ÜLKEMİZDE, tıpkı ABD'de olduğu gibi, iki siyasi yapı yani, Demokratlarla Cumhuriyetçilerin yarışına benzer bir biçimde, bizde de, uzun yıllar Cumhuriyet Halk Partisi ile, Demokrat Parti çizgisinde iki alternatifli siyasi yapı arasında...
ÜLKEMİZDE
, tıpkı ABD’de olduğu gibi, iki siyasi yapı yani, Demokratlarla Cumhuriyetçilerin yarışına benzer bir biçimde, bizde de, uzun yıllar Cumhuriyet Halk Partisi ile, Demokrat Parti çizgisinde iki alternatifli siyasi yapı arasında bir tercihle karşı karşıyaydık.
MHP ve Milli Görüş çizgisi ise konjonktür el olarak kimi zaman öne çıkarken uzun bir süre bu iki ana çizginin dışında kalmışlardı.
ANAP da bir darbe sonrasında gündeme gelmişti.
Aslında bu parti dört eğilimin bir potaya taşınarak, siyasi kutuplaşmaların özellikle de çatışmaların bir ölçüde de olsa asgariye indirilmesi arayışıydı.
Bunda da büyük başarı sağlanmış, rahmetli Özal liderliğindeki ANAP ülkemize çok şey kazandırmıştı.
MHP iki kutuplu dünyada, komünizm karşıtlığına dayalı olarak oluşturulmuş, gençleri sahaya sürme adına milliyetçilik temel alınarak oluşturulmuş, askeri eğitime ağırlık verilmiş, demokrasiyi ve bilimi öteleyerek, inançlar üzerine inşa edilmiş bir ideolojiyle donatılmıştı.
Bu yapılanma o günün koşullarının bir ürünüydü.
Bugünün koşulları ise bambaşka bir mecraya taşındığı halde, MHP kendisini bir türlü yenileyemedi.
Parti içinde “lidere mutlak itaat” anlayışı ortadan kalkmış olmasına karşın, hala aynı anlayışı sürdürmeye çalışan siyasi aktörler var!
Hele hele ümmetçilikle milliyetçilik iki farklı ideoloji olmasına karşın, Türk-İslam sentezinde ısrar edilmesi anlaşılır gibi değil.
Milli Görüş çizgisi ise dünyevilikle ilgili bir devlet yapılanmasını yani laikliği amaçlaması gereken siyaset anlayışının uhreviliğe taşınarak anti laik bir çizgiye taşınmasının, daha basit bir tanımlamayla, dinin siyasete alet edilmesi nedeniyle, böyle bir yapının çağdaşlığından söz etmek oldukça zor.
Bu yanlışlığı dış politikamızda görmek mümkün.
İnanç bağlamında şekillenen duygusallığın ağır bastığı bir uluslararası ilişki yüzünden dünyada giderek yalnızlaşıyoruz.
Bu iki yapı ilerisi için ne topluma ne de bu yapı içinde uzun yıllar yer almış kişilere bile yeterince umut vermediği, hatta belli kaygılara neden olduğu için, tercih anlamında HDP de PKK terör örgütünün bir parçası olmaya devam ettiğinden dolayı, seçmen olarak tek seçeneğimiz olarak CHP’nin kaldığını söylememiz mümkün.
Tabii bu, AK Parti'den umudu kesip, yerine mevcutlar içinden hangisini koymamız gerektiğini düşündüğümüzde, CHP’nin de pek tutarlı bir çizgide olduğunu söylemek mümkün değil.
CHP düşünsel anlamda, sürekli oradan oraya savrulurken, çok farklı çizgilerdeki devşirme beyinlerle, yeni bir yapılanma arayışını bir türlü tamamlayabilmiş değil!
Bugün için, büyük ölçüde, merkez sağ ve merkez solda, tutarlı siyasi yapılanmalara çok ciddi ihtiyaç olduğu ortada.