Olmamı istedikleri gibi değil, olmak istediğim gibi

Olmamı istedikleri gibi değil, olmak istediğim gibi "olmak", "istediğim gibi davranmak" istiyorum.
Evet, hatalarım olacak.
Belki geri dönüşü olmayacağını düşündüğüm yanlışlarım...
Eksiklerim, eksilerim...
Belki bir daha kolay kolay ya da asla yakalayamayacağım fırsatları, elimin tersiyle tıpkı bir tenis topu gibi ileri en ileriye fırlatacağım...
Yorulacağım, düşeceğim, güçsüz kalacağım, üzüleceğim
Kim bilir, belki de ağlayacağım...
Hıçkırırcasına... Kafamı yastığa, yorgana bastırırcasına hem de...
Düştüğümde tutacak bir el bulamayacağım belki de kafamın dikine gittiğim için...
İstediğim mesleği yaptığım zaman belki yapmam gereken mesleği, benden istenileni beklenileni yapmamış olduğum için daha az para kazanıyor olacağım.
Belirli bir plan program çerçevesinde çalışmam gerekecek evet ama bu plan ve programı kendim yapmak isteyebileceğim...
Kendimden küçük ya da büyük, hiç fark etmeksizin karşımdaki insana saygısızca davranmaya her zaman karşıyımdır; ama bazen, hele ki üzerime çok gelindiğini hissettiğimde her insan gibi benimde patlama noktamın olabileceği ihtimalini herkesin bilmesini isterim.
Ailemi seviyorum. Onlarla mutlu ve de huzurluyum. Bana çok ama çok iyi davranıyorlar; ancak sıkılıyorum. Ben onlarla birlikte oyun oynamak, muhabbet etmek, bir şeyler paylaşmak istiyorum. Bazen kalın bir kitaba onlarla aynı anda başlayıp onlardan önce bitirebilmek için heyecanlı bir yarışa girmek istiyorum; bazen de ailece farklı kitapları elimize alıp okumaya başladıktan sonra dinlenme saatimizde okuduklarımızdan anladıklarımızı paylaşabilmeyi diliyorum.
Sürekli peşimde dolaşan "Yemek ye evladım.", "Daha yemeğini bitirmedin.", "Nasıl acıkmazsın, olur mu öyle şey? Yiyeceksin!" diyen ebeveyn istemiyorum.
Annem veya babam, işten eve geldiğinde en azından 1 saatini bana ayırsınlar istiyorum. Çok mu şey istiyorum? Onlarla muhabbet etmek, gün içinde neler yaptığımı heyecanlı heyecanlı onlarla paylaşmak, onların duygu ve düşüncelerini kendi duygu ve düşüncelerimle karşılaştırmak istiyorum.
Evet Ali gibi Ayşe gibi Ahmet gibi başarılı olamayabilirim. Çalıştığım halde, kapasitemi zorladığım halde onlar gibi her sınavdan yüz alamıyor olabilirim; ama bu benim aptal olduğum anlamına gelmemeli... Ben, elimden geleni yaptığım için ailem tarafından gurur duyulan bir evlat ve göğüs kabartan bir öğrenci velisi olarak daima sevilmek isterim. Bir başkasıyla karşılaştırılmak, kıyaslanmak hiç hoş değil. Bu davranış, beni başarı yerine daima başarısızlığa ve özgüven eksikliğine iter. Keşke anne ve babam, bunu bilebilseler, anlayabilselerdi...
Beni kıyasladıkları kişi veya kişilerin kişisel özellikleri, olaylara olan yaklaşımları, ders çalışma stratejisi benimkinden elbette ki farklı olacak. Her birey kendine özgü değil midir, nihayetinde?
Anlayış istiyorum. Koşulsuz, şartsız sevgi, kabul görme ve düşüncelere saygı...
Beni dinlesinler istiyorum. Evet, beni dinlesinler. Benim bir birey olduğumun farkında olarak herhangi bir durum karşısında benim neler düşünebileceğimi de merak etsinler, sorsunlar, dinlesinler istiyorum. "Sus, her lafa karışmaz çocuk kısmısı. Çocuklar susarlar, öyle her şeye verecek cevabı da olmaz çocukların" diyen ebeveynler, çocuklarını gitgide körelttiklerini, baskıcı tutumlarıyla çocuklarını kendilerinden uzaklaştırdıkları gibi içe kapanık olmaya zorladıklarını da lütfen fark etsinler.
Arada sırada arkadaşlarım evimize geldiğinde odam dağılıyor. Evet, farkındayım. Misafirler gittikten sonra dağınık bir odayı görmekten, dahası toplamaktan hoşnut olmayacak olan kişi, yine annemden başkası olmayacak. Biliyorum; ama ne yapabilirim? "O eşyama elleme, onunla oynama, odama geliyorsan usluca ve sessizce otur hatta mümkünse hareket dahi etme." diyemem ki arkadaşlarıma. Denilmez ki, hiç hoş değil! Hem o zaman beni "Annesinin süt kuzusu", "Annesinin lafından çıkmayan ve bu yüzden de bir arpa boyu yol alamayacak bir kişi" olarak gören arkadaşlarıma cevabım ne olur? Susmak mı?
Arkadaş seçimlerim konusunda yanılabilirim, evet. Arkadaşlık kavramını oldukça saf ve temiz olarak gördüğümden herkese kolay kolay sırlarımı verebilir, herkesle her şeyimi gözüm kapalı paylaşabilirim. Aileme "yanlış arkadaş" olarak görünen kişi, bana "can ciğer kuzu sarması, can dost" olarak gelebilir. Bu konuda anlayış istiyorum. Düşeceksem kalkmayı kendim öğrenmeliyim, her zaman yanımda beni destekleyen, mütemadiyen arkamda bulacağım kişiler olmayacak ki... Hayat o kadar toz pembe değil ki... Böyle öğretilip, öğütlenmez mi hem?
Anne ve babam beni notlarımla değil, kişisel özelliklerimle hatta yeteneklerimle değerlendirseler keşke... Karneyi bir başarı göstergesi olarak değil de başarıya gitme de yalnızca bir basamak olarak görseler... Sınav önceleri "dünyanın sonuymuş" gibi hissetmeme neden olan maalesef ki sizlersiniz; anneciğim, babacığım. "Zor diye bir şey yok!" derken beklentilerinizi bana gizli bir yolla ifade etmeye çalışıyorsunuz. Bunun farkındayım. Stresle de olsa mücadelemi veriyor, en iyisi olabilmek için sınav önceleri gerek uykumdan gerekse yemek saatlerimden feragat edip çok çalışıyorum. Belki başarılarımla gurur duyar, beni daha çok seversiniz diye. Oysaki...
Anne ve babam, boşandılar. Bu durum beni mutsuz ediyor, ders çalışamıyor, konsantre olamıyorum. Uyularım kaçıyor, moralim bozuluyor. Annemin veya babamın bir başkasıyla evlenmelerini istemiyorum. Bunun düşüncesi bile beni deli ediyor, kabullenemiyorum. Adaptasyon sağlayamıyorum, hiçbir şeye. Keşke beni de anlasalar, biraz da olsa empati kurabilseler...
Hatalarım, yanlışlarım, eksilerim, eksiklerim... Tüm bunlar bana ait. Benim tercihlerim, benim seçimlerim, isteklerim. Düştüğümde kendi başıma kalkmayı, ayakta dimdik durmayı bilebilmeliyim. Bunları hata yapmadan öğrenemem. Sizleri elbette ki dinleyeceğim. Sizler bana en güzel modelsiniz lakin ben de kendi hatalarımı görerek bir daha yanlışa düşmemeyi öğreneceğim. Lütfen beni anlayınız.
Sevgili anne ve babalar; yukarıda yazdıklarım, aslında çocuklarınızın sizlere söylemek istedikleri, söylemeye çalıştıkları, söylemeye korktukları ya da çekindikleri, zaman zaman bastırdıkları iç sesleri, zaman zaman da başarısız olmalarına sebep olan en temel etkenlerden yalnızca birkaçıdır diyebiliriz. Çocukları üzerinde baskıcı, otoriter ve yıkılmaz kurallara sahip olan ebeveynler, ne yazık ki çocuklarının içe kapanık, silik, özgüveni olmayan, her türlü sorun karşısında ağlayarak ya da hırçınlaşarak çözüm arayan, sessiz, sakin, tabir-i caizse kabuğuna çekilmiş kişiler olmasına neden oluyorlar. Evet, anlıyorum. Belki bunu isteyerek yapmıyorlar, farkında değiller; ancak bu durumun son nerece ciddiye alınması gereken bir durum olduğunu altını çizerek belirtmek istiyorum. Özellikle hafta sonu yapılacak olan Yüksek Öğretime Giriş Sınavı (YGS) öncesi, çocuklarınızın daha relaks, daha mutlu olmalarına önem veriniz. Unutmayın başarı yalnızca tek bir kıstasa bağlı değildir. Çocuğunuz, size yaradan tarafından bahşedilen mucizevi bir lütuf. Hatalarıyla, yanlışlarıyla, artılarıyla eksileriyle o sizin çocuğunuz. Sizden bir parça. Lütfen anlayışlı olmaya özen göstererek onların yanında olunuz. Tüm öğrencilere başarılar diliyorum. Keyifli hafta sonları...