tutsağı durumunda olduğuna inananlardanım.

Barışı en çok onların istediği de anketlerden anlaşılıyor.

Kürt halkını PKK’dan kurtarabilmek için, Türk, Kürt ve diğer etnik unsurların birlikte hareket edip, güvenlik güçlerimize tam destek vermeleri gerekiyor.

Tabii ki son günlerde gündeme gelen, PKK’nın kalleşçe ortaya koyduğu eylemlerde verdiğimiz şehitler hepimizin kimyasını bozuyor.

Atalarımız öfkeyle kalkan zararla oturur demiş.

Alanya’daki eylemlerin fayda mı, zarar mı getirdiğini tartışacak değilim.

Yine de, eylemin faydaları ile zararlarını hatta ileriye dönük risklerini hesap etmemiz gerekir!

Ülkü Ocakları Başkanı Erhan Çınar ve Alanya Ülkücü İşçiler Derneği Başkanı Osman Gülmez’in açıklamaları ve halkı sağduyuya çağırmaları hem çok olumlu, hem de çok gerçekçi bir yaklaşımdı.

Kaymakamımız Hasan Tanrıseven ve Belediye Başkanımız Adem Murat Yücel’in, eylemin en yoğun ve provokasyona açık olduğu bir sırada kalabalığın önüne çıkıp onları durdurmaya çalışmaları takdire şayandı.

Eylemlerin gerekçesi ne olursa olsun, ne kadar haklı nedenlere dayanıyor olsa da, kalabalıklar içinde yiğitlenmeye kalkan, amigoluğa soyunarak şov yapmaya çalışan ya da özel olarak bu tür eylemlerin içine provokatörlerin katılabileceğinin de hesabı yapılmalı.

Alanya’daki eylemin Alanya’ya ve Alanya halkına ne kazandırdığını ya da neler kaybettirdiğini hepimizin hesap etmesinde yarar var.

Umarız ne ülke genelinde, ne de Alanya’da bir daha şehit haberleriyle karşılaşmayız ve terörü lanetleme adına da eylem düzenlemeye gerek kalmaz.