Çankaya Köşkü ilk kez Turgut Özal'ın zamanında halka açılmıştı. Köşkü görmek isteyenler haftasonlarında giderek içini, dışını gezme imkanına kavuşmuştu. Abdullah Gül de bu sene Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunu köşkte verdi...
Çankaya Köşkü ilk kez Turgut Özal’ın zamanında halka açılmıştı. Köşkü görmek isteyenler haftasonlarında giderek içini, dışını gezme imkanına kavuşmuştu. Abdullah Gül de bu sene Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunu köşkte verdi ve davetlilerin eşleri ile birlikte gelmeleri istendi. Gelenler arasında türbanlı eşler de vardı. Askeri erkan, eşleri ile bu davete icabet ettiler. Böylece, bilhassa Ahmet Necdet Sezer’in koyu taassubu sonucu köşke alınmayan türbanlı eşler rahatlıkla köşke çıktılar. Ne askeri erkan, ne sivil bürokratlar en ufak bir rahatsızlık duymadılar. Bu husus bir Türkiye gerçeğidir, bunu herkesin kabul etmesi gerekir. 28 Şubat'ın dayatması olan, türbanlı kızlarımız artık üniversiteye gidebiliyorlar. Bu madalyonun bir yüzü. Bir de diğer yüzü var ki, onu da yazmadan geçemeyeceğim. 1960 yılından itibaren ülkemiz 4-5 askeri darbe ile sarsıldı. Kılıçdaroğlu, "Darbelerden en çok CHP zarar gördü" dese de gerçek hiç de öyle değil. DP, 14 mayısta iktidar olduktan itibaren, CHP lideri Milli Şef İsmet İnönü’nün çok kırıcı, yıpratıcı ve yıkıcı muhalefeti ile karşılaşmıştır. Eski bir kumandan, İstiklal harbinin galip komutanlarından olan İnönü’nün askerler üzerinde büyük bir saygınlığı vardi. 1960 yılına doğru gelindiğinde, İnönü gerçeği o kadar öne çıkmıştı ki, eğer samimi olarak darbeye karşı olsaydı kimbilir 27 mayıs darbesi olmaz, bir başbakan ile iki bakanı asılmazlardı. İnönü’nün meclis kürsüsünden "Şartlar tamam olursa ihtilal mübah olur" söylemi, askerlere verilen bir komut olarak algılanmış oldu ki, o darbe gerçekleşti. Darbecilerin, "Sayın İnönü, korumamız altındadır" şeklinde bildiri yayınlaması da Askerlerin İnönü hakkındaki görüşlerini yansıtmaktadır. Darbe, hiçbir kişi ve partiye karşı değildir diye beyanatta bulunmalarına rağmen, tamamen DP'liler hakkında uygulanmıştır. Neden CHP hakkında bir kovuşturma yapılmamıştır? Hatta DP'lilerin Yassıada'da yargılanmalarında bir çok CHP'li tanık olarak dinlenmiştir. Bu durum karşısında CHP İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı’nın, ordu komutanı ve yanındaki subaylara hitaben "Sizin korumanız gereken cumhuriyete biz sahip çıkıyoruz" sözü, CHP'nin hala darbelerden medet beklediğinin su yüzüne çıkması değil midir? CHP, 2007 yılında yapılan yürüyüşlerden ders almamış olmalı ki, 29 Ekim günü aynı yolu deneyerek, halkı polis ile karşı karşıya getirmiş bulunuyor. Halkımız bu gibi hareketlerden hoşlanmıyor ve yapanları da sandıkta cezalandırıyor. AKP'nin iktidarda olmasına karşın, her seçimde oyunu arttırarak tek başına iktidar olması, muhalefetin bu provokatif eylemlerinin sonucu değil midir?